ZİHİN KONTROL GRUP

ZİHİN KONTROL GRUP

17 Ekim 2011 Pazartesi

Bilgi Savaşı

Beyin sürekli değişip, güncellenebilen, milyonlarca bilgiyi aynı anda işleme becerisine sahip yaşayan bir bilgisayar gibidir. Yapısını anlamak, kendimizi anlamaktır. Beyin pek çok biçimde bozulabilir ve bu bozukluk ruhsal hastalıklarla sonuçlanabilir. Dolayısıyla beyni oluşturan unsurları, nasıl çalıştığını, nasıl korunacağını, nasıl güncelleyip en az hasarla düzgün bir şekilde çalıştıracağımızı bilmek zorundayız. (http://www.beyinrehberi.com/ExPage3.asp)

Beyin hala tam anlamıyla çözülemeyen bir organdır. Onu kontrol etmek bir insanı kontrol etmek demektir.

Prof. Dr. Selim Şeker’e göre beyin, dışarıdan yapılabilecek elektromanyetik müdahalelerle yönlendirilebilecek, elektronik bir sistem olarak değerlendirilmelidir.(Özkaya, 2003, sy.75)
Beyin işlevlerini yerine getirirken pek çok etmene bağlı olarak çalışır. Dışarıdan gelen her türlü uyarım beyin fonksiyonlarının yerine getirilmesi bakımından oldukça önemlidir. Elektromanyetik müdahalelerde beyni olumsuz etkiler ve bu durumda farklı amaçlı kullanılabilir.

Özellikle beynin kontrolü amacıyla Tesla’dan itibaren pek çok çalışmalar yapılmıştır ve yapılmaya da devam etmektedir. Şeker, bu konuda yapılan çalışmaların eskilere dayandığının ancak modern anlamdabilinen çalışmaların 2.Dünya Savaşında yenilen Almanya’nın bilim adamlarının Rusya ve ABD’ye götürülmeleriyle başladığını ifade etmektedir.

Ancak, zihin kontrol deneyleri konusunda günümüz çalışmalarının ilham kaynağı,çalışmalarını 1969 yılında kitabında yayınlayan İspanyol Dr. Jose Delgado’dur. (Şimşek, 2005, sy.22) Delgado yayınladığı kitabında; "Duygu ve ifadelerin elektronik olarak insan beynine nakledilmesi olanaklıdır ve insanların tek bir düğmeyle robotlar gibi kontrolü olanaklıdır" ifadesini kullanmaktadır.

Delgado kafasındaki sistemi; "Yakin bir gelecekte insanların insansız makinelerle bir radyo komünikasyon sistemi ve elektronik devre ile takviye edilmiş bir beyin aracılığı ile yönetilmesi mümkün olacaktır" şeklinde fikirlerini açıklamaktadır.

(Özkaya)“Elektronik gözetim amacıyla, beynin konuşma merkezindeki elektrik faaliyetler,kurbanın sözlü düşüncelerine çevrilebilir. Kulağı devre dışı bırakarak, ses haberleşmesinin dogrudan beyne gitmesini sağlayarak, Uzaktan Nöral Denetim,şifrelenmiş işaretleri, beynin işitme korteksine gönderebilir. NSA ajanları bunu,paranoid şizofreninin karakteristiği olan işitsel halisünasyoları taklit ederek,kurbanların gizli olarak takatini kesmek için kullanabilirler. Kurbanla herhangi birtemas olmaksızın, Uzaktan Nöral Denetim, bir kurbanın beynindeki görsel korteksteki elektrik faaliyetlerini planlayabilir ve kurbanın beynindeki tasvirleri (görüntüleri) bir videonun monitöründe gösterebilir. NSA ajanları kurbanın gözlerinin gördüğü her şeyi görürler. Görsel hafıza da görülebilir. Uzaktan Nöral Denetim gözleri ve optik sinirleri atlayarak (devre dışı bırakarak), doğrudan görsel kortekse görüntü gönderebilir. NSA ajanları, beynin programlama gayesi için, gözetim altındaki kişi REM uykusunda iken, onun beynine gizlice görüntü yerleştirmek için bunu kullanabilirler.”

Bu konuda yapılan çalışmalar uzun bir süre, yapan ülkeler tarafından gizli tutulmuştur. Konu hakkındaki ilk belge ise, 1977 yılında İnsan Kaynakları Komitesi Sağlık ve Bilim Araştırmaları Alt Komitesi tarafından hazırlanan raporda, CIA zihinkontrol araştırmaları listesinde MKDELTA, MKULTRA, MKNAOMİ,MKCHKWIT ve MKOFTEN projelerinden bahsedilmesi gösterilebilir.(Keith, 2006,sy.71)

Beyinlere çok farklı biçimlerde müdahale etmek mümkündür. Yapılan çalışmalarda arenadaki bir boğa vücuduna yerleştirilen çipler vasıtasıyla beyninin öfke ve huzur merkezlerine elektrik verilmesi suretiyle, bir kumandanın tuşuna basılarak öncesaldırgan daha sonra uysal bir hale sokulmuştur, ya da bir kedi, psiko-motor olarak adlandırılan gazlarla, beyninin korku bölgesinin aktif hale getirilmesi suretiyle bir fareden bile korkması sağlanmıştır.(Özkaya, 2003, sy.60-62)

Mikrodalga silah endüstrisinin en son gelişmeleri konusunda öne sürülenler ise ürkütücüdür. Tüm internet ve cep telefonları ağının mikrodalga silah endüstrisininetkisi altına girdiği söyleniyor. İddiaya göre, bu teknolojide meydana gelen yeni gelişmelerle artik insan beyni dalgalarının klonlanması söz konusu oluyor.

