ZİHİN KONTROLÜ !!! "Günümüzde teknolojinin baş döndürücü bir hızla geliştiği bir gerçektir. Bu gelişim olumlu olabileceği gibi olumsuz yönler de içermektedir. Bu olumsuzluklardan biri artık cağımızda insanların zihinsel olarak kontrol altına alınabilmesidir. İste grubumuzun amacı bu iğrenç ve insanlık dışı olayları kamuoyuna duyurmaktır."
ZİHİN KONTROL GRUP
5 Şubat 2011 Cumartesi
HC İmkansızın Peşinde - Zihin Kontrolü 1/3
Milyonlarca kisinin habersiz oldugu ve bircoklarina bilim- kurgu gibi gelen zihin kontrolu olayi ne yazik ki gercektir. Gunumuzde bir takim karanlik gucler hedef sectikleri insanlari cesitli yontemlerle zihinsel olarak kontrol altinda tutabilmekte ve onlar uzerinde taciz ve hatta iskenceye varan boyutlarda etkiler yaratabilmektedir. İste grubumuzun amaci bu igrenc ve insanlik disi olaylari kamu oyuna duyurmaktir.
4 Ocak 2010 Pazartesi
MCULTURA;
Tarih 1870’de Hitzig ve Fritshc adlarındaki iki Alman araştırıcı,
deneklerin beyinini elektrikle uyararak beynin bazı kısımlarının motor
işlevlerinin merkezi olduğunu gösterdi. Dört yıl içinde Amerikalı Dr. Robert
Bartholow, aynı olayın insanlar içinde olduğunu gösterdi. Beynin elektriksel
uyarımlarıyla ilgili bir başka erken araştırma, 1930’larda ESB üzerinde
yoğunlaşan, Walter Rodolph Hess ‘ten geldi.
1940 ve 1950’li yıllar boyunca, McGill Üniversitesi’nde
görevli nöroloji operatörü Wilder Penfield ameliyat olan hastalar üzerinde
elektriksel beyin uyarımını test etti. 1945 yılından itibaren Tulane
Üniversitesi Psikiyatri ve Noroloji Bölümünde elektrokodların hastaların beynine
yerleştirilmesi üzerinde deneyler yapıldı.
Beyin uyarımları üzerinde çalışan diğer araştırmacılar, New
Orleans Tulane Üniversitesi Tıp okulunda Robert G. Hall ve ortağı Dr. Russel
Monroe idi. 1950’lerde araştırmalarına başlayan; CIA, ordu ve daha bir dizi mali
kaynaktan mali yardım alan bu kişiler deneklerin beyinlerine elektrot
yerleştirerek korku, rahatlık, cinsel arzu gibi çeşitli duyusal ve zihinsel
durumu başlatıp durdurabileceklerini; yapay halisilasyonlara başvurarak hafızayı
ve hakeketleri kontrol altına alabileceklerini gösterdiler.
1956 yılında Noden-Ketay’de elektrik mühendisi olarak çalışan Curtis Shafer,
Chicago’daki Ulusal elektronik birimi Konferansında şu reçeteyi önerdi;
“Biyokontorlün nihai başarısı insanın kendisi olabilir. Kontrol edilen
kişilerin, bireyler gibi düşünmesine izin verilmeyebilir.”
ıstihbarat ajanları, boynun doğrudan ve ses dalgalarıyla
uyarılması çalışmalarıyla uzun süre ilgilendiler. CIA Ekim 1960 “MULTURA” alt
projesi 94 raporunda ise deneklerde beyin kontrolünün olduğunu not olarak geçti.
Madrid’te tıp eğitimi almış ıspanyol Dr. Jose Madule Rodrigez
Delgado, ilk CIA zihin kontrolü araştırmalarında bulunmuş kişilerdendir. Delgado
20 yıldan fazla kalacağı Amerika’da Yale üniversitesinde çalışmak üzere geldi.
CIA fonlarıyla yönlendirilen Donanma ıstihbarat ofisi bir dizi ajans tarafından
destekleniyordu. 1967 tarihli “ınsan beyin işlevlerine Müdahalesi ” başlıklı
raporunda;
“….zihnin psikolojik temellerini etkilemeyi başardım” diye not düşüyordu.
Bu beyin aşılama buluşları, Delgadonun ilk deneyimsiz
yıllarının ürünüydü. Sonraki teknolojik gelişmeler 1975 yılında yayımlanan
Two-way Transdermal Communication whit the Brain adlı yazıda kaydediliyordu. Bu
dönemde Delgado beyin araştırmalarını bilgisayarlara uyarlamayı başardı.
Sonucunda “ Transdermal alıcılarının en ilginç yönü, beyin fonksiyonlarının eş
zamanlı kayıt altına alınması ve uyarılmasıdır. Bu sayede talebe dayalı
bildirimler bilgisayara uyarlanabiliyor. “ demekte idi.
Gerçek zihin kontrolünü gizlemenin yolu, bu tartışmaları çürütmek
için sahte bilimsel mücadele alanları oluşturmaktı. Görevi, kült istismarının ve
zihin kontrolünün hayal olduğunu ispat etmek olan psikiyatri gruplarından en
önemlisi Yanlış Hafıza Sendromu Kurumu oldu. Bu kurul MKULTURA ve CIA
programlarında yer alan birçok çalışmayı ört bas etmeye çabalasa da deyatları
bir çok olayda açığa çıkması engellenemedi (konu ile ilgili yüzlerce bilgi,
yaşanmış olaylar ve gizli raporlar sunabilirim ama maksadım bu değil).
***
Psikolojik savaş taktiklerinin son sürat devam ettiği dünyada
aklıma bazı sorularda gelmiyor değil. Acaba Türk devlet adamları bu tür
psikolojik dezenformasyon saldırılarılarına karşı ne kadar muhafaza altındalar?
Murat ÇAVGA
deneklerin beyinini elektrikle uyararak beynin bazı kısımlarının motor
işlevlerinin merkezi olduğunu gösterdi. Dört yıl içinde Amerikalı Dr. Robert
Bartholow, aynı olayın insanlar içinde olduğunu gösterdi. Beynin elektriksel
uyarımlarıyla ilgili bir başka erken araştırma, 1930’larda ESB üzerinde
yoğunlaşan, Walter Rodolph Hess ‘ten geldi.
1940 ve 1950’li yıllar boyunca, McGill Üniversitesi’nde
görevli nöroloji operatörü Wilder Penfield ameliyat olan hastalar üzerinde
elektriksel beyin uyarımını test etti. 1945 yılından itibaren Tulane
Üniversitesi Psikiyatri ve Noroloji Bölümünde elektrokodların hastaların beynine
yerleştirilmesi üzerinde deneyler yapıldı.
Beyin uyarımları üzerinde çalışan diğer araştırmacılar, New
Orleans Tulane Üniversitesi Tıp okulunda Robert G. Hall ve ortağı Dr. Russel
Monroe idi. 1950’lerde araştırmalarına başlayan; CIA, ordu ve daha bir dizi mali
kaynaktan mali yardım alan bu kişiler deneklerin beyinlerine elektrot
yerleştirerek korku, rahatlık, cinsel arzu gibi çeşitli duyusal ve zihinsel
durumu başlatıp durdurabileceklerini; yapay halisilasyonlara başvurarak hafızayı
ve hakeketleri kontrol altına alabileceklerini gösterdiler.
1956 yılında Noden-Ketay’de elektrik mühendisi olarak çalışan Curtis Shafer,
Chicago’daki Ulusal elektronik birimi Konferansında şu reçeteyi önerdi;
“Biyokontorlün nihai başarısı insanın kendisi olabilir. Kontrol edilen
kişilerin, bireyler gibi düşünmesine izin verilmeyebilir.”
ıstihbarat ajanları, boynun doğrudan ve ses dalgalarıyla
uyarılması çalışmalarıyla uzun süre ilgilendiler. CIA Ekim 1960 “MULTURA” alt
projesi 94 raporunda ise deneklerde beyin kontrolünün olduğunu not olarak geçti.
Madrid’te tıp eğitimi almış ıspanyol Dr. Jose Madule Rodrigez
Delgado, ilk CIA zihin kontrolü araştırmalarında bulunmuş kişilerdendir. Delgado
20 yıldan fazla kalacağı Amerika’da Yale üniversitesinde çalışmak üzere geldi.
CIA fonlarıyla yönlendirilen Donanma ıstihbarat ofisi bir dizi ajans tarafından
destekleniyordu. 1967 tarihli “ınsan beyin işlevlerine Müdahalesi ” başlıklı
raporunda;
“….zihnin psikolojik temellerini etkilemeyi başardım” diye not düşüyordu.
Bu beyin aşılama buluşları, Delgadonun ilk deneyimsiz
yıllarının ürünüydü. Sonraki teknolojik gelişmeler 1975 yılında yayımlanan
Two-way Transdermal Communication whit the Brain adlı yazıda kaydediliyordu. Bu
dönemde Delgado beyin araştırmalarını bilgisayarlara uyarlamayı başardı.
Sonucunda “ Transdermal alıcılarının en ilginç yönü, beyin fonksiyonlarının eş
zamanlı kayıt altına alınması ve uyarılmasıdır. Bu sayede talebe dayalı
bildirimler bilgisayara uyarlanabiliyor. “ demekte idi.
