ZİHİN KONTROLÜ !!! "Günümüzde teknolojinin baş döndürücü bir hızla geliştiği bir gerçektir. Bu gelişim olumlu olabileceği gibi olumsuz yönler de içermektedir. Bu olumsuzluklardan biri artık cağımızda insanların zihinsel olarak kontrol altına alınabilmesidir. İste grubumuzun amacı bu iğrenç ve insanlık dışı olayları kamuoyuna duyurmaktır."
ZİHİN KONTROL GRUP
8 Ocak 2007 Pazartesi
Beyin Kontrol şahsi deneyimlerim. George Farquhar'dan
İstihbarat Teşkilatlarının Beyin Kontrol Silahlarını üzerimdekullanmaları ve şahsi deneyimlerim.George Farquhar'danİsmim George Farquar. o6.07.l955 Edinburg, İskoçyadoğumluyum.l984'ten beri "Beyin Kontrol Polisi" ismini verdiğim istihbaratajanları tarafındanUZAKTAN MONİTÖRLE TAKİP EDİLDİĞİME İNANIYORUM.MİKRODALGA RADYASYON SALDIRILARI ve BEYİN KONTROLÜ DENEYLERİ 1997'DEben Kanada2da iken başladı, Avrupa'da devam etti. Ayrıca l994'tenberi polisin takip, taciz ve gözaltıları ile "siyah helikopter"tacizleriyle karşı karşıyayım.1988 yılında "Uzaktan Beyin Kontrolü Projesi"ni ifşa etmeye vebununla mücadeleye karar verdim. "PROJECT FREEDOM/ÖZGÜRLÜK PROJESİ"İSİMLİ WEB SİTESİNİ KURDUM. O zamandan beri aile bireylerim de polistacizlerine ve psikotronik saldırılara maruz kalmaktalar.l9 Ocak l999'da Londra, Avam kamarası'nda bu durum "İNSAN HAKLARININTÜYLER ÜRPERTİCİ BİR VAHŞİLİKLE İHLALİ" olarak değerlendirilipprotesto edildi.Şimdi yaşadıklarımla ilgili çok karışık ve garip bir hikayeninanahatlarını okuyacaksınız. Yaşadıklarım bundan ibaret ve bu kadaryüzeysel değildir. Çok daha derin ve çok daha vahim şeyler yaşadım.1982'de ailemin yaşadığı Avustralya'ya göç ettim. Orada sahipolduğum arazinin parasını ödeyebilmek için bazı suçlar işledimdenl992 yılının başında tutuklandım. Kefaletle serbest kaldıktan sonrayargılanmamak için Avustralya'yı terketmeye karar verdim ve ikihafta sonra yerleşmek üzere İngiltere'ye gittim. İngiltere'yegelince ailem beni aradı ve havaalanına gitmek üzere evdenayrılmamdan iki saat sonra polisin beni yeniden tutuklamak üzere evegeldiğini söyledi. O zaman bunun, kılpayı bir kaçış olduğunusanmıştım. Ama şimdi biliyorum ki, POLİS BENİM ÜLKEYİ TERKETMENİYETİMİ BİLİYORDU VE KAÇIŞIMA BİLEREK GÖZYUMDU. VE O ZAMANDAN BERİ,BENİM BÜTÜN HAREKETLERİMİ İZLİYOR , NEREYE GİTTİĞİMİ VE NE YAPTIĞIMIBİLİYOR."SİYAH HELİKOPTER" TACİZİ: 5 Yıl önce, Mart l994'te İkoçya'nın Parthşehrinde basit bir sahtekarlık suçundan 7 aylık bir ceza için hapsegirdim. Bundan (mart l994) aşağı yukarı 3 hafta önce, 24 saatkesintisiz polis takibi altında olduğumu farkettim. Bu takipte, anti-terör operasyonlarında kullanılan "siyah" bir helikopter de vardı.Buhelikopterr sürekli olarak tepepemde dolaşarak beni taciz ediyordu.BASİT BİR SAHTEKARLIK SUÇU İÇİN NEDEN BİR ANTİ TERÖR ARACI OLAN BUHELİKOPTERİ KULLANIYORLARDI?... Son araştırmaların ışığında ortayaçıktı ki; bu siyah helikopterler sadece "anti-terör" taktik araçlarıdeğildir Bunlar içlerinde "Uzaktan Beyin Kontrol Pojesi"ndekullanılan cihazlarla da donatılmışlardır.Bir iki hafta süren bu tacizlerden sonra onların eline düşmektensekaçmaya karar verdim. 24 saat izlendiğim için bu çok zor bir işti.Kardeşim Alex'le birlikte gece sık ormanlık alana gelebilmiştik.Ormana ulaşmadan önce, beni takipte kullandıkları ve üzerinde hiçbiryazı ve işaret bulunmayan büyük minibüs (van) farkettim. Aynı araçkaçış yolumuz boyunca bir kaç yerde önümüze çıktı. Bu tepesinde ikitane uydu diski olan beyaz bir arabaydı. İçine bakmak için iyiceyaklaştım, kabinde siyah önlük gibi birşeyler giymiş olan 2 adamoturuyordu, bana dik dik baktılar. Bu adamların benim takibimleilgili olduklarını biliyordum ama ne yaptıklarını bilmiyordum. Sonaraştırmalat gösterdi ki; BU ARAÇ, UZAKTAN BEYİN KONTROLÜTEKNOLOJİSİYLE DONATILMIŞ CİHAZLARIN BULUNDUĞU ÇOK ÖZEL BİR ARAÇTI.Orman içindeki birkaç saatlik yürüyüşümüzden sonra, iyice yorgundüştük... Hava kararmıştı ve çalılar yürüyüşümüzü engelliyordu. Tambu sırada bir düzineden fazla polis bizi kuşattı. Ellerindekifenerleri üzerimize tutarak 30 mete kadar yakınımıza geldiler veıslıkla birbirlerine işaret vererek fenerler söndürdüler. Beni hementutuklayacaklarını umuyordum ama öyle olmadı. Gün ışıdığındaşaşkınlıkla gördüm ki; ortada bir tek polis bile kalmamıştı. Buhadiseden bir hafta sonra tutuklandım. Beni niçin hemen oracıktatutuklamamışlardı?POLİS TACİZLERİ: Bu bir hafta boyunca, birlikte yaşadığımız anne vebabamın daireine polis tarafından evde olmadığımız satlerde zorlagirildi. Etraf dağıtıldı aile fotoğraflarımız ortalığa saçıldı amabildiğim kadarıyla hiçbir şey alınmadı. Niçin bunu yapıyorlardı?Basit