EEG sinyallerinin içindeki kızgınlık, nefret, kıskançlık, depresyon korku gibi duyguların dalga boylarının tespit edilip bilgisayar aracılığıyla izolasyonu gerçekleştirildikten sonra, seçilen duygu dalgasının başka bir insan beynine klonlanmasının mümkün olabileceği söyleniyor. Mikrodalga silahlarının geliştirilmesinin ilk aşaması beyne yerleştirilen mikro devreler aracılığıyla beynin kontrolü ve yönlendirilmesi olmuş, yani elektronik aracılığıyla beyne fiziksel müdahale yollarının araştırılması teknolojik olarak mikrodalga silahların geliştirilmesini sağlamıştır. (Özkaya, 2003, sy.84-85)

1930’larda Hess’in kullandığı, beynin içine çok ince teller sokularak bunların dışarıda kalan uçlarına da, “uyarıcı-alıcı” (stimoceiver) denilen kibrit kutusu büyüklüğündeki cihazlar yerleştirilerek, beynin bu cihazlar yardımıyla uyarılması sağlanıyordu. Günümüz teknolojisinde ise bu iş, 1-2 santimetre boyundaki küçük çiplerle fazlasıyla yerine getirebilmektedir. (Şimşek, 2005, sy.22)

Hatta çağımızda teknolojinin, çip veya beyne sokulmuş elektrotlara ihtiyaç duymadan, belli merkezlerden beyine gönderilen elektromanyetik dalgalar sayesinde kurbanın beyin fonksiyonlarına müdahale edebilecek noktaya geldiği iddia edilmektedir. Aşağıdaki şekil beyin kontrolünde kullanılan yöntemleri ve geri beslemeyi ifade etmektedir. Buna göre saldırgan bunu yapmak için genellikle kurban hakkında bilgiye sahiptir. Yöntemin uygulanması noktasında da yetki ve egrekli teknolojiye sahiptir. Görüldüğü gibi yöntemler elektronik, psikolojik ve sosyal bilimler tabanlıdır.

Bu çalışmalar artık eskisi kadar gizlenen, bilinmez kavramlar değildir. Beyinle ilgili çalışmalar çok farklı alanlarda kullanılmaktadır. Artık bir fuarda bile bu çalışmaların ipuçlarını görebiliriz.

Örneğin, bu sene Comdex Fuarı'nda tanıtılan bir gözlük zihin kontrolü gibi iddialı bir görevi işaret etmeketdir. Bu gözlüğü gözünüze taktığınızda oluşturduğu kimi renk, ses ve piksel
şekilleriyle sizi yorucu bir günün ardından rahatlatabiliyor. (Radikal Gazetesi, Beyinkontrol gözlüğü, 09.04.2008) Benzer bir örneği de 17.04.08’de Hürriyet gazetesinde yayınlanan bir yazıyı gösterebiliriz. Yazıya göre Pentagon, kullanacağı PCASS adlı, portatif yalan makinesi ile Afganistan’da aradığı kişilere ulaşmayı deneyecek Bu makinenin özelliği sorulan sorulara verilen cevaba göre yeşil, sarı ya da kırmızı ışıkların yanması suretiyle kişinin doğru söylediğini, makinenın kararsız kaldığını ya da kişinin yalan söylediğini belirtmesidir. Bu makinenin ilginç bir özelliği de 7500 dolar gibi düşük bir maliyetinin olmasıdır.

Ancak üzerinde çalışmalar yapılan ve bazı birimlerce de kullanılan karmaşık yalan makineleri, beyindeki hareketleri inceleyerek sonuca varmaya çalışıyor. Daha önce yapılan çalışmalar, yalan söylenirken beynin yedi, doğruyu söylerken de dörtbölgesinde faaliyet olduğunu ortaya koymuştu. Ancak PCASS beyinle ilgili bir analiz yapmıyor. Zihin kontrol operasyonları çok çeşitli yöntem ve teknolojilerle uygulanabilmektedir.

Bu yöntemlerle bir kişi robot haline getirilerek istenildiği gibi yönlendirilebilmekte, hatta kişi intihar ettirilebilmektedir ya da kişiye, istemediği birşey yaptırılabilmektedir. Ülkemizde de bu çalışmaların üzerlerinde uygulandığını iddia eden kişiler bulunmaktadır.


Bülent Keskin (Yüksek Lisans Tezinden alıntıdır.)
http://www.scribd.com/doc/54680627/131/Beyin-Kontrol

5 Şubat 2011 Cumartesi

HC İmkansızın Peşinde - Zihin Kontrolü 1/3



Milyonlarca kisinin habersiz oldugu ve bircoklarina bilim- kurgu gibi gelen zihin kontrolu olayi ne yazik ki gercektir. Gunumuzde bir takim karanlik gucler hedef sectikleri insanlari cesitli yontemlerle zihinsel olarak kontrol altinda tutabilmekte ve onlar uzerinde taciz ve hatta iskenceye varan boyutlarda etkiler yaratabilmektedir. İste grubumuzun amaci bu igrenc ve insanlik disi olaylari kamu oyuna duyurmaktir.

4 Ocak 2010 Pazartesi

MCULTURA;

Tarih 1870’de Hitzig ve Fritshc adlarındaki iki Alman araştırıcı,


deneklerin beyinini elektrikle uyararak beynin bazı kısımlarının motor

işlevlerinin merkezi olduğunu gösterdi. Dört yıl içinde Amerikalı Dr. Robert

Bartholow, aynı olayın insanlar içinde olduğunu gösterdi. Beynin elektriksel

uyarımlarıyla ilgili bir başka erken araştırma, 1930’larda ESB üzerinde

yoğunlaşan, Walter Rodolph Hess ‘ten geldi.





1940 ve 1950’li yıllar boyunca, McGill Üniversitesi’nde

görevli nöroloji operatörü Wilder Penfield ameliyat olan hastalar üzerinde

elektriksel beyin uyarımını test etti. 1945 yılından itibaren Tulane

Üniversitesi Psikiyatri ve Noroloji Bölümünde elektrokodların hastaların beynine

yerleştirilmesi üzerinde deneyler yapıldı.





Beyin uyarımları üzerinde çalışan diğer araştırmacılar, New

Orleans Tulane Üniversitesi Tıp okulunda Robert G. Hall ve ortağı Dr. Russel

Monroe idi. 1950’lerde araştırmalarına başlayan; CIA, ordu ve daha bir dizi mali

kaynaktan mali yardım alan bu kişiler deneklerin beyinlerine elektrot

yerleştirerek korku, rahatlık, cinsel arzu gibi çeşitli duyusal ve zihinsel

durumu başlatıp durdurabileceklerini; yapay halisilasyonlara başvurarak hafızayı

ve hakeketleri kontrol altına alabileceklerini gösterdiler.