Gerçek zihin kontrolünü gizlemenin yolu, bu tartışmaları çürütmek
için sahte bilimsel mücadele alanları oluşturmaktı. Görevi, kült istismarının ve
zihin kontrolünün hayal olduğunu ispat etmek olan psikiyatri gruplarından en
önemlisi Yanlış Hafıza Sendromu Kurumu oldu. Bu kurul MKULTURA ve CIA
programlarında yer alan birçok çalışmayı ört bas etmeye çabalasa da deyatları
bir çok olayda açığa çıkması engellenemedi (konu ile ilgili yüzlerce bilgi,
yaşanmış olaylar ve gizli raporlar sunabilirim ama maksadım bu değil).
***
Psikolojik savaş taktiklerinin son sürat devam ettiği dünyada
aklıma bazı sorularda gelmiyor değil. Acaba Türk devlet adamları bu tür
psikolojik dezenformasyon saldırılarılarına karşı ne kadar muhafaza altındalar?
Murat ÇAVGA
7 Aralık 2009 Pazartesi
İNSAN BEYNİ KONTROL ALTINA ALINABİLİR Mİ?
İnsan beyni kontrol altına alınabilir mi? İnsanlara iradelerinindışında bazı işler yaptırılabilir ve hatta cinayet işletilebilir mi?1996 yılında yayımlanan "Beyin Kontrolü ve Tanımlanamayan GizliHükümetler" adlı kitabında Daniel Brandt, bir insana hipnozla bircinayet işletilebileceğini iddia ediyor. Bazı uyuşturucu maddeler deinsanların beyinlerinin kontrol altına alınmasında kullanılabiliyor.LSD'nin bunlardan biri olduğu öne sürülüyor.Son yıllarda ABD'de yayımlanan araştırmalar, beyin kimyasıçalışmalarında LSD'nin son derece önemli bir yere sahip olduğunuortaya koyuyor.Doç.Dr. Ümit Sayın, Martin Lee ve Bruce Shlain'in "LSD'ninTarihçesi" ve Jay Stevens'ın "LSD ve Amerikan Rüyası" adlıkitaplarından yola çıkarak, bu maddenin beyin yıkama faaliyetlerindenasıl kullanıldığını 1998 yılında Artı Haber Dergisi'ne şöyleanlatmıştı: "1950–75 arasında CIA'de binlerce ajan sistematik olarakLSD testlerinden geçirildiği gibi, LSD'den yola çıkarak, pek çokyeni halüsinojen sentezlendi ve insanlar üzerinde zihin kontrolü,propaganda, beyin yıkama amacıyla kullanıldı. LSD'den daha etkilibir madde arayışı sonucunda ise Extacy sentezlendi."Doç. Dr. Ümit Sayın, dünyadaki pek çok istihbarat örgütünün LSD vebenzeri binlerce psikoaktif ilacı kullandığını da söylemişti.New York Times gazetesinin l6 Temmuz l977 sayısında şöyle bir haberyayınlandı:"ABD insanlığın esir edilebileceği görünmez silahlar geliştiriyor."l978 yılında Walter Boward adlı yazar, Operation Mind Control (BeyinKontrol Harekatı) adında yayınladığı kitabında şunlarıanlatıyordu: "Bu araştırmalar; hipnoz tekniği, narkotik–hipnoz,elektronik olarak beyinin uyarılması, ultrasonik, mikrodalgalar,alçak ses frekanslarıyla davranışların etkilenmesi ve davranışdeğişiklikleri terapisidir. CIA psikolojik silah stoklarını, psişiksilahların değişik tiplerini geliştirmeyi başararak artırmıştır.Şimdi bu kabiliyetleriyle yeni tip bir harbe girişmesi mümkündür. Buharp görünmez, muharebe sahası ise insan zihinleridir.21 Temmuz 2000 tarihli Sabah gazetesinde yer alan haber,çalışmaların nerelere geldiğini gösteriyor."John St. Clair Akwei, 1996 yılında Amerikan Ulusal Güvenlik Dairesi(NSA) aleyhine bir dava açtı. Akwei, NSA'nın kendisini sürekliolarak takip ettiğini ve davranışlarını kontrol ettiğini iddia etti.Akwei mahkemeye bu iddialarını destekleyecek yüzlerce sayfalıkdeliller sundu. Kaynak olarak birçok bilimsel ve akademik çalışmanıngösterildiği bu deliller, Project Freedom adlı internet sitesindeyayınlandı. İddiaya göre NSA, çok gelişmiş sistemleri aracılığıylaelektromanyetik alanları kullanarak istediği kişiyi dünyanın heryerinde takip edebiliyor, hatta elektrik dalgaları yollayarakkişinin düşünce ve davranışlarını kontrol edebiliyor.NSA'nın "sinyal istihbaratı" adı verilen bu sistemi, dünyadakielektrik taşıyan her şeyin çevresinde bir manyetik alan olduğu ve bualanların elektromanyetik dalgalar yaydığı teorisine dayanıyor.Geliştirilen dijital sistemlerle elektrik taşıyan bütün varlıklarınerede olursa olsun kontrol edebiliyor. Gönderilen sinyallersayesinde hedef kişi başkalarının duymadığı sesler duyabiliyor ya dagörüntüler görebiliyor. Bu yolla NSA istediği kişiye istediği şeyihiçbir kanıt bırakmadan yaptırabiliyor.Em. Kur. Albay Baha Kadıoğlu, Silahlı Kuvvetler Dergisi'ndeyayımlanan bir makalesinde bu silahlarla ilgili bakınız nelersöylemiş:"Türkiye l977'li yıllar içinde beyin kontrol yöntemlerinin harpşeklinde uygulandığı ve bunun korkunç kâbusunun yaşandığı bir ülkeolmuştur. Bu görünmez harpin gelecek yıllarda da devam edecektir.Yalnızca fiziki tedbirlerle önlenmesi mümkün görülmemektedir.Alınacak tedbirleri öğrenmek için en kısa zamanda parapsikolojikçalışmalara girmek mecburiyetindeyiz. "
8 Ocak 2007 Pazartesi
ELEKTROMANYETİK SİLAHLAR
ELEKTROMANYETİK SİLAHLAR Zeynep ÖYMEZ Elektromanyetik silahlar tehdit ediyor Beyinler kontrol altında Takip edildiğinizi, gözetlendiğinizi hissettiğiniz oldu mu hiç? Kimsenin duymadıklarını duyup, görmediklerini mi görüyorsunuz? Hareketlerinizi kontrol edemeyip istemediğiniz şeyleri mi yapıyorsunuz? Hafızanızı kaybettiğiniz oldu mu? Çok mu unutkansınız? Ya da insanların özellikle üzerinize üzerinize gelip sizi şiddet, gürültü, kaba muamele vs. gibi yöntemlerle taciz ettiklerini mi düşünüyorsunuz? Belki de kasıtlı olarak tecrit edildiğinizi ve mali açıdan yoksullaştırıldığınıza inanıyorsunuz... Muhakkak ki bu ve bunun gibi pek çok soruya farklı cevaplar verilebilir ve bunlar çok çeşitli şekillerde yorumlanabilir. Fakat en sivri yorumlar "delisin" veya "beynin kontrol ediliyor" olurdu herhalde. İki yüzü keskin bıçak yani. Bir bakıma ikisi de paranoyaklık... Zaten ikinci şık eninde sonunda insanı paronayak eder gibi geliyor bana. Belki bu sebepten "zihin kontrol operasyonları" son birkaç aydır iyiden iyiye girdi gündemimize. Ardı ardına bu konuyla ilgili kitaplar basılıyor, televizyon ve radyo programları yapılıyor. Duyuyoruz ama duyduklarımıza inanamıyoruz. İddialar oldukça ciddi.Hal böyle olunca insan sormadan duramıyor "gerçekten de beyin kontrolü mümkün mü?" diye. Birilerinin bizim bilgimiz ve istemimiz dışında beynimizi kontrol edip bilgi yüklediğini, hatta bu yöntemle cinayet bile işletilebileceğini düşünmek bile korkunç. Hatta bir insanlık suçu. Bu suçun baş failleri ise ABD ve Rusya... ABD'nin baş yardakçıları ise İngiltere ve Kanada. Çin ve Kuzey Kore'nin de masum olduğunu söyleyemeyiz.Asında beyin kontrol çalışmalarının kökleri Hitler Almanyasına kadar uzanıyor. Öyle anlaşılıyor ki 2. Dünya savaşını müteakip Almanya'dan kaçan bilim adamlarına kucak açan ABD ve Rusya cereyan eden soğuk savaş esnasında boş durmamış ve birer fantaziden öteye gitmemesi gereken düşüncelerini hayata geçirmişler. Zihin kontrolü alanındaki gelişmelerin ilk ipuçlarını, 1969 yılında Dr. Delgado'nun kaleme aldığı "Beynin fiziksel kontrolü-Psiko-medeni