bir sahtekarlık suçunun üzerine niçin bu kadar öldüresiyedüşüyorlardı?Bunun sebebini 4 yıl sonra anlayabildim...Sonunda Parth şehrinde tutulandım. Garip olan şu ki benimle aynıanda kız arkadaşımı da tutklamışlardı... Halbuki o buradan 300 kmuzakta Manchester şehrinde yaşıyordu, benim işlediğim suçla hiçbirilgisi yoktu ve ben onu 4 haftadır hiç görmemiştim. Bütün bunlarıpolis de en az benim kadar biliyordu. Ama yine de onu hemen,okumakta olduğu Manchester Üniversitesi'nde tam da final sınavısırasında tutukladılar ve benimle işbirliği yapmakla itham ediphapse attılar. Daha sonra serbest bırakıldı ve beraat etti.Birbirimizi çok seviyorduk. Son kez hapisanedeki bir mazgaldeliğinden birbirimizi görebildik.Tutuklanmadan önce üç ceza avukatı ile beş defa görüştüm. Gayem,ortada haklı bir sebep yokken polisin beni niçin bu kadar ağırşekilde taciz ettiğini öğrenmekti.Edinburgh'lu George Moore isimli bir avukat -ki kendisi sonra benimdavamı üzerine aldı-, 30 yıllık savunma avukatlığı boyuncahiçkisenin polis tarafından bu kadar ağır taciz edildiğinigörmediğini söyledi.MEDYANIN YANLIŞ BİLGİLENDİRMESİ: Mahkemem bittikten sonra medya, hezaman yatığı gibi, benim davam ile ilgili "gerçeler"i halka aktardı.Ama yapmadığı bir şey vardı; tutulanmamdan önceki bir kaç haftaboyunca polisin bana reva gördüğü ağır tacizleri anlatmak... "Resmi"polis açıklamasına göre ben, "güya" gizli bir bilgi üzerine anidenyakalanmıştım. Polisin neyi saklamaya çalıştığını 4 yıl sonraanlayabildim.HAPİSTEN ÇIKTIKTAN SONRA: Bu hapihane tecrübemin son olmasına dairyemin ettim. Fakat dışarıda pek çok şiddetli ve olağandışıhadiselerle karşılaştım...Bu hadiseler benim şunu tam olarak anlamamı sağladı: Biz insanlareskiden inandığım gibi sadece vücut, beyin ve duygulardan ibaretdeğildik ÇOK BOYUTLU RUHİ VARLIKLARDIK.İkinci olarak; zihnim yeni keşfettiğim bilgilere açıldıkça,herbirimizin bir parçası olduğumuz şu FİZİK DÜNYANIN, DRAMATİK BİRDEĞİŞİMDEN GEÇMEKTE OLDUĞUNU ANLADIM. BU DEĞİŞİMİN İÇİNDE UZUNZAMANDANDIR SAKLANMAKTA OLAN GERÇEKLERİN SU YÜZÜNE ÇIKMASI DA VAR.bU GERÇEK ŞU: iNSAN IRKI "ELİT BİR DÜNYA HÜKÜMETİ" TARAFINDAN,KONROL EDİLEBİLİR HİYERARŞİK BİR YAPILANMAYA DOĞRU MANÜPLE EDİLİYOR.(..) BU YAPILANMA "GÜÇ"ÜN ÇOĞUNLUĞUNU BİR AZINLĞIN TEKELİNE VERMEYİHEDEFLİYOR. Bu konudaki uygulama insanların çoğunluğundan gizleniyor.Hapishane tecrübem bunları anlamamda çok yardımcı oldu. Çünkühapishanedekiler, oynanan oyunların ve döndürülen dolapların çoğununfarkındalar.Orada birinci elden öğrendiğim gerçeklerden biri de şu: Polispsikiyatrisleri, ilaç bağımlısı veya psikopat "potansiyel"kaatillere -ki bunların bazılarının elinde ateşli silahlar da var-hiçbir müdahalede bulunmuyorlar. Onların serbestçe dışarıdadolaşmalarına gözyumuyorlar. Bu "potansiyel" kişiler talep ettiklerihalde tedavileri reddediliyor.. son araştırmaların ışığında gördümki; bu kişiler bilerek tedavi edilmiyor ve ileride bu projekapsamında, bunların içlerinde bulunan katliam isteği "uzaktan BeyinKotrolü" yoluyla manüple edilp kullanılacak YENİ DÜNYA DÜZENİ'NİNKURULUŞUNDA BUNLARDAN DA İSTİFADE EDİLECEK.BU YENİ DÜNYA DÜZENİ,2005 YILINDAN ÖNCE DÜNYADA TEK BİR MERKEZİ HÜKÜMET VE BUNA BAĞLIORDU, BANKACILIK SİSTEMİ, ELEKTRONİK İSTİLA VE MİKROÇİPLENMİŞ BİRİNSANLIK OLUŞTURMAYI HEDEFLİYORVardığım bu sonuçtan sonra, hapisten çıkınca, hem kendimi hem debaşkalarını daha derinden tanımak ve anlayabilmek için dünyayıdolaşma isteğim doğdu. Ayrıca açık görüşlü ve anlayışı kuvvetlibirilerini bulup, üzerimizde oynanan bu oyunu deşifre etmekistiyordum. Ama cezamın bitimine iki gün kala bir sürprizlekarşılaştım: İnterpol beni istiyordu!..Başgardiyan beni odasına çağırarak İnterpol'den bir faks geldiğinive Avustralya'daki suçlarım sebebiyle tahliye edilmeyip iadeedilmemi istediklerini ama kendisinin bu yazıyı dikkate almayacağınısöyledi. Bu bilgi doğrultusunda, tahliye edildiğim gün yenidentutuklanacağım belli olmuştu... Ama öyle olmadı...Bu da polisin bana oynadığı ve tahammül etmek zorunda kalacağım pisoyunun bir parçası idi...1994 Eylülünde hapisten çıktım ama polisin 24 saat kesintisiz takipve tacizi sürüyordu. Nereye gitsem bundan kurtulmak imkansızdı...Yutrdışında bile takip ve taciz sürüyordu.İNTERPOL TAKİBİ VE HELİKOPTER TACİZLERİ: 1995 Mart'ında, hapishanedebaşladığım, meditasyon, ruhi gelişme ve yoga bilgilerimi arttırmaküzere Hindistan, Nepal ve Sri Lanka'ya seyehat ettim. Bu seyahatboyunca polis ve helikopter tacizleri devam etti. Demek ki,İnterpol'de işin içindeydi.18 ay sonra Hindistan'dan ayrılıp Tayland, Laos, Kamboçya, Vietnam,Çin ve Japonya'yı dolaştım. 