1956 yılında Noden-Ketay’de elektrik mühendisi olarak çalışan Curtis Shafer,

Chicago’daki Ulusal elektronik birimi Konferansında şu reçeteyi önerdi;



“Biyokontorlün nihai başarısı insanın kendisi olabilir. Kontrol edilen

kişilerin, bireyler gibi düşünmesine izin verilmeyebilir.”





ıstihbarat ajanları, boynun doğrudan ve ses dalgalarıyla

uyarılması çalışmalarıyla uzun süre ilgilendiler. CIA Ekim 1960 “MULTURA” alt

projesi 94 raporunda ise deneklerde beyin kontrolünün olduğunu not olarak geçti.





Madrid’te tıp eğitimi almış ıspanyol Dr. Jose Madule Rodrigez

Delgado, ilk CIA zihin kontrolü araştırmalarında bulunmuş kişilerdendir. Delgado

20 yıldan fazla kalacağı Amerika’da Yale üniversitesinde çalışmak üzere geldi.

CIA fonlarıyla yönlendirilen Donanma ıstihbarat ofisi bir dizi ajans tarafından

destekleniyordu. 1967 tarihli “ınsan beyin işlevlerine Müdahalesi ” başlıklı

raporunda;



“….zihnin psikolojik temellerini etkilemeyi başardım” diye not düşüyordu.





Bu beyin aşılama buluşları, Delgadonun ilk deneyimsiz

yıllarının ürünüydü. Sonraki teknolojik gelişmeler 1975 yılında yayımlanan

Two-way Transdermal Communication whit the Brain adlı yazıda kaydediliyordu. Bu

dönemde Delgado beyin araştırmalarını bilgisayarlara uyarlamayı başardı.

Sonucunda “ Transdermal alıcılarının en ilginç yönü, beyin fonksiyonlarının eş

zamanlı kayıt altına alınması ve uyarılmasıdır. Bu sayede talebe dayalı

bildirimler bilgisayara uyarlanabiliyor. “ demekte idi.





Gerçek zihin kontrolünü gizlemenin yolu, bu tartışmaları çürütmek

için sahte bilimsel mücadele alanları oluşturmaktı. Görevi, kült istismarının ve

zihin kontrolünün hayal olduğunu ispat etmek olan psikiyatri gruplarından en

önemlisi Yanlış Hafıza Sendromu Kurumu oldu. Bu kurul MKULTURA ve CIA

programlarında yer alan birçok çalışmayı ört bas etmeye çabalasa da deyatları

bir çok olayda açığa çıkması engellenemedi (konu ile ilgili yüzlerce bilgi,

yaşanmış olaylar ve gizli raporlar sunabilirim ama maksadım bu değil).





***



Psikolojik savaş taktiklerinin son sürat devam ettiği dünyada

aklıma bazı sorularda gelmiyor değil. Acaba Türk devlet adamları bu tür

psikolojik dezenformasyon saldırılarılarına karşı ne kadar muhafaza altındalar?



Murat ÇAVGA

7 Aralık 2009 Pazartesi

İNSAN BEYNİ KONTROL ALTINA ALINABİLİR Mİ?

 İnsan beyni kontrol altına alınabilir mi? İnsanlara iradelerinindışında bazı işler yaptırılabilir ve hatta cinayet işletilebilir mi?1996 yılında yayımlanan "Beyin Kontrolü ve Tanımlanamayan GizliHükümetler" adlı kitabında Daniel Brandt, bir insana hipnozla bircinayet işletilebileceğini iddia ediyor. Bazı uyuşturucu maddeler deinsanların beyinlerinin kontrol altına alınmasında kullanılabiliyor.LSD'nin bunlardan biri olduğu öne sürülüyor.Son yıllarda ABD'de yayımlanan araştırmalar, beyin kimyasıçalışmalarında LSD'nin son derece önemli bir yere sahip olduğunuortaya koyuyor.Doç.Dr. Ümit Sayın, Martin Lee ve Bruce Shlain'in "LSD'ninTarihçesi" ve Jay Stevens'ın "LSD ve Amerikan Rüyası" adlıkitaplarından yola çıkarak, bu maddenin beyin yıkama faaliyetlerindenasıl kullanıldığını 1998 yılında Artı Haber Dergisi'ne şöyleanlatmıştı: "1950–75 arasında CIA'de binlerce ajan sistematik olarakLSD testlerinden geçirildiği gibi, LSD'den yola çıkarak, pek çokyeni halüsinojen sentezlendi ve insanlar üzerinde zihin kontrolü,propaganda, beyin yıkama amacıyla kullanıldı. LSD'den daha etkilibir madde arayışı sonucunda ise Extacy sentezlendi."Doç. Dr. Ümit Sayın, dünyadaki pek çok istihbarat örgütünün LSD vebenzeri binlerce psikoaktif ilacı kullandığını da söylemişti.New York Times gazetesinin l6 Temmuz l977 sayısında şöyle bir haberyayınlandı:"ABD insanlığın esir edilebileceği görünmez silahlar geliştiriyor."l978 yılında Walter Boward adlı yazar, Operation Mind Control (BeyinKontrol Harekatı) adında yayınladığı kitabında şunlarıanlatıyordu: "Bu araştırmalar; hipnoz tekniği, narkotik–hipnoz,elektronik olarak beyinin uyarılması, ultrasonik, mikrodalgalar,alçak ses frekanslarıyla davranışların etkilenmesi ve davranışdeğişiklikleri terapisidir. CIA psikolojik silah stoklarını, psişiksilahların değişik tiplerini geliştirmeyi başararak artırmıştır.Şimdi bu kabiliyetleriyle yeni tip bir harbe girişmesi mümkündür. Buharp görünmez, muharebe sahası ise insan zihinleridir.21 Temmuz 2000 tarihli Sabah gazetesinde yer alan haber,çalışmaların nerelere geldiğini gösteriyor."John St. Clair Akwei, 1996 yılında Amerikan Ulusal Güvenlik Dairesi(NSA) aleyhine bir dava açtı. Akwei, NSA'nın kendisini sürekliolarak takip ettiğini ve davranışlarını kontrol ettiğini iddia etti.Akwei mahkemeye bu iddialarını destekleyecek yüzlerce sayfalıkdeliller sundu. Kaynak olarak birçok bilimsel ve akademik çalışmanıngösterildiği bu deliller, Project Freedom adlı internet sitesindeyayınlandı. İddiaya göre NSA, çok gelişmiş sistemleri aracılığıylaelektromanyetik alanları kullanarak istediği kişiyi dünyanın heryerinde takip edebiliyor, hatta elektrik dalgaları yollayarakkişinin düşünce ve davranışlarını kontrol edebiliyor.NSA'nın "sinyal istihbaratı" adı verilen bu sistemi, dünyadakielektrik taşıyan her şeyin çevresinde bir manyetik alan olduğu ve bualanların elektromanyetik dalgalar yaydığı teorisine dayanıyor.Geliştirilen dijital sistemlerle elektrik taşıyan bütün varlıklarınerede olursa olsun kontrol edebiliyor. Gönderilen sinyallersayesinde hedef kişi başkalarının duymadığı sesler duyabiliyor ya dagörüntüler görebiliyor. Bu yolla NSA istediği kişiye istediği şeyihiçbir kanıt bırakmadan yaptırabiliyor.Em. Kur. Albay Baha Kadıoğlu, Silahlı Kuvvetler Dergisi'ndeyayımlanan bir makalesinde bu silahlarla ilgili bakınız nelersöylemiş:"Türkiye l977'li yıllar içinde beyin kontrol yöntemlerinin harpşeklinde uygulandığı ve bunun korkunç kâbusunun yaşandığı bir ülkeolmuştur. Bu görünmez harpin gelecek yıllarda da devam edecektir.Yalnızca fiziki tedbirlerle önlenmesi mümkün görülmemektedir.Alınacak tedbirleri öğrenmek için en kısa zamanda parapsikolojikçalışmalara girmek mecburiyetindeyiz. "