bir topluma doğru" adlı kitapta buluyoruz. Delgado beynin içine soktuğu tellerle (elektrot) beynin muayyen bölgelerini uyarıyordu. Örneğin beyninin bir noktasını uyararak parmaklarının büzülmesini sağladığı hastasına parmaklarını aç dediğinde hastasından "Doktor, sanırım sizin elektriğiniz benim irademden daha güçlü" cevabını alıyordu. Çalışmalar dört bir koldan devam ediyordu. Tarihler 16 Temmuz 1977'yi gösterdiğinde ise New York Times gazetesinde akıllara durgunluk veren bir haber yayınlanıyordu: "ABD insanlığın esir edilebileceği görünmez silahlar geliştiriyor." Bu haberden sadece bir yıl sonra yayınlanan Walter Boward imzalı Beyin Kontrol Harekatı kitabı ise gelinen noktayı bir nebze olsun aydınlatıyordu. Boward aynen şunları yazıyordu: "Bu araştırmalar; hipnoz tekniği, narkotik-hipnoz, elektronik olarak beyinin uyarılması, ultrasonik, mikrodalgalar, alçak ses frekanslarıyla davranışların etkilenmesi ve davranış değişiklikleri terapisidir. CIA psikolojik silah stoklarını, psişik silahların değişik tiplerini geliştirmeyi başararak artırmıştır. Şimdi bu kabiliyetleriyle yeni tip bir harbe girişmesi mümkündür. Bu harp görünmez, muharebe sahası ise insan zihinleridir." Diğer bir deyişle kan dökmeden zafer kazandıracak görünmez silahlar. İz yok, delil yok, dolayısıyla suç yok... Kirli emelleri için ne kadar da uygun bir yöntem. Elektromanyetik dalgalar Artık teknolojinin, çip veya beyne sokulmuş elektrotlara ihtiyaç duymadan beyne müdahale edebilecek noktaya geldiği iddia ediliyor. Belli merkezlerden gönderilen elektromanyetik dalgaların beyne yöneltilmesi sayesinde kurbanın beyin fonksiyonlarına müdahale edilebiliyor. 'Sinyal istihbaratı' denilen teknik içinde elektrik akımı bulunan her şey çevresine elektromanyetik dalga yayar prensibine dayanıyor. Tekniğin ilk ayağı da insanın EEG'sinin (elektroencephologram) yani beynin işleyişi sırasında yaydığı e.m. dalgalarının manyetometreler vasıtası ile ölçülmesi. 3-50 herz arasında değişen beyin dalgaları aynı parmak izleri gibi her insanda farklılık gösteriyor. Beyin dalgaları ölçülüp bilgisayara kaydedilen herkes uydular ve yerleşik aygıtlar sayesinde dünyanın her yerinde 24 saat takip edilebiliyor. İddialar bununla da bitmiyor. Çok gelişmiş bilgisayarlar yardımıyla kişinin öfke, acı, endişe, küçümseme, ümitsizlik, dehşet, sıkıntı, kıskançlık, korku, uyku, terör... hallerinde beynin yaydığı radyasyon frekansları kaydediliyor ve daha sonra istenilen psikolojiye uygun frekanstaki elektromanyetik dalga dışarıdan beyne gönderilerek oluşturulabiliyor. Yani bu elektromanyetik dalgalar sayesinde kişinin düşünceleri ve davranışları kontrol altına alınabiliyor. Teknolojinin aynı yöntemle kişinin sözlerini ve gördüklerini de saptayabilecek duruma geldiği öne sürülüyor. Bu elektromanyetik silahların beyin kontrolünden başka depremlere neden olabileceği, uçakları düşürebileceği... de ifade ediliyor. "Beyaz ses" İnsan beynini kontrol altına almayı kafalarına koyan mihraklar elektromanyetik dalgaların yanı sıra birçok masum(!) yöntemi de kullanıyor. Bunlardan en çok bilineni göz ve kulağın algı alt ve üst sınırlarına göre yapılan yayınlar. Bilindiği gibi duyabildiğimiz tüm ses, en düşük bastan en yüksek tize kadar 16 ilâ 20000 hz arasında. Yani bütün ses dalgaları arasında iğne ucu kadar bir aralık. Bu değerlerin altındaki ve üstündeki sesler insan kulağı tarafından pas geçiliyor fakat beyin tarafından algılanıyor. Taa 1974 yılında Amerikalı bilim adamı Joseph Sharp bir askerî hastanede bir kişinin beynine başkaları duymadan ses göndermeyi başardı. Bu yöntemde hasta mesajı gönderene karşı koyamıyor çünkü beyninin algıladığı sesleri kulakları duymuyor. Bu yöntem gizli telkinlerde çok kullanılıyor. Şuuraltı telkin için en iyi yöntem ise müziğin gerisine psiko-akustik denilen özel metodlarla telkin mesajları kaydedilmesi. Velhasıl sesler gaibden değil özel cihazlardan geliyor. Aynı şekilde gizli görüntülerle telkiner de yapılabiliyor. Bunun sırrı ise 25. karede yatıyor. Televizyon veya sinema seyrettiğimiz bir görüntü 24 kareden oluşuyor. Gözlerimiz 25. kareyi göremiyor ama beynimiz algılıyor. İşte bu 25. kareye çeşitli telkin mesajları, ideolojik fikirler yerleştirilebiliyor. MKULTRA Bu gün ortaya çıkan belgeler de gösteriyor ki zihin kontrol operasyonları aman tanımaz, etikten yoksun ve işkence boyutlarına ulaşan bir denme sürecinden geçmiş halende deneylerin sürdüğü ifade ediliyor. Bu öyle bir deney ki kobayları bütün insanlık. Tanıkların ifadeleri ve belgeler ışığında CIA'nın yüzlerce insan üzerinde 1950'lerden bu yana denemeler yaptığı bugün artık bir sır değil. Zihin kontrol deneylerinde insanların kobay olarak kullanıldığı söz konusu programların kod isimleri "MKULTRA, MKSEARCHE, ARTICHOKE VE BLUEBIRD" idi. Deneyler esnasında birçok deneğin dengesini kaybettiği, birçoğunun öldüğü ve büyük bir kısmının da intihara teşebbüs ettiği iddia ediliyor. Dr. Armen Victorian Beyin kontrolü-İnsan davranışlarının manipülasyonu adlı kitabında MKULTRA'yı şöyle tarif ediyor: "MKULTRA programı kimyasal, biyolojik ve radyolojik maddelerin insan davranışlarını kontrol etme hedefli gizli operasyonlarda kullanılmasına yönelik bir seri araştırma ve geliştirme projesinin adıydı. Vurguyla ifade edilirse, CIA belgelerinden biri, bariz bir şekilde insan davranışlarını kontrol etme deneylerinde, radyasyon, elektrik şoku, psikolojinin çok sayıda dalı, toplumbilimi, antropoloji gibi ek yöntemlerin yanısıra askeri araç gereçlerin kullanıldığını göstermektedir." ABD'de zihin kontrol deneyleri sadece CIA tarafından değil ABD Ordu Haber Alma Dairesi ve Ordu Kimyasal silahlar ofisi tarafından da yürütüldü. Askerlere bir kağıt imzalatarak gönüllü olarak kobay olmaları sağlandı. Ordu daha çok halüsinasyon etkisi yapan uyuşturucu maddelerin kullanıldığı özellikle de LSD'nin kullanıldığı deneyler yaptı. LSD aldıklarından haberi olmayan askerler zihin kontrol operasyonları ile ilgili bilgiler açıklandıkça nasıl bir deneye kurban verildiklerini anladılar. Aynı deneyde görevli arkadaşlarının ani ölümleri olayları aydınlatıyordu. İş rayından çıkınca NSA aleyhine davalar ardı sıra açılmaya başlandı. Bunlardan biri istihbarat ajanları tarafından uzaktan beyin kontrolü deneylerinde kullanıldığını iddia eden George Farguhar. 1984 yılından bu yana uzaktan monitörlerle takip edildiğini 1997 yılından beri de mikrodalga radyasyon saldırılarına ve beyin kontrol deneylerine maruz kaldığını öne süren Farguar beyin kontrol polisleri adını verdiği ajanlarla Project Freedom/ özgürlük projesi adını verdiği web sitesinde mücadele etmeye çalışıyor.
Zihin Kontrolü Mümkünmü?
Zihin Kontrolü Mümkünmü?