2 Yıl 4 ay süren bu seyahat boyuncaİnterpol peşimi bırakmadı; takip ve tacizler devam etti. Polishelikopterinin tacizi özellikle ben meditasyon için inzivayaçekildiğim zamanlarda yoğunlaşıyordu.Asya'dayken herbirinde 4 ay olmak üzere 4 ülkenin 7 meditasyonbölgesinde pratik yaptım. Kaldığım her meditasyon yerinde polishelikopterleri beni taciz etti. BU TACİZLERDE ÇOK AÇIK ORTAK BİR YÖNVARDI: HER MEDİTASYONA ÇEKİLİŞİMİN İKİNCİ GÜNÜ TACİZE BAŞLIYORLARDI.Helikopter, önce meditasyon binası veya manastırın çevresinde yarımila bir saat arası daireler çizerek uçuyordu. Sonra tam benimbulunduğum bölmenin üzerine 3-5 dakika kadar oldukça alçalıyordu. Okadar alçalıyordu ki sanki çatıya inekcekmiş gibi oluyordu. Sonratekrar yükseliyor ve bir kaç saat boyunca bulunduğum binanınüzerinde daireler çizerek uçuyordu. Bunu aynı düzen içinde sürekiolarak ve günaşırı tekrar ediyorlardı.Şüphesiz "Büyük ağabey" beni gözetliyordu. Ama "Büyük Ağabey" bununiçin yapıyordu, işte bunu -o zamanlar- gerçekten bilmiyordum.Japonya'dan Kanada'ya gidip 6 ay Vacouver'de kaldım Bu süre boyuncafazla bir şey yaşamadım, sadece 1 haftalık meditasyon çalışmamboyunca aynen Asya'daki gibi helikopter tacizi oldu, o kadar.Bu yaşadıklarımı gören bir düzine şahit var. Helikopter tacizidışında, polis takibi eskiye nazaran azalmıştı. Bunun da bir sebebiolmalıydı. Kısa süre sonra onu da öğrenecektim.UZAKTAN BEYİN KONTROLÜ DENEYLERİ KANADA'DA BAŞLADI: 1997'de Temmuz-Aralık arası Vancouver'de yaşadığım süre boyunca HER AKŞAM ŞUSAYACAĞIM PSİKOLOJİK VE FİZYOLOJİK BELİRTİLER ZİNCİRİNİ KESİNTİSİZYAŞADIM:SİNİRLİLİK VE TÜM VÜCUDU TAHRİŞ EDEBİLEN FİZİKSEL DUYARLILIK... AÇIKSEÇİK DÜŞÜNMEDE ZORLUK, BAŞAĞRILARI, BAŞIMDA YÜKSEK DİŞ GICIRTSISESİ, KISA SÜRELİ HAFIZA KAYBI, DÜZENSİZ DÜŞÜNCE KALIPLARI,UYUŞUKLUK, MİDE BULANTISI VE UYKUSUZLUK...Eylül-Ekim aylarında Avustralya'daki ailem 3 haftalığına neniziyarete geldi. Onlar gidinceye kadar bu üç hafta boyunca şubelirtileri gittikçe artan yoğunlukla yaşadım yaşadım:SON DERECE NEGATİF VE HOŞ OLMAYAN DUYGULAR, SANKİ VÜCUTTA BİR BÖCEKGEZİNİYORMUŞ HİSSİ, SİNİR BUHRANLARI, KONSANTRASYON GÜÇLÜĞÜ, DİKKATSÜRESİNDE KISALMA, SON DERECE DÜZENSİZ VE TAMAMEN KİŞİLİK DIŞIDÜŞÜNCE, DUYGU VE DAVRANIŞ KALIPLARI, AKLİ MELEKELERDE BÜYÜK ÖLÇÜDEPARÇALANMA, KENDİLİĞİNDEN OLUŞAN HAFIZA KAYIPLARI.bu beleitiler, sadece öğleden sonra geç saatlerde veya akşamın ilksaatlerinde ortaya çıkıyordu. Gün boyunca normal, rahat ve sırtüstüyatıp keyif çatan halim sürüyordu. Ailem geri dönünce şu sonucavardım: Ben galiba deliriyorum... Çünkü günün belli saatlerinde ipesapa gelmez şeyler yaptığımın farkındaydım...Son araştırmalarımın ışığında görünen o ki: Kanada'da kaldığımsürece MİKRODALGA RADYASYON BOMBARDIMANINA TUTULMUŞTUM VE ZİHİSEL VEDUYGUSAL OLARAK UZAKTAN "MİKRO DALGA BEYİN KOTROLÜ SİLAHLARI"TARAFINDAN YÖNETİLMİŞTİM. Bu saldırıların ABD Milli Güvenlik Ajansı(NSA)'nın KINNECOME GRUBU (Fort Meade'de) tarafından yapıldığınainanıyorum. Bu grup (Kinecome) Amerikan halkına karşı da bu türsaldırılar yapmakla tanınıyor.1997 Yılının Aralık ayında Avrupa'da seyehatime devam ettim. GayemKanada'ya dönmeden önce mümkün olduğu kadar çok ülkeyi görmekti. 9Nisan 1998'de Amsterdam'a ulaştım. Kısa sürede gördüm ki, tekrarpolis takibine alınmıştım.. Bu defa normal, gizli ve videokameralarla görüntülerim alınıyordu. Bu seferki taciz ve takip 4 yılöncekine nazaran daha yoğun ve şiddetli idi. Çok açık bir güçgösterisi yapıyorlardı. Peki bunu niçin yapıyorlardı? Bilemiyordum.Kısa süre sonra bunun sebebini de öğrenecektim.AVRUPA2DA MARUZ KALDIĞIM MİKRO DALGA İLE UZAKTAN BEYİN KONROLÜDENEYLERİ: Burada Kanada'dakilere benzer fiziki ve psikolojikbelirtilerle tekrar karşılaştım. Ancak farklı şeyler de vardı:UZAKTAN KONUŞAN BİRİNİN SESİNİN DUYULMASI, FAKAT KONUŞAN KİŞİNİNUZAKLIĞI VE ETRAFINDAKİ GÜRÜLTÜLER SEBEBİYLE KONUŞMASININANLAŞILAMAZ OLMASI... bU KONUŞMAYI KULAKLARIMLA DEĞİL KAFAMIN İÇİNDEDUYUYORDUM... sEYEHAT BOYUNCA KARŞILAŞTIĞIM KİŞİLERLE KONUŞURKEN,SÖYLEMEK İSTEDİKLERİMİN TAM TERSİ ŞEYLER SÖYLÜYORDUM. mESELA BİRKONU İLE İLGİLİ OLARAK ŞİDDETLE "EVET" DEMEK İSTERKEN, "HAYIR"DİYORDUM...Bir keresinde Güney Afrikalı turist arkadaşlarla YENİ DÜNYA DÜZENİİÇİN TEK BİR MERKEZİ DÜNYA HÜKÜMETİ planları hakkında konuşurkeniçlerinden biri aniden ve kendinden çok emin bir şekilde; "POLİSİN,SENİN NE DÜŞÜNDÜĞÜNÜ, O DÜŞÜNCE SENDE OLUŞMADAN ÖNCE BİLDİĞİNİBİLİYOR MUYDUN?" dedi. Şaşkın bir şekilde, az önce söylediğinitekrarlamasını istedim. Tekrarladı. Sonra yüzünde şaşırmış bir ifadeile, "BUNU BİLDİĞİMİ BİLE BİLMİYORDUM" dedi. Bu söyledikleriyle