8 Ocak 2007 Pazartesi

ELEKTROMANYETİK SİLAHLAR

ELEKTROMANYETİK SİLAHLAR Zeynep ÖYMEZ Elektromanyetik silahlar tehdit ediyor Beyinler kontrol altında Takip edildiğinizi, gözetlendiğinizi hissettiğiniz oldu mu hiç? Kimsenin duymadıklarını duyup, görmediklerini mi görüyorsunuz? Hareketlerinizi kontrol edemeyip istemediğiniz şeyleri mi yapıyorsunuz? Hafızanızı kaybettiğiniz oldu mu? Çok mu unutkansınız? Ya da insanların özellikle üzerinize üzerinize gelip sizi şiddet, gürültü, kaba muamele vs. gibi yöntemlerle taciz ettiklerini mi düşünüyorsunuz? Belki de kasıtlı olarak tecrit edildiğinizi ve mali açıdan yoksullaştırıldığınıza inanıyorsunuz... Muhakkak ki bu ve bunun gibi pek çok soruya farklı cevaplar verilebilir ve bunlar çok çeşitli şekillerde yorumlanabilir. Fakat en sivri yorumlar "delisin" veya "beynin kontrol ediliyor" olurdu herhalde. İki yüzü keskin bıçak yani. Bir bakıma ikisi de paranoyaklık... Zaten ikinci şık eninde sonunda insanı paronayak eder gibi geliyor bana. Belki bu sebepten "zihin kontrol operasyonları" son birkaç aydır iyiden iyiye girdi gündemimize. Ardı ardına bu konuyla ilgili kitaplar basılıyor, televizyon ve radyo programları yapılıyor. Duyuyoruz ama duyduklarımıza inanamıyoruz. İddialar oldukça ciddi.Hal böyle olunca insan sormadan duramıyor "gerçekten de beyin kontrolü mümkün mü?" diye. Birilerinin bizim bilgimiz ve istemimiz dışında beynimizi kontrol edip bilgi yüklediğini, hatta bu yöntemle cinayet bile işletilebileceğini düşünmek bile korkunç. Hatta bir insanlık suçu. Bu suçun baş failleri ise ABD ve Rusya... ABD'nin baş yardakçıları ise İngiltere ve Kanada. Çin ve Kuzey Kore'nin de masum olduğunu söyleyemeyiz.Asında beyin kontrol çalışmalarının kökleri Hitler Almanyasına kadar uzanıyor. Öyle anlaşılıyor ki 2. Dünya savaşını müteakip Almanya'dan kaçan bilim adamlarına kucak açan ABD ve Rusya cereyan eden soğuk savaş esnasında boş durmamış ve birer fantaziden öteye gitmemesi gereken düşüncelerini hayata geçirmişler. Zihin kontrolü alanındaki gelişmelerin ilk ipuçlarını, 1969 yılında Dr. Delgado'nun kaleme aldığı "Beynin fiziksel kontrolü-Psiko-medeni bir topluma doğru" adlı kitapta buluyoruz. Delgado beynin içine soktuğu tellerle (elektrot) beynin muayyen bölgelerini uyarıyordu. Örneğin beyninin bir noktasını uyararak parmaklarının büzülmesini sağladığı hastasına parmaklarını aç dediğinde hastasından "Doktor, sanırım sizin elektriğiniz benim irademden daha güçlü" cevabını alıyordu. Çalışmalar dört bir koldan devam ediyordu. Tarihler 16 Temmuz 1977'yi gösterdiğinde ise New York Times gazetesinde akıllara durgunluk veren bir haber yayınlanıyordu: "ABD insanlığın esir edilebileceği görünmez silahlar geliştiriyor." Bu haberden sadece bir yıl sonra yayınlanan Walter Boward imzalı Beyin Kontrol Harekatı kitabı ise gelinen noktayı bir nebze olsun aydınlatıyordu. Boward aynen şunları yazıyordu: "Bu araştırmalar; hipnoz tekniği, narkotik-hipnoz, elektronik olarak beyinin uyarılması, ultrasonik, mikrodalgalar, alçak ses frekanslarıyla davranışların etkilenmesi ve davranış değişiklikleri terapisidir. CIA psikolojik silah stoklarını, psişik silahların değişik tiplerini geliştirmeyi başararak artırmıştır. Şimdi bu kabiliyetleriyle yeni tip bir harbe girişmesi mümkündür. Bu harp görünmez, muharebe sahası ise insan zihinleridir." Diğer bir deyişle kan dökmeden zafer kazandıracak görünmez silahlar. İz yok, delil yok, dolayısıyla suç yok... Kirli emelleri için ne kadar da uygun bir yöntem. Elektromanyetik dalgalar Artık teknolojinin, çip veya beyne sokulmuş elektrotlara ihtiyaç duymadan beyne müdahale edebilecek noktaya geldiği iddia ediliyor. Belli merkezlerden gönderilen elektromanyetik dalgaların beyne yöneltilmesi sayesinde kurbanın beyin fonksiyonlarına müdahale edilebiliyor. 'Sinyal istihbaratı' denilen teknik içinde elektrik akımı bulunan her şey çevresine elektromanyetik dalga yayar prensibine dayanıyor. Tekniğin ilk ayağı da insanın EEG'sinin (elektroencephologram) yani beynin işleyişi sırasında yaydığı e.m. dalgalarının manyetometreler vasıtası ile ölçülmesi. 