Dünya istihbarat örgütlerinin karşı tarafı yönlendirmek içinpsikolojik operasyon yapabilmeleri en önemli hedefleridir.İstihbarat örgütleri özellikle CIA ve MOSSAD bu konuya büyük önemvermektedirler. Bir Çin atasözü vardır, "Yüz savaş kazanmak hünerdeğil, hüner savaşmadan güvenliği sağlamaktır." İstihbarat örgütleribu konuya bilimsel olarak eğilmektedirler. Sürekli çalışmalarla yeniyollar araştırmaktadırlar.Bugün MOSSAD'ın CIA'dan daha başarılı operasyonlar yapmasının ikinedeni vardır. Birincisi, Tevrat'ta Musa Peygamber'e Kenan ilindecasusluk yapmasının emredilmesi. İkincisi de, ideallerinin yüksekfakat güçlerinin az olması ve dünya bilim çevresinde önemlietkinliklerinin olmasıdır.TARİHTEN ÖRNEKLERBilinen ilk ve en önemli psikolojik operasyon örneği HasanSabbah'tır. Haşhaşi tarikatı da denilen bu örgütlenmede kişilerHaşhaşın etkin maddesi Eroinle keyif duygusuna ve cennet inancınaşartlandırılıyor. Hasan Sabbah'a itaat ederlerse hep böyleyaşayacaklarına inandırılıyorlardı. Böylece intihar saldırılarınızevkle yapıyorlardı.1937'de Stalin'in Halk mahkemelerinde davalıların îtiraflarındabazı kimyasallar kullandığı bilinmektedir. Hatta MacaristanKardinalinin de bulunduğu bir davada davalılar devlete karşı birtutum aldıklarını birden itiraf etmişlerdi.BU DURUM ETİK MİDİR?Kesinlikle değildir. Mamafih, Dünya Af Örgütü 1992 yılında bir raporneşretti. Bu durum "İnsanın zihni yetilerini bozmayı, yok etmeyi,değiştirmeyi hedefleyen sorgulama prosedürü ahlaki suçtur denildi.Fiziksel işkence sınıflandırması kadar insanlık dışıdır." düşüncesibenimsendi.HANGİ YÖNTEMLER UYGULANIYOR?Klasik yöntem; psikolojik faaliyet, propaganda ve beyin yıkamayöntemidir.En sık kullanılan yöntem; kimyasal maddeler kullanılarak kişinindüşüncesini etkilemektir.Son yıllarda üzerinde çalışan ve durulan yöntem ise elektronikimplantlar yerleştirilerek kişinin beynini uzaktan kumanda ileyönetme çabalarıdır.KİMYASAL YÖNTEMLERZihin kontrolü deneylerinde ilk kullanılan madde LSD idi. LSDpsikokimyasal bir maddedir. Alan kişide olağanüstü psikolojikdeğişimler olur. Halüsinasyonlar görür, canlı, neşeli, güçlü duygu,düşünme ve davranışlar içerisine girer. Bu madde beynin önbölgesinde DOPAMİN isimli zevk maddesini aşırı salgılamaktadır. Bumaddeyi alan bir kişi inandığı konuda olağanüstü eylemlergerçekleştirebilmektedir. İkinci Dünya Savaşında hem Hitler hemAmerikan ordusu "Amphetamin" isimli uyarıcı kimyasalı kullanarakaskerlerin savaş gücünü arttırmayı hedeflemişlerdir. Hatta Hitlerinmilyonlarca psikoaktif madde kullanarak ordusunun hareketkabiliyetini çok hızlı hale getirdiği bilinmektedir.İçkisine LSD veya uyuşturucu katan kişilerin kolay intihar ettiklerive kolay insan öldürdükleri bilinen gerçeklerdir.Bu konu da ABD'de gönüllüler, siyahlar ve eşcinseller üzerindeilginç deneyler yapılmıştır. Deney yapılan kişilerde akılhastalıkları, yaşayanlarda da erken bunama, erken yaşlanmagözlemlenmiştir. Bu konuda Dr. Armen Victorian'ın kitabında ilginçkaynak ve bilgiler mevcuttur. Kitabın ismi "İnsan DavranışınınManipülasyonu, Beyin Kontrolüdür." Bu kitap Timaş yayınları arasındatercüme edilerek yayınlanmıştır.PSİKİYATRİDE TEDAVİ AMACIYLA KULLANILIYORPsikiyatrik uygulamada tanı ve tedavi yöntemi olarakkullanılmaktadır. Narkoanaliz olarak tanımlanan bu yöntemde kişiyedamardan kısa süre etkili barbibüratlar verilir. Kişi uyku uyanıklıkarası bir boyuttadır. Bilinçaltının üstündeki baskılar aralanır.Kişiyle güven ilişkisi içinde psikoterapödik ilişki kurulabilirsebilinçaltı duygular, eğilimler, hatıralar, şartlanmalar ortayaçıkarılır.İlaçlı hipnoz da denilebilen bu yöntem kişinin bilinçaltıçatışmalarını analiz edip onun tedavisini gerçekleştirmek içinkullanılır.HİPNOZLA BEYİN YIKAMAK MÜMKÜN MÜ?Hipnoz bilimsel bir yöntemdir. Kişi hipnotik uykuya geçtiğinde vücutve beyin uyur, fakat terapistle, kişi arasında seçici bir algılamaalışverişi kanalı açılır. Böylece kişi yönlendirilir, düşünceleri,duyguları değiştirilebilir. Psikiyatride hastalıklı düşünceleri yoketmek, sağlıklı düşünceler kazandırmak, ego gücünü arttırmak için buyöntemi kullanıyoruz.Her bilimsel yöntem gibi hipnozda gösteri malzemesi veya siyasîamaçla kullanılabilir.Hipnozda ilk şart iki tarafın birbirine güvenmesidir. Daha sonrakonsantrasyon gücü artırılır, uygun telkinde bulunulan kişigeçmişine götürülebilir, beyni yıkanabilir, yanlış şeylereinandırılabilir. Ancak kişiye hipnozda istemediği şeyiyaptıramazsınız. Bazı kişiler telkine çok yatkındır, kolaylıklagirerler. Fakat obsesif ve paranoid denilen güvensiz özelliği fazlaolan kişileri hipnotik transa geçirmek çok güçtür.ELEKTROMANYETİK ETKİLEMEEvren "Radiant Enerji" denilen yayılan bir enerjiden oluşur,gözümüzle gördüğümüz spektrum bir dalga boyudur. Morötesi vekızılötesi dalga boyları gözümüzle görülmez. Ancak röntgenfilmlerinden, termal kameralara, yeraltı su havza haritalarına kadarbir çok alanda kullanılır.Her elektrik kaynağı bir radyasyon neşreder. Bazı radyasyonlariyonlama yaparak hücre ölümlerine yol açar. Hidrojen atomufrekansına uygun mikrodalga ile MR gibi beyin tomografileri çekilir.Mikrodalga fırınlarda ışınların camı geçerek tabak içindeki suyubuharlaştırdığını biliyoruz.MİKRODALGA İLE BEYİN KONTROLÜMikrodalga ile uzaktan gürültü hissi oluşturmak mümkündür.Elektromanyetik ritmik vuruşlar kişinin başını elektrikli matkaplaoyulduğu hissi uyandırabilir. Çok düşük frekans da (VLF),iyonlamanın olmadığı bir radyoaktivite ile baş ağrısı, çınlama,sinirlilik, depresyon, hafıza kaybı hatta panik duygusuoluşturulabilir.Radyasyonun diş dökülmesi, kan kanseri, sakatdoğumlara neden olduğu yaptığı bilinmektedir. İyonlanmanın olduğuradyasyonlar X ışınları Radyum gibi kanser tedavisinde kanserlihücreleri öldürmek için kullanılır. Bu ışınları uzaktan yönetmekmümkün olmamakta, fakat mikrodalga kaynağını 1-2 km. uzaktan birhedefe yöneltmek mümkün olabilmektedir. Kötü niyetli kişilerinelinde korkunç bir silah haline dönebilen bir teknoloji insanlıkdışı amaçlarla kullanılırsa insanlığın sonu başlar.ELEKTRONİK PARÇA YERLEŞTİRMEK MÜMKÜN MÜ?İnsan davranışını kontrol etmek isteyenler hayvan deneylerinde bunugerçekleştirmişlerdir.FM radyo kanalı ile sinyaller alabilen ve nakledebilen minyatürelektrotlar hayvan kafasına yerleştiriliyor. Maymunda cinselsaldırganlık, boğada aniden durma komutu verme deneyleri başarılıoldu. Yunus balıkları yönetilebildi.ABD'de beynin elektronik uyarılması zihinsel özürlülerde veeşcinsellerde araştırılmıştır. James Olds isimli araştırmacı beyninhipotalamuş bölgesine elektronik implant yerleştirerek eşcinsellerikontrol etmeyi başardı. Hastalarda korku, heyecan, halüsinasyonoluşturarak davranışlarını ödüllendirdi veya cezalandırdı.Zihin özürlülere de benzer deneyler yapıldı. Bu çalışmalar çoktartışıldı. Bilimin iyiliği değil hastanın iyiliği ön plandatutulması etik kuralına göre çalışmalar durduruldu.FM radyo kanalında sinyaller alabilen ve nakledebilen bu uzaktanbeyin elektronik uyarılması ateşli tartışmalara konu oldu. HattaFransa'da her doğan çocuğa kimliğini belirtir elektronik parçayerleştirerek ömür boyu nerede olup olmadığını izleyebiliriz tezibile ortaya atıldı.İnsanın robot gibi tuşlarla kontrol edilmesi çok tehlikeli birgelişmeydi.Elektronik implantı (Stimoreceiver) bulan Dr. Delgado beynin amigdalve hipokampus gibi alanlarını canlandırarak neşe, tuhaf duygu,renkli görüntü gözlemlediğini kayıt ederek kitabında açıkladı.Radyohipnotik beyinlerarası kontrol projesi elektronik hipnozyapmayı amaçlamaktadır. Bu projede kişiye istemediği şeyleryaptırmak mümkün hale gelecektir. Tuşlarla kontrol edilen insana neyaptırılmaz ki!YENİ BİLİMSEL GELİŞME: Düşünce TeknolojisiBugün psikiyatride beynin ürettiği sinyalleri kaydederek beyinfonksiyonel görüntülemesi yapılabilmektedir. Klasik EEG'ninbilgisayar devriminden sonra analog sinyallerin sayısallaştırılmasıile beyin haritası çıkarılıyor. Biz Memory Center NöropsikiyatriMerkezinde bu sistemi kullanarak beynin hastalıklı çalışanalanlarını görüntüleyebiliyoruz. Tanı ve tedaviyi güçlendirmek içinişe yarayan bir yöntemdir. Hatta ilaç tedavisinin biyoyararlılığınıhasta izlerken görselleştirmiş oluyoruz.TRANSKRANİYAL MANYETİK UYARIMElektromanyetik enerjinin tedavide kullanımı yeni gelişmelerdendir.TMU denilen bir yöntem ile Tedaviye dirençli depresyon, ObsesifKOMPULSİF Bozukluk ve Şizofresi gibi ruhsal bozukluklarda ilaçtedavisine bir üstünlük olarak dikkat çekmektedir.