nedemek istediğini sordum. "Bilmiyorum" dedi.Bu kadar yoğun bir şekilde kontrol altında tutlmam , bende zamanlaçeşitli ama çok şiddetli duygusal tepkilerin oluşmasına yol açtı. Butepkiler; korkuya karşı, kayıtsızlıkla saldırganlık arasında gidipgeliyor ama hepsi de çok kısa zaman dilmleri içinde oluyordu.Amsterdam'da kaldığım süre içinde, bu ve benzeri pek çok garippsikolojik ve duygusal düzensizlikler yaşamama rağmen, bu garipolayların ne dercede önemli olduğunun asla şuurunda değildim. Nezaman kişilğime uymayan bu garip hadiselerin sebebini araştırmayakalksam, SANKİ BEYNİM BİRDEN BİRE BOŞALIYOR VE OLUP BİTENİHATIRLAYAMIYORDUM. bU ANİ HAFIZA KAYIPLARI AİLEM BENİ kANADA'DAZİYARET EDERKEN DE ORTAYA ÇIKMIŞTI. hEM DE TAM BU GARİP HADİSELERİNSEBEBİNİ BULMAYA ÇALIŞIRKEN...Çok uzun bir zaman sonra, 13 Nisan 1998 akşamı, bu garip hadiselerinve karakter değişimi ve dengesizliklerin sebebini öğrendim. Ertesigün Amsterdam'dan ayrılacaktım. Amsterdam'daki son gecem hayatımıebediyyen değiştirdi."THE STİNG", POLİS BANA "UZAKTAN BEYİN KONTROLÜ" KOBAYI OLDUĞUMUAÇIKLIYOR: Yoğun ve kesintisiz polis takibi altında çok zor olmasınarağmen, sessiz caddelerde saatlerce yürüyerek rahatlamaya çalıştım.Sonunda kaldığım pansiyonun yakınında sessiz sakin bir kafeyegeldim. İçeriye girerek bir kahve alıp oturdum. Bir kaç dakikasonra, ANİDEN POLİSTEN TELEPATİK OLARAK GÖNDERİLEN MESAJLAR ALMAYABAŞLADIM. BU MESAJ BOMBARDMANININ MAHİYETİ VE SIRASI ŞÖYLEYDİ:POLİS O ANDA BENİM BEYNİMİ OKUYORDU. bUNU YÜKSK TEKNOLOJİ ÜRÜNÜBİLGİSAYARLAR VASITASIYLA YAPIYORDU. dUYGULARIMI DA OKUYORLARDI.AMSTERDAM'A GELİRKEN OTOBÜSTE TANIŞTIĞIM ADAM ASLINDA ONLARINAJANIYDI. O, "UZAKTAN BEYİN KONTROLÜ" PROJESİNİN BİLGİSAYARPRORAMLAMACILARINDAN BİRİYDİ...BU AJAN KARŞIMA BİR TURİST OLARAK ÇIKMIŞ VE TESADÜF(1)E BAKIN Kİ,KARDEŞİM ALEX'LE AYNI İSMİ TAŞIYORDU..Bu ajan bana, kendisinin Bilgisayar pogramcısı olduğunu kesin olarakempoze etti: YARDIMCILARIYLA BİRLİKTE DÜNYADA TEK OLAN ÇOK ÖZEL BİRPROGRAM ÜZERİNDE ÇALIŞIYORLARDI; BU PROGRAM DÜNYANIN HER YERİNDENBİLGİSAYARLAR VASITASIYLA KULLANILABİLİYORDU. ARTIK TAMAMLANMASAFHASINA GELİNMİŞTİ. ŞİMDİ ANLIYORUM Kİ; BU AJANIN BAHSETTİĞİPROGRAM GERÇEKTE BİZZAT BENDİM VE BENİM BEYNİMİN ONLAR TARAFINDANYÖNETİLİP YÖNLENDİRİLMESİDEMEKTİ. VE "PROGRAMIN" TAMAMLANMASI DEMEK, AZ ÖNCE ALMAYABAŞLADIĞIM "MESAJLARIN TELEPATİK OLARAK TRANSFERİ"YDİ...BU TELEPATİK TRANSFER YALNIZCA SÖZLERİ NAKLETMİYOR AYNI ZANAMDABEYNİMİN EKRANINA GÖRÜNTÜLER DE NAKLEDİYORDU...Bu veriler bana sunulurken, ben onları çok net olarakalgılıyabiliyordum.Bu hal bende tam bir şok etkisi doğurdu. Hayatımın bir daha eskisigibi olmayacağını anlamıştım. şimdi cevabını bulmam gerkrn üç soruvardı: Bunu nasıl yapıyorlardı? Niçin Yapıyorlardı? Niçin beniseçmişlerdi?Çok derin araştırmalardan sonra bazı şeyler kafamda yerine oturmayabaşlamıştı.FARKETTİĞİM HUSUSLARDAN BAZILARI: 4 Yıl boyunca bir çok ülkedekesintisiz olarak sürdürülen polis ve helikopter takip vetacizlerinin gayesi benim nerede olduğum ve ne yaptığımla ilgilideğildi. Onlar benim bu takip ve tacizler karşısındaki psikolojik veduygusal reaksiyonlarımı elektronik olarak kaydediyorlardı.Kanada2ya vardığım günden bu yana bende ortaya çıkan son derecedüzensiz psikolojik davranış kalıpları önceden inandığım gibi bendenkaynaklanmıyordu. Bunun sorumlusu Beyin Kontrol Polisi'ninbilgisayar tekniklerini kullanarak yaptığı saldırı idi.Avrupa'da Amsterdam'a varmadan önce tanıştığım bir sürü insan,aslında İNGİLİZ İSTİHBARAT TEŞKİLATININ AJANLARI İDİ. Bu ajanlarbana MCP (Beyin Kotrol Polisi) ile ilgili önemli bir suç işletmekiçin talimat almışlardı. Mesela Kanada'da beni "deli" halinegetirmişlerdi. Ama polis hiyerarşisinin geleceğe dönük olarakplanladığı bu "oyun", benim durumu farketmeye başlamamla bozulmuştu.MCP, son olarak yaşadığım gibi ses ve görüntü kalıplarını kulak vegözü atlayarak doğrudan doğruya beyine göndermek sueretiyle birinsan diğerine nakledebiliyordu.MCP, karşılaştığım herhangi bir insandaki düşünce ve davranışkalıplarını da uzaktan ayarlayabiliyordu.(Yuarıda anlattığım GüneyAfrikalı arkadaşa yaptıkları gibi).Avrupa'da bulunduğum süre içinde, MCP beni bazı saldırgan insanlarlakarşılaştırdı ve onları bana sataşacak şekilde yönlendirdi.Arık bütün benliğimle MCP tarafından "uzaktan beyin kontrolüProjesi"nin bir kobayı olarak kullanıldığımı anlamıştım. Ertesi günAmsterdam'dan ayrılma planınımı değiştirdim. Yeni verilerin ışığındadurumu değerlendirmek üzere orada bir süre daha kalmaya kararverdim. Yeni ortaya çıkan bilgiler hayatımın en travmatik döneminiçözmüştü. MCP beni bir uçurumun kenarına kadar getirmişti. Ama buyeni bilgiler bana çok büyük bir güç ve cesaret kazandırdı. Ayrıcakendimi, isanlığı ve yaratılışı bir bütün olarak daha derindenkavramaya başlamamı sağladı.Takip tacizleri ve mikrodalga şokları sürüyordu...