3-50 herz arasında değişen beyin dalgaları aynı parmak izleri gibi her insanda farklılık gösteriyor. Beyin dalgaları ölçülüp bilgisayara kaydedilen herkes uydular ve yerleşik aygıtlar sayesinde dünyanın her yerinde 24 saat takip edilebiliyor. İddialar bununla da bitmiyor. Çok gelişmiş bilgisayarlar yardımıyla kişinin öfke, acı, endişe, küçümseme, ümitsizlik, dehşet, sıkıntı, kıskançlık, korku, uyku, terör... hallerinde beynin yaydığı radyasyon frekansları kaydediliyor ve daha sonra istenilen psikolojiye uygun frekanstaki elektromanyetik dalga dışarıdan beyne gönderilerek oluşturulabiliyor. Yani bu elektromanyetik dalgalar sayesinde kişinin düşünceleri ve davranışları kontrol altına alınabiliyor. Teknolojinin aynı yöntemle kişinin sözlerini ve gördüklerini de saptayabilecek duruma geldiği öne sürülüyor. Bu elektromanyetik silahların beyin kontrolünden başka depremlere neden olabileceği, uçakları düşürebileceği... de ifade ediliyor. "Beyaz ses" İnsan beynini kontrol altına almayı kafalarına koyan mihraklar elektromanyetik dalgaların yanı sıra birçok masum(!) yöntemi de kullanıyor. Bunlardan en çok bilineni göz ve kulağın algı alt ve üst sınırlarına göre yapılan yayınlar. Bilindiği gibi duyabildiğimiz tüm ses, en düşük bastan en yüksek tize kadar 16 ilâ 20000 hz arasında. Yani bütün ses dalgaları arasında iğne ucu kadar bir aralık. Bu değerlerin altındaki ve üstündeki sesler insan kulağı tarafından pas geçiliyor fakat beyin tarafından algılanıyor. Taa 1974 yılında Amerikalı bilim adamı Joseph Sharp bir askerî hastanede bir kişinin beynine başkaları duymadan ses göndermeyi başardı. Bu yöntemde hasta mesajı gönderene karşı koyamıyor çünkü beyninin algıladığı sesleri kulakları duymuyor. Bu yöntem gizli telkinlerde çok kullanılıyor. Şuuraltı telkin için en iyi yöntem ise müziğin gerisine psiko-akustik denilen özel metodlarla telkin mesajları kaydedilmesi. Velhasıl sesler gaibden değil özel cihazlardan geliyor. Aynı şekilde gizli görüntülerle telkiner de yapılabiliyor. Bunun sırrı ise 25. karede yatıyor. Televizyon veya sinema seyrettiğimiz bir görüntü 24 kareden oluşuyor. Gözlerimiz 25. kareyi göremiyor ama beynimiz algılıyor. İşte bu 25. kareye çeşitli telkin mesajları, ideolojik fikirler yerleştirilebiliyor. MKULTRA Bu gün ortaya çıkan belgeler de gösteriyor ki zihin kontrol operasyonları aman tanımaz, etikten yoksun ve işkence boyutlarına ulaşan bir denme sürecinden geçmiş halende deneylerin sürdüğü ifade ediliyor. Bu öyle bir deney ki kobayları bütün insanlık. Tanıkların ifadeleri ve belgeler ışığında CIA'nın yüzlerce insan üzerinde 1950'lerden bu yana denemeler yaptığı bugün artık bir sır değil. Zihin kontrol deneylerinde insanların kobay olarak kullanıldığı söz konusu programların kod isimleri "MKULTRA, MKSEARCHE, ARTICHOKE VE BLUEBIRD" idi. Deneyler esnasında birçok deneğin dengesini kaybettiği, birçoğunun öldüğü ve büyük bir kısmının da intihara teşebbüs ettiği iddia ediliyor. Dr. Armen Victorian Beyin kontrolü-İnsan davranışlarının manipülasyonu adlı kitabında MKULTRA'yı şöyle tarif ediyor: "MKULTRA programı kimyasal, biyolojik ve radyolojik maddelerin insan davranışlarını kontrol etme hedefli gizli operasyonlarda kullanılmasına yönelik bir seri araştırma ve geliştirme projesinin adıydı. Vurguyla ifade edilirse, CIA belgelerinden biri, bariz bir şekilde insan davranışlarını kontrol etme deneylerinde, radyasyon, elektrik şoku, psikolojinin çok sayıda dalı, toplumbilimi, antropoloji gibi ek yöntemlerin yanısıra askeri araç gereçlerin kullanıldığını göstermektedir." ABD'de zihin kontrol deneyleri sadece CIA tarafından değil ABD Ordu Haber Alma Dairesi ve Ordu Kimyasal silahlar ofisi tarafından da yürütüldü. Askerlere bir kağıt imzalatarak gönüllü olarak kobay olmaları sağlandı. Ordu daha çok halüsinasyon etkisi yapan uyuşturucu maddelerin kullanıldığı özellikle de LSD'nin kullanıldığı deneyler yaptı. LSD aldıklarından haberi olmayan askerler zihin kontrol operasyonları ile ilgili bilgiler açıklandıkça nasıl bir deneye kurban verildiklerini anladılar. Aynı deneyde görevli arkadaşlarının ani ölümleri olayları aydınlatıyordu. İş rayından çıkınca NSA aleyhine davalar ardı sıra açılmaya başlandı. Bunlardan biri istihbarat ajanları tarafından uzaktan beyin kontrolü deneylerinde kullanıldığını iddia eden George Farguhar. 1984 yılından bu yana uzaktan monitörlerle takip edildiğini 1997 yılından beri de mikrodalga radyasyon saldırılarına ve beyin kontrol deneylerine maruz kaldığını öne süren Farguar beyin kontrol polisleri adını verdiği ajanlarla Project Freedom/ özgürlük projesi adını verdiği web sitesinde mücadele etmeye çalışıyor.