( Arch Gec-Psyhiatry.1999; 56:300-311). Bu konuyu daha sonraki bir yazımda elealacağım merak edenler www.mcaturk.com adresinden gerekli bilgiyeulaşabilirler. Evet beynin ön bölgesine elektromanyetik uyarıvererek Depresyonu tedavi etme projesi elektroşok tedavisinealternatif olarak işe yarayacak gibi görünmektedir.DUYU ÖTESİ ALGIBirleşik Devletler parapiskolojik araştırmalara büyük bütçelerayırmaktadır. Beş duyuyu kullanmada insanın geçmiş, gelecek veşimdiki zaman hakkında bilgi edinmesi çok ilgi çeken bir konudur.Telepati, Durugörü (Clair-voyance), Altıncı his de denilen bualgılama biçimi hakkında şu anda bilimsel çalışmalarda sağlamdeliller yoktur.Sesin, elektromanyetik frekansın, lazerin varlığı başka dalgaboylarının varlığına kanıt olabilmektedirler. Zihni kontrol etmenin,ikizlerin, anne-çocuk arasındaki uzaktan duygusal etkilenmelerinnasıl olduğu henüz çözülemedi. Rüya laboratuvarlarında telepati yoluile kavram ve imaj uyandırıldığının gözlemlenmesi elektronikpsikiyatri açısından devrim niteliğindeki çalışmalardır.Durugörü veya beden dışı sezgi denilen bir yöntemde de bazı deneklerodada gizlenmiş nesnelerin yerini tespit etmeyibaşarabiliyorlar. "Remote Viewing, remote sensing" denilen uzaktangörme ve hissetme özelliği olan insanların bunu nasıl başardıklarıbilimsel ilgi alanına girmektedir. Uzaktan görüşün elektromanyetikişleyişi çözülebilirse insanlığın kaderi etkilenecektir.Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz insanın zihninin uzaktan kontroledilmesi dünya için sosyal ve politik etkileri çok fazla oluşacağıgelişmeleri getirecektir.(Nevzat Tarhan)
Dünya istihbarat örgütlerinin karşı tarafı yönlendirmek içinpsikolojik operasyon yapabilmeleri en önemli hedefleridir.İstihbarat örgütleri özellikle CIA ve MOSSAD bu konuya büyük önemvermektedirler. Bir Çin atasözü vardır, "Yüz savaş kazanmak hünerdeğil, hüner savaşmadan güvenliği sağlamaktır." İstihbarat örgütleribu konuya bilimsel olarak eğilmektedirler. Sürekli çalışmalarla yeniyollar araştırmaktadırlar.Bugün MOSSAD'ın CIA'dan daha başarılı operasyonlar yapmasının ikinedeni vardır. Birincisi, Tevrat'ta Musa Peygamber'e Kenan ilindecasusluk yapmasının emredilmesi. İkincisi de, ideallerinin yüksekfakat güçlerinin az olması ve dünya bilim çevresinde önemlietkinliklerinin olmasıdır.TARİHTEN ÖRNEKLERBilinen ilk ve en önemli psikolojik operasyon örneği HasanSabbah'tır. Haşhaşi tarikatı da denilen bu örgütlenmede kişilerHaşhaşın etkin maddesi Eroinle keyif duygusuna ve cennet inancınaşartlandırılıyor. Hasan Sabbah'a itaat ederlerse hep böyleyaşayacaklarına inandırılıyorlardı. Böylece intihar saldırılarınızevkle yapıyorlardı.1937'de Stalin'in Halk mahkemelerinde davalıların îtiraflarındabazı kimyasallar kullandığı bilinmektedir. Hatta MacaristanKardinalinin de bulunduğu bir davada davalılar devlete karşı birtutum aldıklarını birden itiraf etmişlerdi.BU DURUM ETİK MİDİR?Kesinlikle değildir. Mamafih, Dünya Af Örgütü 1992 yılında bir raporneşretti. Bu durum "İnsanın zihni yetilerini bozmayı, yok etmeyi,değiştirmeyi hedefleyen sorgulama prosedürü ahlaki suçtur denildi.Fiziksel işkence sınıflandırması kadar insanlık dışıdır." düşüncesibenimsendi.HANGİ YÖNTEMLER UYGULANIYOR?Klasik yöntem; psikolojik faaliyet, propaganda ve beyin yıkamayöntemidir.En sık kullanılan yöntem; kimyasal maddeler kullanılarak kişinindüşüncesini etkilemektir.Son yıllarda üzerinde çalışan ve durulan yöntem ise elektronikimplantlar yerleştirilerek kişinin beynini uzaktan kumanda ileyönetme çabalarıdır.KİMYASAL YÖNTEMLERZihin kontrolü deneylerinde ilk kullanılan madde LSD idi. LSDpsikokimyasal bir maddedir. Alan kişide olağanüstü psikolojikdeğişimler olur. Halüsinasyonlar görür, canlı, neşeli, güçlü duygu,düşünme ve davranışlar içerisine girer. Bu madde beynin önbölgesinde DOPAMİN isimli zevk maddesini aşırı salgılamaktadır. Bumaddeyi alan bir kişi inandığı konuda olağanüstü eylemlergerçekleştirebilmektedir. İkinci Dünya Savaşında hem Hitler hemAmerikan ordusu "Amphetamin" isimli uyarıcı kimyasalı kullanarakaskerlerin savaş gücünü arttırmayı hedeflemişlerdir. Hatta Hitlerinmilyonlarca psikoaktif madde kullanarak ordusunun hareketkabiliyetini çok hızlı hale getirdiği bilinmektedir.İçkisine LSD veya uyuşturucu katan kişilerin kolay intihar ettiklerive kolay insan öldürdükleri bilinen gerçeklerdir.Bu konu da ABD'de gönüllüler, siyahlar ve eşcinseller üzerindeilginç deneyler yapılmıştır. Deney yapılan kişilerde akılhastalıkları, yaşayanlarda da erken bunama, erken yaşlanmagözlemlenmiştir. Bu konuda Dr. Armen Victorian'ın kitabında ilginçkaynak ve bilgiler mevcuttur. Kitabın ismi "İnsan DavranışınınManipülasyonu, Beyin Kontrolüdür." Bu kitap Timaş yayınları arasındatercüme edilerek yayınlanmıştır.PSİKİYATRİDE TEDAVİ AMACIYLA KULLANILIYORPsikiyatrik uygulamada tanı ve tedavi yöntemi olarakkullanılmaktadır. Narkoanaliz olarak tanımlanan bu yöntemde kişiyedamardan kısa süre etkili barbibüratlar verilir. Kişi uyku uyanıklıkarası bir boyuttadır. Bilinçaltının üstündeki baskılar aralanır.Kişiyle güven ilişkisi içinde psikoterapödik ilişki kurulabilirsebilinçaltı duygular, eğilimler, hatıralar, şartlanmalar ortayaçıkarılır.İlaçlı hipnoz da denilebilen bu yöntem kişinin bilinçaltıçatışmalarını analiz edip onun tedavisini gerçekleştirmek içinkullanılır.HİPNOZLA BEYİN YIKAMAK MÜMKÜN MÜ?Hipnoz bilimsel bir yöntemdir. Kişi hipnotik uykuya geçtiğinde vücutve beyin uyur, fakat terapistle, kişi arasında seçici bir algılamaalışverişi kanalı açılır. Böylece kişi yönlendirilir, düşünceleri,duyguları değiştirilebilir. Psikiyatride hastalıklı düşünceleri yoketmek, sağlıklı düşünceler kazandırmak, ego gücünü arttırmak için buyöntemi kullanıyoruz.Her bilimsel yöntem gibi hipnozda gösteri malzemesi veya siyasîamaçla kullanılabilir.Hipnozda ilk şart iki tarafın birbirine güvenmesidir. Daha sonrakonsantrasyon gücü artırılır, uygun telkinde bulunulan kişigeçmişine götürülebilir, beyni yıkanabilir, yanlış şeylereinandırılabilir. Ancak kişiye hipnozda istemediği şeyiyaptıramazsınız. Bazı kişiler telkine çok yatkındır, kolaylıklagirerler. Fakat obsesif ve paranoid denilen güvensiz özelliği fazlaolan kişileri hipnotik transa geçirmek çok güçtür.ELEKTROMANYETİK ETKİLEMEEvren "Radiant Enerji" denilen yayılan bir enerjiden oluşur,gözümüzle gördüğümüz spektrum bir dalga boyudur. Morötesi vekızılötesi dalga boyları gözümüzle görülmez. Ancak röntgenfilmlerinden, termal kameralara, yeraltı su havza haritalarına kadarbir çok alanda kullanılır.Her elektrik kaynağı bir radyasyon neşreder. Bazı radyasyonlariyonlama yaparak hücre ölümlerine yol açar. Hidrojen atomufrekansına uygun mikrodalga ile MR gibi beyin tomografileri çekilir.Mikrodalga fırınlarda ışınların camı geçerek tabak içindeki suyubuharlaştırdığını biliyoruz.MİKRODALGA İLE BEYİN KONTROLÜMikrodalga ile uzaktan gürültü hissi oluşturmak mümkündür.Elektromanyetik ritmik vuruşlar kişinin başını elektrikli matkaplaoyulduğu hissi uyandırabilir. Çok düşük frekans da (VLF),iyonlamanın olmadığı bir radyoaktivite ile baş ağrısı, çınlama,sinirlilik, depresyon, hafıza kaybı hatta panik duygusuoluşturulabilir.Radyasyonun diş dökülmesi, kan kanseri, sakatdoğumlara neden olduğu yaptığı bilinmektedir. İyonlanmanın olduğuradyasyonlar X ışınları Radyum gibi kanser tedavisinde kanserlihücreleri öldürmek için kullanılır. Bu ışınları uzaktan yönetmekmümkün olmamakta, fakat mikrodalga kaynağını 1-2 km. uzaktan birhedefe yöneltmek mümkün olabilmektedir. Kötü niyetli kişilerinelinde korkunç bir silah haline dönebilen bir teknoloji insanlıkdışı amaçlarla kullanılırsa insanlığın sonu başlar.ELEKTRONİK PARÇA YERLEŞTİRMEK MÜMKÜN MÜ?