İYİLEŞMEYE DOĞRU: MCP'nin bana telepatik mesajlar göndermeyebaşlamasından 1 hafta sonra, bütün yaşadıklarımı günlük halindebelgelemeye başlayacak kadar güçlenmiştim. Not almayı halasürdürüyorum.2 Hafta sonra takip ve tacizler azalmaya başladı. Fakat helikoptertakaip ve tacizi gün aşırı olarak aynen sürüyordu. Rahatlamamın enbüyük sebebi mikrodalga radyasyon saldırılarının kesilmesiydi.Gittikçe gücüm yerine geliyordu. Normalleşiyordum. BU MCP'nin neolduğunu, hangi kurumların bu işin içinde olduklarını, kullandıklarıteknolojinin mahiyetini, bu teknolojiyi kullanarak insanlara niçinsaldırdıklarını ve bu saldırılar karşısında nasıl bir savunmamekanizması oluşturulabileceğini bulmaya yemin ettim.Kendimi bu bilgiler araştırmaya, insanlara MCP'nin varlığını ispata,onların saldırılarından korunma yollarını bulmaya adadım...Bunun için seyahati bırakmak, yerleşik bir düzen tutturmakgerekiyordu.13 Nisan'dan 3 hafta sonra, MCP, beni uyurken bir takımprogramlanmış rüya senaryolarına maruz bıraktı. Bu rüyalar oldukçaberraktı ve hepsinde geçmişimin yeniden düzenlenmesiyle ilgiliolumsuzluklar taşıyordu. Her düzenlenmiş rüyadan uyanışımda çokbüyük korku ve suçluluk duygusuna kapılıyordum. Bu rüyaların banaait olmadıklarını biliyorum. Çünkü benim geçmişime dair gördüğümrüya sayısı çok azdı ve hapsi de müspet unsurlar taşıyordu. Gecelerboyu bana ilka edilen bu olumsuz rüyalar MCP tarafındantasarlanıyordu.Kısa sürede MCP'nin gayesinin bende korku ve suçluluk duygusu hasıletmek olduğunu anladım ve bunu günlüğüme yazdım. Ondan sonra burüyalar sona erdi.Aradan çok geçmedi, bir sabah erken bir saatte, tekrar İngiltere'yedönüp araştırmalarımı orada sürdürmeyi düşünürken; MCP'den tekkelimenin tekrarından ibaret bir telepatik mesaj geldi: "Mermi...Mermi... Mermi... Mermi..."İngitere'ye dönmemi istemiyorlar ve beni ölümle tehdit ediyorlardı.İngiltere'ye dönmeye ve MCP'nin ipliğini pazara çıkarmaya kararverdim.Page 10/19AİLEME POLİS TACİZİ VE PSİKOTRONİC ATAKLAR YAPILIYOR9 Mayıs 1998 Avustralya, Perth’de yaşayan kardeşim Alex’e o günekadar tuttugum günlügün bir kopyasini gönderdim. O anda, hapistençiktigimdan beri polis gözetiminde/takibinde oldugumu bilen tek kişioydu. Son yaşadiklarimi ve polis hiyerarşisi tarafindan UzaktanBeyin Kontrolü deneyinde kullanildigimi bilmesini istedim. Ona birkopya göndermemin nedeni hem benim durumumu detayıyla anlaması, hemde beni belki öldürülmekten koruması ihtimali idi.13 Nisan gecesinden itibaren kesinlikle inanıyordum ki, beni her anöldürmeleri ihtimali yüksekti.Kardeşim günlügümü alir almaz ani bir şekilde benim yillardiryaşadigim işkenceyle karşilaşmiş. Şu anda sürekli polis takibinde vesik sik tepesinde dolaşan polis helikopteriyle gözdagi verilmekte.Şu anda kendisi sürekli olarak Beyin Kontrolü Polisi’nin belirlipsikolojik saldırılarılarına maruz kalmakta, bu değişken psikolojikdurumlara alışmasının ise son derece zor olduğunu söylüyor. MCP ninkardeşimi hedef almasinin nedenini biliyorum, çünkü polishiyerarşisinin geçmişte bana verdigi korkutma ve tacizlerle ilgilipek çok olayin direkt tanigi. Kesinlikle inaniyorum ki, bana geçenyil yaptiklari gibi, onu da bir uçuruma itmeye çalişiyorlar.Amaçları, eğer başarabilirlerse, polis hiyerarşisinin benikorkutmasını ve bana yaptıklarını ispatlayacak bir kişinin eksilmesi.Son zamanlarda ailemin diğer üyeleri de “ yabancı insanlar ”tarafından sürekli takip edilip gözetlendiklerinden şikayetediyorlar, fakat benim ve kardeşimin sürekli pols gözetimindeolduğumuzu bilmiyorlar. Polis Hiyerarşisi, ailemi sürekli tacizederek bana korku salmaya ( en büyük silahları ) çalışıyorlar fakatbunlar benim, onları ifşa etmekteki kararlılığımı daha da arttırıyor.İSTİHBARAT AJANLARININ YAPTIĞI UZAKTAN BEYİN KONTROLU İLE İLGİLİARAŞTIRMALARIMMCP den telepatik olarak mesajlar almaya başladiktan iki ay sonra,Ingiltere’ye yerleşip araştirmaya başlamam gerektigine karar verdim.21 Haziran 1998’de Londra’ya gelip Glastonbury’de yerleştim ve ogünden beri de zamanimin çogunu geçmişte yaşadiklarimla ilgiliolabilecek her şeyi gözden geçirerek harcamaktayım.Özellikle deSeçkin Dünya Hükümeti’nin Yeni Dünya Düzeni konusundaki planlarıüzerine yapılan araştırmalarla ilgili bilgileri analiz ettim. AyrıcaGizli Polis İstihbarat Birimlerini, onların Uzaktan Beyin KontroluSilahlarını, toplumun davranışlarını kontrol etmek ve katliamlaramacıyla insanları ve toplumu manipüle etmek için nasılkullandıklarını araştırdım.