Zihin Kontrolü Mümkünmü?

Zihin Kontrolü Mümkünmü?
Dünya istihbarat örgütlerinin karşı tarafı yönlendirmek içinpsikolojik operasyon yapabilmeleri en önemli hedefleridir.İstihbarat örgütleri özellikle CIA ve MOSSAD bu konuya büyük önemvermektedirler. Bir Çin atasözü vardır, "Yüz savaş kazanmak hünerdeğil, hüner savaşmadan güvenliği sağlamaktır." İstihbarat örgütleribu konuya bilimsel olarak eğilmektedirler. Sürekli çalışmalarla yeniyollar araştırmaktadırlar.Bugün MOSSAD'ın CIA'dan daha başarılı operasyonlar yapmasının ikinedeni vardır. Birincisi, Tevrat'ta Musa Peygamber'e Kenan ilindecasusluk yapmasının emredilmesi. İkincisi de, ideallerinin yüksekfakat güçlerinin az olması ve dünya bilim çevresinde önemlietkinliklerinin olmasıdır.TARİHTEN ÖRNEKLERBilinen ilk ve en önemli psikolojik operasyon örneği HasanSabbah'tır. Haşhaşi tarikatı da denilen bu örgütlenmede kişilerHaşhaşın etkin maddesi Eroinle keyif duygusuna ve cennet inancınaşartlandırılıyor. Hasan Sabbah'a itaat ederlerse hep böyleyaşayacaklarına inandırılıyorlardı. Böylece intihar saldırılarınızevkle yapıyorlardı.1937'de Stalin'in Halk mahkemelerinde davalıların îtiraflarındabazı kimyasallar kullandığı bilinmektedir. Hatta MacaristanKardinalinin de bulunduğu bir davada davalılar devlete karşı birtutum aldıklarını birden itiraf etmişlerdi.BU DURUM ETİK MİDİR?Kesinlikle değildir. Mamafih, Dünya Af Örgütü 1992 yılında bir raporneşretti. Bu durum "İnsanın zihni yetilerini bozmayı, yok etmeyi,değiştirmeyi hedefleyen sorgulama prosedürü ahlaki suçtur denildi.Fiziksel işkence sınıflandırması kadar insanlık dışıdır." düşüncesibenimsendi.HANGİ YÖNTEMLER UYGULANIYOR?Klasik yöntem; psikolojik faaliyet, propaganda ve beyin yıkamayöntemidir.En sık kullanılan yöntem; kimyasal maddeler kullanılarak kişinindüşüncesini etkilemektir.Son yıllarda üzerinde çalışan ve durulan yöntem ise elektronikimplantlar yerleştirilerek kişinin beynini uzaktan kumanda ileyönetme çabalarıdır.KİMYASAL YÖNTEMLERZihin kontrolü deneylerinde ilk kullanılan madde LSD idi. LSDpsikokimyasal bir maddedir. Alan kişide olağanüstü psikolojikdeğişimler olur. Halüsinasyonlar görür, canlı, neşeli, güçlü duygu,düşünme ve davranışlar içerisine girer. Bu madde beynin önbölgesinde DOPAMİN isimli zevk maddesini aşırı salgılamaktadır. Bumaddeyi alan bir kişi inandığı konuda olağanüstü eylemlergerçekleştirebilmektedir. İkinci Dünya Savaşında hem Hitler hemAmerikan ordusu "Amphetamin" isimli uyarıcı kimyasalı kullanarakaskerlerin savaş gücünü arttırmayı hedeflemişlerdir. Hatta Hitlerinmilyonlarca psikoaktif madde kullanarak ordusunun hareketkabiliyetini çok hızlı hale getirdiği bilinmektedir.İçkisine LSD veya uyuşturucu katan kişilerin kolay intihar ettiklerive kolay insan öldürdükleri bilinen gerçeklerdir.Bu konu da ABD'de gönüllüler, siyahlar ve eşcinseller üzerindeilginç deneyler yapılmıştır. Deney yapılan kişilerde akılhastalıkları, yaşayanlarda da erken bunama, erken yaşlanmagözlemlenmiştir. Bu konuda Dr. Armen Victorian'ın kitabında ilginçkaynak ve bilgiler mevcuttur. Kitabın ismi "İnsan DavranışınınManipülasyonu, Beyin Kontrolüdür." Bu kitap Timaş yayınları arasındatercüme edilerek yayınlanmıştır.PSİKİYATRİDE TEDAVİ AMACIYLA KULLANILIYORPsikiyatrik uygulamada tanı ve tedavi yöntemi olarakkullanılmaktadır. Narkoanaliz olarak tanımlanan bu yöntemde kişiyedamardan kısa süre etkili barbibüratlar verilir. Kişi uyku uyanıklıkarası bir boyuttadır. Bilinçaltının üstündeki baskılar aralanır.Kişiyle güven ilişkisi içinde psikoterapödik ilişki kurulabilirsebilinçaltı duygular, eğilimler, hatıralar, şartlanmalar ortayaçıkarılır.İlaçlı hipnoz da denilebilen bu yöntem kişinin bilinçaltıçatışmalarını analiz edip onun tedavisini gerçekleştirmek içinkullanılır.HİPNOZLA BEYİN YIKAMAK MÜMKÜN MÜ?Hipnoz bilimsel bir yöntemdir. Kişi hipnotik uykuya geçtiğinde vücutve beyin uyur, fakat terapistle, kişi arasında seçici bir algılamaalışverişi kanalı açılır. Böylece kişi yönlendirilir, düşünceleri,duyguları değiştirilebilir. Psikiyatride hastalıklı düşünceleri yoketmek, sağlıklı düşünceler kazandırmak, ego gücünü arttırmak için buyöntemi kullanıyoruz.Her bilimsel yöntem gibi hipnozda gösteri malzemesi veya siyasîamaçla kullanılabilir.Hipnozda ilk şart iki tarafın birbirine güvenmesidir. Daha sonrakonsantrasyon gücü artırılır, uygun telkinde bulunulan kişigeçmişine götürülebilir, beyni yıkanabilir, yanlış şeylereinandırılabilir. Ancak kişiye hipnozda istemediği şeyiyaptıramazsınız. Bazı kişiler telkine çok yatkındır, kolaylıklagirerler. Fakat obsesif ve paranoid denilen güvensiz özelliği fazlaolan kişileri hipnotik transa geçirmek çok güçtür.ELEKTROMANYETİK ETKİLEMEEvren "Radiant Enerji" denilen yayılan bir enerjiden oluşur,gözümüzle gördüğümüz spektrum bir dalga boyudur. Morötesi vekızılötesi dalga boyları gözümüzle görülmez. Ancak röntgenfilmlerinden, termal kameralara, yeraltı su havza haritalarına kadarbir çok alanda kullanılır.Her elektrik kaynağı bir radyasyon neşreder. Bazı radyasyonlariyonlama yaparak hücre