İnsan davranışını kontrol etmek isteyenler hayvan deneylerinde bunugerçekleştirmişlerdir.FM radyo kanalı ile sinyaller alabilen ve nakledebilen minyatürelektrotlar hayvan kafasına yerleştiriliyor. Maymunda cinselsaldırganlık, boğada aniden durma komutu verme deneyleri başarılıoldu. Yunus balıkları yönetilebildi.ABD'de beynin elektronik uyarılması zihinsel özürlülerde veeşcinsellerde araştırılmıştır. James Olds isimli araştırmacı beyninhipotalamuş bölgesine elektronik implant yerleştirerek eşcinsellerikontrol etmeyi başardı. Hastalarda korku, heyecan, halüsinasyonoluşturarak davranışlarını ödüllendirdi veya cezalandırdı.Zihin özürlülere de benzer deneyler yapıldı. Bu çalışmalar çoktartışıldı. Bilimin iyiliği değil hastanın iyiliği ön plandatutulması etik kuralına göre çalışmalar durduruldu.FM radyo kanalında sinyaller alabilen ve nakledebilen bu uzaktanbeyin elektronik uyarılması ateşli tartışmalara konu oldu. HattaFransa'da her doğan çocuğa kimliğini belirtir elektronik parçayerleştirerek ömür boyu nerede olup olmadığını izleyebiliriz tezibile ortaya atıldı.İnsanın robot gibi tuşlarla kontrol edilmesi çok tehlikeli birgelişmeydi.Elektronik implantı (Stimoreceiver) bulan Dr. Delgado beynin amigdalve hipokampus gibi alanlarını canlandırarak neşe, tuhaf duygu,renkli görüntü gözlemlediğini kayıt ederek kitabında açıkladı.Radyohipnotik beyinlerarası kontrol projesi elektronik hipnozyapmayı amaçlamaktadır. Bu projede kişiye istemediği şeyleryaptırmak mümkün hale gelecektir. Tuşlarla kontrol edilen insana neyaptırılmaz ki!YENİ BİLİMSEL GELİŞME: Düşünce TeknolojisiBugün psikiyatride beynin ürettiği sinyalleri kaydederek beyinfonksiyonel görüntülemesi yapılabilmektedir. Klasik EEG'ninbilgisayar devriminden sonra analog sinyallerin sayısallaştırılmasıile beyin haritası çıkarılıyor. Biz Memory Center NöropsikiyatriMerkezinde bu sistemi kullanarak beynin hastalıklı çalışanalanlarını görüntüleyebiliyoruz. Tanı ve tedaviyi güçlendirmek içinişe yarayan bir yöntemdir. Hatta ilaç tedavisinin biyoyararlılığınıhasta izlerken görselleştirmiş oluyoruz.TRANSKRANİYAL MANYETİK UYARIMElektromanyetik enerjinin tedavide kullanımı yeni gelişmelerdendir.TMU denilen bir yöntem ile Tedaviye dirençli depresyon, ObsesifKOMPULSİF Bozukluk ve Şizofresi gibi ruhsal bozukluklarda ilaçtedavisine bir üstünlük olarak dikkat çekmektedir.( Arch Gec-Psyhiatry.1999; 56:300-311). Bu konuyu daha sonraki bir yazımda elealacağım merak edenler www.mcaturk.com adresinden gerekli bilgiyeulaşabilirler. Evet beynin ön bölgesine elektromanyetik uyarıvererek Depresyonu tedavi etme projesi elektroşok tedavisinealternatif olarak işe yarayacak gibi görünmektedir.DUYU ÖTESİ ALGIBirleşik Devletler parapiskolojik araştırmalara büyük bütçelerayırmaktadır. Beş duyuyu kullanmada insanın geçmiş, gelecek veşimdiki zaman hakkında bilgi edinmesi çok ilgi çeken bir konudur.Telepati, Durugörü (Clair-voyance), Altıncı his de denilen bualgılama biçimi hakkında şu anda bilimsel çalışmalarda sağlamdeliller yoktur.Sesin, elektromanyetik frekansın, lazerin varlığı başka dalgaboylarının varlığına kanıt olabilmektedirler. Zihni kontrol etmenin,ikizlerin, anne-çocuk arasındaki uzaktan duygusal etkilenmelerinnasıl olduğu henüz çözülemedi. Rüya laboratuvarlarında telepati yoluile kavram ve imaj uyandırıldığının gözlemlenmesi elektronikpsikiyatri açısından devrim niteliğindeki çalışmalardır.Durugörü veya beden dışı sezgi denilen bir yöntemde de bazı deneklerodada gizlenmiş nesnelerin yerini tespit etmeyibaşarabiliyorlar. "Remote Viewing, remote sensing" denilen uzaktangörme ve hissetme özelliği olan insanların bunu nasıl başardıklarıbilimsel ilgi alanına girmektedir. Uzaktan görüşün elektromanyetikişleyişi çözülebilirse insanlığın kaderi etkilenecektir.Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz insanın zihninin uzaktan kontroledilmesi dünya için sosyal ve politik etkileri çok fazla oluşacağıgelişmeleri getirecektir.(Nevzat Tarhan)
Zihin kontrol hakkında !!! ABD New York Times Gazetesi :
ABD New York Times Gazetesi'nin l6 Temmuz l977 sayısında şöyle birhaber yayınlanıyordu:"ABD insanlığın esir edilebileceği görünmez silahlar geliştiriyor. "l978 yılında Walter Boward adındaki Arizonalı gazeteci yazar,Operation Mind Control (Zihin Kontrol Harekatı) adında yayınladığıkitabında şunları anlatmaktadır:"CIA tarafından uyuşturucu ilaçlarla yapılan deneyler ABDhükümetinin uyguladığı çok gizli zihin kontrol projesinin yalnızcabir kısmıdır. Bu deneyler binlerce kişi üzerinde 35 yıl devametmiştir. Bu araştırmalar; hipnoz tekniği, narkotik-hipnoz,elektronik olarak beyinin uyarılması, ultrasonik, mikrodalgalar,alçak ses frekanslarıyla davranışların etkilenmesi ve davranışdeğişiklikleri terapisidir.CIA psikolojik silah stoklarını, psişik silahların değişik tiplerinigeliştirmeyi başararak artırmıştır. Şimdi bu kabiliyetleriyle yenitip bir harbe girişmesi mümkündür. Bu harf görünmez, muharebe sahasıinsan zihinleridir.Parapsikolojik silahları devletler vatandaşlarını kendi ideolojik vepolitik sistemleri içinde tutmak için veya diğer ülke insanlarınınzihinlerini etkileyerek değiştirmek ve kendi gayelerine uygunyönlendirmek maksadıyla kullanacaklardır.>Yazar Walter Boward kitabında şunları söylemektir:"En büyük hayret edilecek şey, milli güvenlik etiketi altındaCrytocrasy (Bürokrasinin gizli planı) zihinlerin kontrolünüaraştırmaktadır."Yazar Boward zihin kontrolü için uygulanan MKUTRA projesi hakkındada şöyle demektedir:"Senato istihbarat komitesine; Amiral Turner, CIA uyuşturucu ilaçdeneylerini durdurdu demiştir. Sorulmadı ve kendisi de gönüllüolarak yeni zihin kontrol projelerinden bahsetmedi. Turner zihinkontrol harekatının durdurulduğunu söylemedi, yalnızca deneylerdurduruldu dedi."Doğu ve Batı Bloku ülkelerinde insan zihninin kontrolü için ciddiaraştırmalara girildiği anlaşılmaktadır. Günümüzde insan zihinlerineçeşitli tip araçlarla (gazete, kitap radyo ve televizyon) uluşmaimkanları artmıştır. İnsan denilen biyolojik varlık çok kolay birşekilde programlanabilmektedir. Beyin yıkama metotlarıylaşartlandırımış robot katiller kolayca öldürülebilmektedirler.Okult (batıni, gizli) bir bilgi olan teknomaji (teknik büyü) 'ninsırları son 300 yıl içinde insanlar tarafından çözülmüştür.Teknoloji adı altında uygulanarak doğaya hakimiyet sağlanmıştır. Bubilgiler korkunç silahları da beraberinde getirmiştir. Teknokratbilim adamı, askerlerden oluşan bir grup bu güçlerin kontrolünüelinde bulundurmaktadır.XX. yüzyılın son 25 yılı içinde parapsikoloji ve psikotronik gibiadlar altında psikomaji (ruhsal büyü) 'nin uygulama alanına konduğuyıllar olacaktır. Bu majinin hedefi insan zihinlerini kontrolüdür.Geleceğin insanının kaderini psikologlar, psikiyatristler,nörologlar, nörobiyologlar, biyokimyacılar, kuantum fizikçileriçizecektir.Türkiye l977'li yıllar içinde parapsikolojinin harp şeklindeuyguladığı ve bunun korkunç kabusunun yaşandığı bir ülke olmuştur.Bu görünmez harbin gelecek yıllarda da devam edecektir. Yalnızcafiziki tedbirlerle önlenmesi mümkün görülmemektedir. Alınacaktedbirleri öğrenmek için en kısa zamanda parapsikolojik çalışmalaragirmek mecburiyetindeyiz. Ancak geniş ve sürekli bir araştırmaiçinde bu harbin silahlarını tanıyarak gerekli savunma önlemlerinialabiliriz. "(Em.Kur.Alb. Baha Kadıoğlu Silahlı Kuvvetler Dergisi.)