İnsanların kendilerini bu silahların saldırılarından nasılkoruyabileceklerini araştırıp bulmak niyetindeydim. Yakın zamanda,değişik araştırmacıların bulgularını rapor halinde yayınlamayıdüşünüyorum.İngiltere’ye geldikten sonra polis takibi büyük ölçüde azaldı.Helikopter takibi seyrekleşti ama hala devam ediyor. Eviminbahçesinin üzerinde dolaşan “ siyah ” helikopterin birkaçfotoğrafını çektim ( fotoğraf ilişikte ). Şu an birlikte oldugum kızarkadaşım da yalnız yürürken helikopter tarafından taciz edilmiş.Cesur Yeni Dünya’mızda bu insanlar ne kadar “ cesurlar ”!Beyin Kontrolu Polisi’nin beni direkt olarak yönetmesi İngiltere’yegeldiğimden bu yana biraz azaldı fakat hala arasıra programlıfrekanslar halinde psikotronik saldırılara maruz kalıyorum. Bufrekanslardan birini “ enkötü güç ” diye adlandırdım.Bu, anidenbütün beynimi ve vücudumu sarıp son derece rahatsız edici bir duyguveren, çok negatif ve hain bir enerji. Bu normalde, dışarıdaarkadaşlarımla eğlenirken, en iyi zamanımda oluyor. Tecrübelerimdençıkardığım sonuca göre de MCP nin saldırmak için seçtiği en iyizaman. Bu olur olmaz hemen anlıyorum ki MCP nin saldırılarına maruzkalıyorum. Bu durumda sakin kalıp bir yerde duruyorum,hissettiklerime reaksiyon göstermiyorum, sonra geçiyor.Telefonumun sürekli olarak dinlendiğinden şüphem yok. Arkadaşlarımya da ailemle yaptığım konuşmalar Yeni Dünya Düzeni, Beyin KontrolPolisi, “ Siyah ” helikopterler, v.s. ile ilgili konulara dönmeyebaşlayinca, hatlarda sürekli cizirtilar başliyor, bazen de tamamenkesiliyor. Bu da polisin bana gözdagi vermek için yaptigi işeyaramaz çabalardan biri. Ayrica bana gelen mektupların da çoğukayboluyor. Bunun da bir tesadüf olmadığına inanıyorum.Aynı dertten muzdarip olanlar birbirini bulur misali, şu anda YeniDünya Düzeni programını araştıranlardan bir sürü arkadaş edindim.Onların da telefonları dinleniyor ve uzaktan mikrodalga frekansataklarına maruz kalıyorlarmış. Yaptıkları çalışmalardan ötürübirkaç tanesi direkt olarak ölümle tehdit edilmiş.ABD ULUSAL GÜVENLİK BİRİMLERİYLE KARŞILAŞMABEYİN KONTROL ( M.C.P. ) POLİSİNİN “ KÖTÜLERİ ”Şu anda mümkün oldugunca eskiye dönüp ilk olarak nasil MCP nindeneyi oldugumu anlamaya çalişiyorum. Sanirim 15 yil kadar önceuzaktan kaydedildim ve üzerimde deneylere başlandi. Avustralya’dayaşarken 1984 yılında çok geniş bir seyahate çıkmıştım. AliceSprings’de Ayers Rock’u ziyaret ettim. Burası çölde oldukça antik vegüçlü ( ! ) bir yer.Ayers Rock’un yakınlarında ABD Ulusal Güvenlik Birimleri’nceyönetilen Avustralya’nın Uzaktan Beyin Kontrolu merkezi var, adı “Pine Gap ” . Fakat ben o zaman ( herkes gibi ) çok saf bir şekildeburanin sadece bir uydu iletişim merkezi oldugunu saniyordum. Merakederek, saf saf diş kapiya yaklaştim ve etrafa bir göz atmak içiniçeri girip giremeyeceğimi sordum. Güvenlik görevlisi “ böyle birsoruyu sormaya nasıl cesaret edersin? ” der gibi kaşlarini çatarakbana baktı. Cevap tabi ki HAYIR idi. Ben de yoluma devam ettim.Şimdiki bilgilerim işiginda şu anda inaniyorum ki, çok yüksek birihtimalle ben o anda kapıda iken uzaktan nöro-monitor yoluyla kaydageçirildim. Son derece ilerlemiş Uzaktan Beyin Kontrolu bilgisayarteknolojilerine bir kere kitlenince de artik ömür boyu onlarin “network ” lerindeyim, bu da bir ömür boyu Uzaktan Beyin Kontrolukobayı olmamı sağlamlaştırıyordu.O zamandan beri kayıtlara geçen bir gerçek; “ Pine Gap” in önündeprotesto gösterisi yapan barış faaliyetçileri mikrodalgaradyosyonlar nedeniyle yanıklar, kan kanseri ve çok hızlı ilerleyenkanser gibi değişik belirtilerle karşılaştılar.Garip ama MCP’ye “ minnettar ” olmam gereken bazı şeyler var. Bunlargibi çok zeki(!) insanların, beni Uzaktan Beyin Kontrolu deneyindekullandıkları bilgisini telepatik olarak bana sürekli göndermeklegösterdikleri küstahlıkları tersine benim için son derece verimlioldu.Eğer bunu yapmamış olsalardı, böyle bir teknolojinin varlığından hiçhaberim olmayacaktı. Takip edildiğimi, polis ya da “ siyah ”helikopter tarafından taciz edildiğimi farkettiğim her anı hayatımboyunca korku içinde geçirecektim. Her an zihinsel ve duygusalolarak tamamen kontrol edilebilen bir “ robot ” halinedönüştürülebileceğim gerçeğinin, ki, bunu geçmişte yaptılar, aslafarkında olmayacaktım.Yıllar boyu sürekli olarak korkutularak yaşadigim travmatiktecrübelerden, fiziksel ve psikolojik olarak kötü davranılmasından,sonra da telepatik olarak polis hiyerarşisinin Uzaktan BeyinKontrolu deneyinde kullanıldığımı bana söylemelerinden sonra halabugünkü kadar güçlü olamazdım.Beyin Kontrolu Polisi, en büyük silahı olan bende korku yaratmaamacının tam tersine bir sonuca ulaştı.