ölümlerine yol açar. Hidrojen atomufrekansına uygun mikrodalga ile MR gibi beyin tomografileri çekilir.Mikrodalga fırınlarda ışınların camı geçerek tabak içindeki suyubuharlaştırdığını biliyoruz.MİKRODALGA İLE BEYİN KONTROLÜMikrodalga ile uzaktan gürültü hissi oluşturmak mümkündür.Elektromanyetik ritmik vuruşlar kişinin başını elektrikli matkaplaoyulduğu hissi uyandırabilir. Çok düşük frekans da (VLF),iyonlamanın olmadığı bir radyoaktivite ile baş ağrısı, çınlama,sinirlilik, depresyon, hafıza kaybı hatta panik duygusuoluşturulabilir.Radyasyonun diş dökülmesi, kan kanseri, sakatdoğumlara neden olduğu yaptığı bilinmektedir. İyonlanmanın olduğuradyasyonlar X ışınları Radyum gibi kanser tedavisinde kanserlihücreleri öldürmek için kullanılır. Bu ışınları uzaktan yönetmekmümkün olmamakta, fakat mikrodalga kaynağını 1-2 km. uzaktan birhedefe yöneltmek mümkün olabilmektedir. Kötü niyetli kişilerinelinde korkunç bir silah haline dönebilen bir teknoloji insanlıkdışı amaçlarla kullanılırsa insanlığın sonu başlar.ELEKTRONİK PARÇA YERLEŞTİRMEK MÜMKÜN MÜ?İnsan davranışını kontrol etmek isteyenler hayvan deneylerinde bunugerçekleştirmişlerdir.FM radyo kanalı ile sinyaller alabilen ve nakledebilen minyatürelektrotlar hayvan kafasına yerleştiriliyor. Maymunda cinselsaldırganlık, boğada aniden durma komutu verme deneyleri başarılıoldu. Yunus balıkları yönetilebildi.ABD'de beynin elektronik uyarılması zihinsel özürlülerde veeşcinsellerde araştırılmıştır. James Olds isimli araştırmacı beyninhipotalamuş bölgesine elektronik implant yerleştirerek eşcinsellerikontrol etmeyi başardı. Hastalarda korku, heyecan, halüsinasyonoluşturarak davranışlarını ödüllendirdi veya cezalandırdı.Zihin özürlülere de benzer deneyler yapıldı. Bu çalışmalar çoktartışıldı. Bilimin iyiliği değil hastanın iyiliği ön plandatutulması etik kuralına göre çalışmalar durduruldu.FM radyo kanalında sinyaller alabilen ve nakledebilen bu uzaktanbeyin elektronik uyarılması ateşli tartışmalara konu oldu. HattaFransa'da her doğan çocuğa kimliğini belirtir elektronik parçayerleştirerek ömür boyu nerede olup olmadığını izleyebiliriz tezibile ortaya atıldı.İnsanın robot gibi tuşlarla kontrol edilmesi çok tehlikeli birgelişmeydi.Elektronik implantı (Stimoreceiver) bulan Dr. Delgado beynin amigdalve hipokampus gibi alanlarını canlandırarak neşe, tuhaf duygu,renkli görüntü gözlemlediğini kayıt ederek kitabında açıkladı.Radyohipnotik beyinlerarası kontrol projesi elektronik hipnozyapmayı amaçlamaktadır. Bu projede kişiye istemediği şeyleryaptırmak mümkün hale gelecektir. Tuşlarla kontrol edilen insana neyaptırılmaz ki!YENİ BİLİMSEL GELİŞME: Düşünce TeknolojisiBugün psikiyatride beynin ürettiği sinyalleri kaydederek beyinfonksiyonel görüntülemesi yapılabilmektedir. Klasik EEG'ninbilgisayar devriminden sonra analog sinyallerin sayısallaştırılmasıile beyin haritası çıkarılıyor. Biz Memory Center NöropsikiyatriMerkezinde bu sistemi kullanarak beynin hastalıklı çalışanalanlarını görüntüleyebiliyoruz. Tanı ve tedaviyi güçlendirmek içinişe yarayan bir yöntemdir. Hatta ilaç tedavisinin biyoyararlılığınıhasta izlerken görselleştirmiş oluyoruz.TRANSKRANİYAL MANYETİK UYARIMElektromanyetik enerjinin tedavide kullanımı yeni gelişmelerdendir.TMU denilen bir yöntem ile Tedaviye dirençli depresyon, ObsesifKOMPULSİF Bozukluk ve Şizofresi gibi ruhsal bozukluklarda ilaçtedavisine bir üstünlük olarak dikkat çekmektedir.( Arch Gec-Psyhiatry.1999; 56:300-311). Bu konuyu daha sonraki bir yazımda elealacağım merak edenler www.mcaturk.com adresinden gerekli bilgiyeulaşabilirler. Evet beynin ön bölgesine elektromanyetik uyarıvererek Depresyonu tedavi etme projesi elektroşok tedavisinealternatif olarak işe yarayacak gibi görünmektedir.DUYU ÖTESİ ALGIBirleşik Devletler parapiskolojik araştırmalara büyük bütçelerayırmaktadır. Beş duyuyu kullanmada insanın geçmiş, gelecek veşimdiki zaman hakkında bilgi edinmesi çok ilgi çeken bir konudur.Telepati, Durugörü (Clair-voyance), Altıncı his de denilen bualgılama biçimi hakkında şu anda bilimsel çalışmalarda sağlamdeliller yoktur.Sesin, elektromanyetik frekansın, lazerin varlığı başka dalgaboylarının varlığına kanıt olabilmektedirler. Zihni kontrol etmenin,ikizlerin, anne-çocuk arasındaki uzaktan duygusal etkilenmelerinnasıl olduğu henüz çözülemedi. Rüya laboratuvarlarında telepati yoluile kavram ve imaj uyandırıldığının gözlemlenmesi elektronikpsikiyatri açısından devrim niteliğindeki çalışmalardır.Durugörü veya beden dışı sezgi denilen bir yöntemde de bazı deneklerodada gizlenmiş nesnelerin yerini tespit etmeyibaşarabiliyorlar. "Remote Viewing, remote sensing" denilen uzaktangörme ve hissetme özelliği olan insanların bunu nasıl başardıklarıbilimsel ilgi alanına girmektedir. Uzaktan görüşün elektromanyetikişleyişi çözülebilirse insanlığın kaderi etkilenecektir.Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz insanın zihninin uzaktan kontroledilmesi dünya için sosyal ve politik etkileri çok fazla oluşacağıgelişmeleri getirecektir.(Nevzat Tarhan)