Teknoloji ve zihin kontrolü.

Teknoloji ve zihin kontrolü.Sevgili dostlar,bildiğiniz gibi teknoloji artıkhayatımızın her alanına girdi. Bir zamanlar bilimkurgufilmlerinde ağzımızı açarak seyrettiğimiz hayalgücünedayanan cihazlar artık elimizin altında sıradanoyuncaklar oldular. Çok değil bundan sadece yirmi seneönce bilgisayarla Amerika’da hiç tanımadığımız birinsanla tavla oynayabileceğimiz veya görüntülü telefonkavramı bize ulaşılamayacak çocuksu hayaller gibigelirdi ama bugün bütün bu gelişmeleri usulcakabullenmiş durumdayız ve biz hiç de garipgelmiyorlar. Yıllar önce telefon etmek için ceplerimdejeton arandığım günlerle bugün elimde tuttuğum sonmodel cep telefonu arasında sanki yüzlerce sene farkvar gibi. Teknoloji baş döndürücü bir hızla ve buhızını da sürekli bir şekilde arttırarak ilerliyor.Tabii her şeyde olduğu gibi teknolojinin getirdiğirisklerde bulunmakta. Bu risklerin bence en önemlisibu teknolojinin temel olarak Batı tarafındangeliştirilmesi. Bu sözlerimin sebebi tabii kikıskançlık değil çünkü insanlığın faydasına bir şeygeliştirilmesi bizi ancak mutlu eder bunu kiminyaptığı önemli değildir çünkü hepimiz Allah’ın üstünsıfatlarla donattığı Ademoğullarıyız. Yalnız sorunşurada ki Batı medeniyeti ürettiği her yeniteknolojiyi öncelikle silah olarak kullanmaya ve buteknolojileri bir güç kaldıracı yapmaya meyillidir. Busebeple Batının eline geçen pek çok teknolojiinsanlığa huzur yerine yıkım getirmiştir. Batı Barutualmış ve binlerce yıl Çinlilerin yapmadığını yaparakateşli silahları bulmuştur,kimyasal maddelerden ilaçyapacağına kimyasal silah yapmış,mikroplarıöldüreceğine çoğaltarak biyolojik silah inşa etmiş veinsanoğlunun bulduğu en güçlü enerji formundan yineinsanlığın sonunu getirecbilecek nükleer silahlarıicat etmiştir. Kısaca Batı için teknoloji önceliklesilah anlamına gelmektedir.Bugünkü yazımda pek bilinmeyen ama insanlığıngeleceği için son derece tehlikeli bir teknolojidenbahsetmek istiyorum.1948 senesince Norbert Weiner "Cyberbetics" adındabir kitap yazdı.Bu isim zamanın bilim çevrelerinde çokaz insan tarafından bilinen ve sinirsel iletişim vekontrol teorisi anlamına gelen bir terimdi. O zamandanbu güne Cybernetic teknolojisi gözlerden ve insanlarınilgisinden uzak bir şekilde gelişimini sürdürdü ve1980 yılında Japon bilim adamı Yoneji Masuda dahafazla dayanamayarak insanların bilmediği yeni birteknolojinin tüm insanlığın geleceğini etkileyecekşekilde gelişme gösterdiğini ve yakın bir zamandainsanların Orwellin ünlü romanında olduğu gibi tekmerkezden idare edilecek robotlara dönüşebileceğiuyarısında bulundu. Masuda vicdanlı adamdı ama medyavicdansızdı ve onun açıklamalarını hasır altı ettiler.Masudanın bahsettiği bu yeni teknoloji süperbilgisayarların uydu bağlantısı vasıtasıyla beyineyerleştirilmiş özel mikroçipleri kontrol etmesinedayanıyordu.Beyine çip yerleştirme operasyonlarının ilki resmiolarak 1974 senesinde Amerikanın Ohio eyaletinde veİsveç’in Stockholm kentinde gerçekleştirildi. Butarihten çok daha önce 1946 yılında gizlice veailelerinin haberi olmadan yeni doğan bebeklere çiptakılmıştı. 1950'li ve 60'lı yıllarda pek çok insan vehayvan kobay üzerinde bu çipler denenerekdavranışları,beyin ve vücut fonksiyonlarını kontroletme üzerine araştırmalar yapıldı. Bu araştırmalara bukadar önem verilmesinin sebebi özellikle Amerikanordusu ve istihbaratının zihin kontrolü üzerindeönemle durması ve bu alana çok büyük bütçelerayırmasıydı.Cybernetic teknolojisi 1970'li yıllarda bir santimetreboyunda çipler kullanıyordu ve bunlar röntgendegözükebilyordu daha sonra bu çiplerin boyutu ufak birpirinç tanesine indirgendi ve görülme ihtimalleri çokazaldı. İlk başta silikondan imal edilen çipler dahasonra galyum arsenide maddesinden imal edilmeyebaşlandı. Bugün bu çipler o kadar mikro düzeyeindirgenmiştir ki ense veya sırt bölgesine özel birşırıngayla konabildiği gibi bir ameliyat esnasındakonulan kişinin haberi olmaksızın da takılabilir.Çipler bir kere takıldıktan sonra bunların bulunmasıveya çıkarılması neredeyse imkansızdır.Yeni doğan her bebeğe bu çiplerden birer adetyerleştirilmesi ve bu kişinin hayatının geri kalankısmında çip sayesinde kimliklendirilip takip edilmesibugün artık mümkündür. Amerika birleşik devletleri butip planları şu an kurmakla meşgul. İsveç’in öldürülenbaşbakanı Olof Palme 1973 senesinde bu çiplerincezaevi mahkumlarına takılmasına izin vermişti ve odönemde yayınlanan İsveç devlet raporlarında (StatensOfficiella Utradninger) bu çip yerleştirme izni açıkolarak görülmektedir.Çiplenmiş insanlar dünyanın her yerinde takipedilebilir. Beyin fonksiyonları süper bilgisayarlartarafından uzaktan izlenebildiği gibi çeşitlifrekanslardan etki altına da alınabilirler.Amerika’daki gizli deneylerde mahkumlar,askerler,akılhastaları,özürlü çocuklar,sağır dilsiz insanlar gibitoplumun koruması dışında kalan insan denekleriüzerinde pek çok araştırma yapılmış ve olumlu sonuçlaralınmıştır.Bugünün mikroçipleri kendilerine odaklanmış düşükfrekanslı radyo dalgaları ile çalışırlar. Uydularınyardımıyla çiplenmiş kişi gezegen üzerinde hangideliğe girerse girsin kesinlikle takip edilebilir.Amerikan ordusu bu teknolojiden çeşitli zamanlardafaydalandı. Mesela Vietnam savaşında bugün ismine"Rambo çipi" denilen cihazın takıldığı bazı askerlerdeaşırı saldırganlık ve cesaret duyguları yaratıldıbunun sebebi çipin kandaki adrenalin oranınıyükseltecek şekilde dizayn edilmiş olmasıydı. BugünIraktaki askerlere Dr.Carl Sandersin geliştirdiği vebiotic adı verilen çip enjeksiyonları yapılmıştır. Busayede Iraktaki pek çok özel kuvvet askerinin tümyaşadıkları ve yaptıkları Amerika’da bulunan MilliGüvenlik Teşkilatı tarafından saniye saniye kontroledilebilmekte. Dikkat ederseniz Irakta kaçırılan bazıAmerikan askerlerinin yeri bir kaç saat sonrakurtarmaya gelen timler tarafından elleriyle koymuşgibi bulunuyor. Bu hassas kurtarma operasyonlarınınsebebi işte bu çiplerdir.5 mikromilimetre çapındaki bir mikroçip (saçınızdakibir telin çapı 50 mikromilimetredir,anlayın çipinküçüklüğünü) gözdeki görme sinirinin içineyerleştirildiği zaman beyin dalgalarını toplamayabaşlar ve kişinin deneyimlerinin,aldığıkokuların,görüntülerin ve seslerin hepsinialgılayabilir. Mesela bir maç seyrediyorsunuz maçesnasında gördüğünüz tüm görüntüler,duyduğunuzsesler,içtiğiniz kolanın tadı ve kokusu gibi tümduyularınız çip tarafından ana bilgisayara iletilir veuzmanlar bu deneyimi bilgisayarda birleştirdiktensonra başka bir çip takılı şahsa iletirlerse bu şahıssizin yaşadığınız maç izleme olayının aynısınıyaşadığını zannedecektir. Bu tekniğin kötü niyetlekullanılması halinde mesela tamamen masum bir adamPapaya suikast düzenlediğini sanabilir.