Şu anda hayatim boyunca oldugumdan daha güçlü ve daha hürüm.Saygılarımla, barış ve sevgiye doğru, George FarquharŞunu da kaydedeyim: 43 yaşindayim, çok zinde ve saglikliyim ve çokuzun seneler yaşamak niyetindeyim.Kaybolmak, ölümcül bir kaza geçirmek, intihar etmek ya da migrodalgaradyasyonun neden olduğu hızlı ilerleyen bir kansere filanyakalanmak gibi bir niyetim hiç yok.En Son Kişisel Rapor ( 17 Eylül 1999 )Sonunda Yine Polis Takibinde6 aydan beri polis tarafından gizlice takip altında değildim.Tabii “biz seni gözetliyoruz senin de bunu bilmeni istiyoruz ” türünden,daha önce yaptıkları şekilde, belirgin bir takip değildi.17 Eylül Cuma günü, gece saat 10 civarında bir arkadaşımla dışarıçıktım. Gittiğimiz yer, sigara-içki içilmeyen, son derece rahat,dostça bir aile ortamıydı.20 dk. Sonra 6 tane gizli polis farkettim. Sudan çıkmış balıkgibidirler, çoğu ya çok sinirli ve huzursuz, ya da çok kurumlu vekurnazdır.Artık “ takipte ” olduğumu anlayacak kadar tecrübem olmuştu ve ogece boyunca sürekli takip edildigim çok kesindi.Saat 12’de eve gitmek üzere oradan ayrıldık. Binadan çıkarken anideniki polis belirdi, biri önümüzde, biri arkamızda, başka kimse yokçevrede. Bu bir tesadüf müydü? Sanmıyorum.Arkadaşimin evine dogru yürüdük. Eve gelmeden önce bana dik dikbakan iki sivil polisin önünden geçtik. Tam önlerindengeçerken,direkt olarak “ biliyorum biliyorum ” dedim. Bununla demekistedim ki, kim olduklarını, oyunlarını, biliyorum, beni artıkkorkutamayacaklar ve onları ifşa etmeme engel olamayacaklar.Yol kenarında biraz durduk. Birkaç dakika sonra, üzerinde iki mavilambası olan ön ve yan pencereleri karatılmış, yazısız beyaz birpolis kamyoneti 30 m. İlerde durdu. Ön koltukta oyuran sivil polisbana dikkatlice bakıyordu. Beş dakika kadar kaldilar, sonra gittiler.18 EylülÖğlen 4.30 da dönüşüm deposuna gittim. Arabadan inmemiştim kibirinin dikkatle bana baktığını farkettim. Ben işimi yaparken 10 dk.Boyunca beni izledi. Sonra gri bir kamyonete binip uzaklaşti.Birkaç dakika sonra, şehir merkezindeki şirkete gittim. Burasidepodan iki mil uzakta çok sakin bir yerde.Saat 4.50 de şirketinbulundugu sokaktan aşagiya inerken ayni adamin ayni kamyonetle yolunkenarina parketmiş olarak gördüm.O anda gerçekten kafam atmıştı!Kamyonetin yanından geçerken adam tekrar baktı. Arabamı durdurdum. Oarada kamyonet yavaşça ana yola doğru hareket etti. Hemen sürücücamına koşup resmini çekmek istedim ama fotoğraf makinem sıkıştı. Oanda yüzünde panik ifadesi vardı, fotoğrafının çekilmesini önlemekiçin yüzünü koluyla sakladı.Gitmek için arabayı çalıştırdı. Durması için yan cama ve kamyonetinyan tarafına vurdum. Durmadı.Ana yolda giderken, arkasından koşupdönemeçte yakalamak istedim ama çok hızlıydı ve kayboldu. Hemenarabama bindim, etrafı aramaya başladım fakat boşuna! Adam uzunboylu ve zayıf, siyah saçlı, soluk benizli, 45 yaşlarında idi.Kamyonetin plakası E57 MTC idi.--------------15/19Ayrıca ( onlara ) yakın zamanda her UK MP’ye ve tüm dünyada 500kuruluşa birer rapor gönderdiğimi ve madalyonun öbür yüzünde olupbitenlerle ilgili gerçeği herkese anlatan bir web sitemin olduğunusöyledim. Yıllar boyu askeriye ve polisin takibi altında olduğumu,mikrodalga tekniği ile radyasyona maruz kaldığımı anlattım. Kimolduklarını ispatlamaları için kimliklerini isteyince vermeyireddettiler ve yürüyüp gittiler. Kendi hiyerarşilerinin onlarasöylemediği bazı özel gerçekleri de öğrenince çok şaşırmışlardı.Peşimde dolaşanlardan çogunun benim gerçekte kim oldugum hakkindahiçbir bilgisi olmadığını biliyorum. Kendilerini kontrol edenhiyerarşinin, onlara, benim bir suçlu olduğumu, toplum için tehliketeşkil ettiğim, v.s. gibi pek çok yalan uydurduğundan eminim.Halbuki ben sadece polise, askere ve yeni dünya düzeni için seçkinhükümet yetkililerinin programlarına karşıyım. Bunlar bizlerde birkorku ve ilgisizlik hali oluşturarak hepimizi tutsak alıp ancakstatükolarını koruyabilir ve yaşayabilirler.4 Mart 2000 deki Echelon Protestosundan hemen sonra eski biristihbarat görevlisinden gelen, planlanmış bir “ kaza ” ile ilgilimektup8 Nisan 2000George,Menwith Hill’ deki NSA ( Ulusal Güvenlik Birimi )’da yapılan songösteri ile ilgili bir bilgi seni ilgilendirebilir.Bu gösteri için bir tür “ kaza ” görev olarak verilmiş.Kazaninhedefi ya NSA ya da NSA’ dan birileri imiş. İnsanın kanını dondurantaraf, duyduğuma göre, bütün konuşmalarin kaydedildiği, eğer ben