Zihin kontrol hakkında !!! ABD New York Times Gazetesi :

ABD New York Times Gazetesi'nin l6 Temmuz l977 sayısında şöyle birhaber yayınlanıyordu:"ABD insanlığın esir edilebileceği görünmez silahlar geliştiriyor. "l978 yılında Walter Boward adındaki Arizonalı gazeteci yazar,Operation Mind Control (Zihin Kontrol Harekatı) adında yayınladığıkitabında şunları anlatmaktadır:"CIA tarafından uyuşturucu ilaçlarla yapılan deneyler ABDhükümetinin uyguladığı çok gizli zihin kontrol projesinin yalnızcabir kısmıdır. Bu deneyler binlerce kişi üzerinde 35 yıl devametmiştir. Bu araştırmalar; hipnoz tekniği, narkotik-hipnoz,elektronik olarak beyinin uyarılması, ultrasonik, mikrodalgalar,alçak ses frekanslarıyla davranışların etkilenmesi ve davranışdeğişiklikleri terapisidir.CIA psikolojik silah stoklarını, psişik silahların değişik tiplerinigeliştirmeyi başararak artırmıştır. Şimdi bu kabiliyetleriyle yenitip bir harbe girişmesi mümkündür. Bu harf görünmez, muharebe sahasıinsan zihinleridir.Parapsikolojik silahları devletler vatandaşlarını kendi ideolojik vepolitik sistemleri içinde tutmak için veya diğer ülke insanlarınınzihinlerini etkileyerek değiştirmek ve kendi gayelerine uygunyönlendirmek maksadıyla kullanacaklardır.>Yazar Walter Boward kitabında şunları söylemektir:"En büyük hayret edilecek şey, milli güvenlik etiketi altındaCrytocrasy (Bürokrasinin gizli planı) zihinlerin kontrolünüaraştırmaktadır."Yazar Boward zihin kontrolü için uygulanan MKUTRA projesi hakkındada şöyle demektedir:"Senato istihbarat komitesine; Amiral Turner, CIA uyuşturucu ilaçdeneylerini durdurdu demiştir. Sorulmadı ve kendisi de gönüllüolarak yeni zihin kontrol projelerinden bahsetmedi. Turner zihinkontrol harekatının durdurulduğunu söylemedi, yalnızca deneylerdurduruldu dedi."Doğu ve Batı Bloku ülkelerinde insan zihninin kontrolü için ciddiaraştırmalara girildiği anlaşılmaktadır. Günümüzde insan zihinlerineçeşitli tip araçlarla (gazete, kitap radyo ve televizyon) uluşmaimkanları artmıştır. İnsan denilen biyolojik varlık çok kolay birşekilde programlanabilmektedir. Beyin yıkama metotlarıylaşartlandırımış robot katiller kolayca öldürülebilmektedirler.Okult (batıni, gizli) bir bilgi olan teknomaji (teknik büyü) 'ninsırları son 300 yıl içinde insanlar tarafından çözülmüştür.Teknoloji adı altında uygulanarak doğaya hakimiyet sağlanmıştır. Bubilgiler korkunç silahları da beraberinde getirmiştir. Teknokratbilim adamı, askerlerden oluşan bir grup bu güçlerin kontrolünüelinde bulundurmaktadır.XX. yüzyılın son 25 yılı içinde parapsikoloji ve psikotronik gibiadlar altında psikomaji (ruhsal büyü) 'nin uygulama alanına konduğuyıllar olacaktır. Bu majinin hedefi insan zihinlerini kontrolüdür.Geleceğin insanının kaderini psikologlar, psikiyatristler,nörologlar, nörobiyologlar, biyokimyacılar, kuantum fizikçileriçizecektir.Türkiye l977'li yıllar içinde parapsikolojinin harp şeklindeuyguladığı ve bunun korkunç kabusunun yaşandığı bir ülke olmuştur.Bu görünmez harbin gelecek yıllarda da devam edecektir. Yalnızcafiziki tedbirlerle önlenmesi mümkün görülmemektedir. Alınacaktedbirleri öğrenmek için en kısa zamanda parapsikolojik çalışmalaragirmek mecburiyetindeyiz. Ancak geniş ve sürekli bir araştırmaiçinde bu harbin silahlarını tanıyarak gerekli savunma önlemlerinialabiliriz. "(Em.Kur.Alb. Baha Kadıoğlu Silahlı Kuvvetler Dergisi.)