(bu örneğinüzerinde biraz düşünün)RMS teknolojisi kullanılarak bilgisayar operatörü çiptakılmış şahsa elektromanyetik dalgalar göndererekhedefin performansını bozabilir ve sapasağlam bir adambir anda konuşma zorlukları ve yürüme zorluklarıçekmeye başlar. Bu teknolojiyle kendisine çip takılıolduğunu bilmeyen bir insana gaipten sesler vegörüntüler gösterilerek şahsın akli dengesi bozulur vekendisine peygamber veya Mesih olduğu gibi telkinlerverilebilir.Her düşünce,reaksiyon,duyduğumuz veya gördüğümüzşeyler beyinde belli sinyallere yol açar ve biz onlarıgörüntü,ses veya düşünce olarak algılarız.Elektromanyetik sinyallerle bu hislerin şiddetiarttırılabilir ve hedef şahısta çok acı veren ağrılarve kas krampları yaratılarak dünyanın bir ucundakiinsana işkence yapılabilir. Gördüğünüz gibi Cyberneticteknolojisi kötü ellerde düşünülemeyecek felaketlereyol açabiliyor.Şimdi denilebilir ki bu çiplerden milyonlarca insanatakıldığını düşünürsek bütün bu insanları tekmerkezden takip ve kontrol edebilmek mümkün olabilirmi. Mümkündür. Biliyorsunuz her insanın birbirindenfarklı bir parmak izi vardır aynı şekilde her insanınyaydığı beyinsel dalgaların frekansları da birbirindenfarklıdır.Bu şekilde her insana sadece kendisine özelbir yayın ve bilgi yükleme dünyanın neresinde olursaolsun yapılabilir. Bugün zaten bu uygulanmakta meselauzaya gönderilen her astronota uzaya çıkmalarındanönce bu çiplerden takılır ve uzaydaki her hareketlerive duyguları 24 saat boyunca kilometrelerce ötedengözlemlenebilir.Bu teknolojinin gizliden gizliye uygulanmayakonulduğunu basını iyi takip ederekdeanlayabiliyoruz.Amerikan Washinton Post gazetesi Mayıs1995 tarihinde verdiği haberde İngiltere tahtınınveliahdı Prens William'a 12 yaşındayken bir çiptakıldığı haberini verdi. Bu çipin prensin kaçırılmasıdurumunda yerinin belirlenmesi amacıyla takıldığısöyleniyor tabi düşünmemiz gereken Prens William kralolduğu zaman bu çipi takanlarca yönlendirilipyönlendirilemeyeceği.Çip takılan bir insanın artık o andan itibaren özelhayatı kalmaz. Bundan sonra yapacağı her şey hattaseks hayatı bile kilometrelerce uzaktaki bir merkezdentakip edilecektir.Hatta hissedeceği duygular bilekontrol edilebilir ve bir şeyi sevmesi veya ona öfkeduyması sağlanabilir. Hatta özel hayatı o kadar kalmazki gördüğü rüyalara bile müdahale edebilirler.Bu teknolojinin askeri alanda kullanımı ise uzunsüredir kamuoyunun bilgisi dışında sürmekte.Amerikanın dünya hakimiyeti için üretmeyi planladığıcyber-askerler artık bilim kurgu filmi değil ne yazıkki. 1980'den bu yana bazı NATO ülkeleri bu projekapsamında harıl harıl çalışmakta.Bu konu üstünde yapılan deneyler bilim dünyasındantamamen uzakta ve kapalı kapılar ardında yapıldığıiçin deneylerde kullanılan insan deneklerin sağlığıhiçe sayılıyor. Bu deneylerde insanların beyinlerine3.50 HZ veya 5 miliwatt değerinde akımlar sürekligönderildiği için denek olarak kullanılan cezaevimahkumlarının beyinlerinde büyük hasarlar görülmekte.Bize insan hakları dersi vermeye kalkan İsveç veAvusturya’da NATO kapsamında yapılan deneylerde pekçok denek mahkumun beyni ağır şekilde hasar gördü.Tabi bu tip bilgileri boyalı basınımızda ve Avrupaaşığı alıkların yazdıklarında bulamazsınız ama bizçıkar ve söyleriz. Bugün başta adam gibi bir siyasiirade olsa APO'nun mahkum haklarından söz edenlereAvusturya’da Gothenburg hapishanesinde kobay olarakkullanılarak sakat bırakılan zavallıları sorar veonları sustururdu ama nerede o günler. Neyse bizkonumuza devam edelim.Zihin kontrolü teknikleri siyasi amaçlı olarakdakullanılabilir. Bugün zihin kontrolcülerin temel amacıhedeflenmiş kişi ve grupları kendi çıkarlarıdoğrultusunda karar almaya teşvik etmektir.Çiplenmişve zombileştirilmiş insanlar cinayet işlemeyeyönlendirilebilir ve sonrasında ise hiç bir şeyhatırlamazlar. Batı için tehlikeli görülen bir siyasilider en yakınındaki kişi tarafından öldürülebilir vebu kişi daha sonra hiç bir şey hatırlamadığını söyler.1980'lerden bu yana kimsenin bilmediği gizli bir savaştüm dünyada sürüyor. Bu süre boyunca binlerce insankendileri farkında olmadan takılan çipler sayesindekullanıldı ve kullanılmaya da devam ediyorlar.Elektronik zihin kontrolü yöntemleri dışında birdekimyasal yöntemler geliştirilmiştir. Zihni bulandıranilaçlar ve çeşitli gazlar sayesinde insan davranışlarıyönlendirilebilir.Bu maddelerin havalandırmasistemleri ve su borularına katılmasından kimseninhaberi bile olmaz. Size burada ufakta bir sır vereyim.Biyolojik silah olarak kullanılması düşünülen pek çokbakteri ve virüs çeşitli ülkelerde insanların hava vesuyuna karıştırılarak test edilmektedir. Ara sırahaberlerde gördüğünüz ve çıktıklarından bir süre sonrakaybolan pek çok gizemli virüs ve hastalığın temelsebebi budur.Mikroçipler veya günümüzün değişik teknolojikmetotlarıyla dünyanın her yanındaki milyonlarca insanıAmerika ve İsrail’deki süper bilgisayarlara bağlamaprojesi belki de insanlığın önündeki en büyüktehlikelerden biridir. Bilgisayarlar o kadar geliştiki artık tüm dünya nüfusunun bilgisayarlardan izlenipkontrol edilebilmesi teorik olarak mümkün halegeldi.Yakın zamanda suç ve terörizmi engellemekbahanesiyle insanlar çiplenmeye başlanırsa buyazdıklarımı lütfen hatırlayın.Bugün saçma sapan konularla vakitlerini harcayaninsanların tartışması ve tepki göstermesi gereken enönemli konu budur aslında. İnsanlığınrobotlaştırılmasına hazır mıyız ? Tüm duygularımızınve özel hayatımızın bir kaç bin seçilmiş tarafındankontrol edilmesine razı mısınız ?Beyniniz kontrol altına alındığı zaman protesto etmekve bir şeyler yapmak için çok geç olacaktır.Şunu iyice anlayın ki günümüzün teknolojisi bir kaçsene içinde tüm dünyayı tek merkezden yönetmeyeelverişli bir hale gelecek. Bugün globalleşme adıaltında satılmış pislikler tarafından yapılanvatansızlaştırma ve milliyetçilik duygularınıtörpüleme faaliyetleri hep bu amaç doğrultusundadır.Size sundukları yaşam tarzı Amerika-Avrupa ve Yahudimerkezli kapitalist bir toplum yapısıdır ve rolünüzise sadece duygusuz köle robotlar olarakbelirlenmiştir. "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın" ve"ben kendi hayatıma bakarım" mantığıyla pısırıkçasusarak eli böğründe bekleyen insanlar ne zamanuyanacak acaba.Titreyin ve kendinize gelin,insanlar koyunlarısevmezler insanlar koyunları yerler sevgili dostlar.SaygılarımlaSerdar Kuru
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)