deseninle gösteriye gelseydim, “ bir taşla iki kuş vurarak ” fırsatıdeğerlendirecekleri idi.Başka bir değişle, hedef BİZDİK!Ayarlanması çok kolay bir araba “ kaza”” sı, kendi deyimleriyle,iki “ boşbogaz ” ın ağzını kapatacaktı, eğer işler umdukları gibigitseydi. Şimdilik bu kadar, kendine iyi bak, en iyi dileklerimle.15/19Temmuz 1997 den Haziran 1998’e kadar süren polis takibi, tacizi vedavranış düzenlemesi ( manüpilasyon ) deneyine yönelik Nöro-Elektromanyetik işkence ve saldirilarla ilgili bütün bilgileriistemek amacıyla M15 / M16 ve ABD Ulusal Güvenlik Birimlerinegönderilen mektupBaş ( şef ) MüdürlerM15/M16Londra24 Mayıs 2000Değerli Yöneticiler;1998 Veri Korunumu ( Koruması ) Kanununun 22. bölümüne göre, ABDUlusal Güvenlik Birimleri tarafından toplanmış benimle ilgilibilgileri içeren verilerin bütün detaylarını, kanunun verdiğihaklara göre, resmi olarak rica ediyorum.Genel bir araştirma istememe ragmen, özellikle şu konulardakikayitlarinizda yogunlaşmaniz gerekecek.Hollanda, Amsterdam’a geldiğim 9 Nisan’dan, 20 Haziran 1998’deayrılışına kadar geçen süre boyunca tutulan kayıtlar.Takip edildiğim süre boyunca çekilen bütün fotoğraf, video ve seskayıtları delillerini rica ediyorum. Bu delillerin hepsi kurumunuzve kardeşlik birimleriniz beni, - güya - “ öldürücü olmayan /sessiz ” diye sınıflandırdığınız silahlarını kullanarak migrodalga /ELF frekanslarıyla, benim normal olan zihinsel, duygusal ve davranışkalıplarımı bozup yeniden düzenlemek amacıyla radyasyona maruzbıraktığınız sürece elde edildi.Özellikle, 9 Nisan’ dan 13 Nisan 1998 akşamina kadar olan beş günlüksüre boyunca üzerimde denediginiz zihinsel, duygusal ve davranişmanipülasyonu için, yogun olarak gönderdiginiz radyasyonsaldirilarıyla ilgili tüm delilleri rica ediyorum.Bana Konu Giriş Formu gönderebilirsiniz. Bunun için gerekli bilgiyeihtiyaciniz varsa lütfen sorularinizi bir mektupla gönderin.Ayrıca bilgisayar hard ve soft diskleri, internet, web, kaset, CDgibi bilgisayar dosyalarının elektronik kayıtlarını, görüntü ve sestanıma sistemlerini, bunların yanısıra diğer kaydedilmiş ve / ya daoluşturulmuş verileri, mesela, otomatik veri işleme konusundaolabilecek “ Görüntü İşleme Sistemi Belgesi ” nde bulunan verileride rica ediyorum.1998 kanunu verilerin elden verilebileceğini söylüyor. Lütfen bunucevabınızda göz önüne alın.İstediğim verilerin sadece sizde ya da bağlı olduğunuz oluşumdaolması gerekmez. Sizin ya da o oluşumun bu kayıtların içeriğini veverilerin nasıl kullanıldığını kontrol etmeniz yeterli. Bu yüzdenüçüncü bir grubun elindeki verilerin de kanuna göre istenme hakkıvar. Eğer istediğim veriler bu kanunun izin verdiği verilerseonların bilgisayar çıktılarını bana vermek zorundasınız.Kanun size, istediğimi yerine getirmeniz için 40 gün süre tanıyor.Kanuni olarak bu mektubu cevaplamaya ve aradığım bilgileri vermeyemecbursunuz.verilerin detaylarını bulmak zahmetinden kurtarmaz. Aksine buhareket, elinizdeki verileri bana vermemek amacıyla yapılırsa, busuç teşkil edecektir.SaygılarımlaGeorge Ferguhar, Project Freedom.Baş MüdürlerABD Ulusal Güvenlik BirimiMenwith HillHarrogateNort Yorks H63 2RF24 Mayıs 2000Değerli Yöneticiler1998 Veri Korunumu Kanununun 22. bölümü uyarınca, ABD UlusalGüvenlik Birimi’nin elinde bulunan,benimle ilgili bilgilerdenkanunun izin verdiği bütün verileri resmi olarak rica ediyorum.Genel bir araştirma istememe ragmen, özellikle şu konulardakikayitlarinizda yogunlaşmaniz gerekecek.Hollanda, Amsterdam’a geldiğim 9 Nisan’dan, 20 Haziran 1998’deayrılışıma kadar geçen süre boyunca tutulan kayıtlar.Takip edildiğim süre boyunca çekilen bütün fotoğraf, video ve seskayıtları delillerini rica ediyorum. Bu delillerin hepsi kurumunuzve kardeşlik birimleriniz beni, - güya - “ öldürücü olmayan /sessiz ” diye sınıflandırdığınız silahlarınızı kullanarakmigrodalga / ELF frekanslarıyla, benim normal olan zihinsel,duygusal ve davranış kalıplarımı bozup yeniden düzenlemek amacıylaradyasyona maruz bıraktığınız sürece elde edildi.Özellikle, 9 Nisan’ dan 13 Nisan 1998 akşamina kadar olan beş günlüksüre boyunca üzerimde denediginiz zihinsel, duygusal ve davranişmanipülasyonu için, yogun olarak gönderdiginiz radyasyonsaldirilarıyla ilgili tüm delilleri rica ediyorum.Bana Konu Giriş Formu gönderebilirsiniz. Bunun için gerekli bilgiyeihtiyaciniz varsa lütfen sorularinizi bir mektupla gönderin.Ayrıca bilgisayar hard ve soft diskleri, internet, web, kaset, CDgibi bilgisayar dosyalarının elektronik kayıtlarını, görüntü ve sestanıma sistemlerini, bunların yanısıra diğer kaydedilmiş ve / ya daoluşturulmuş verileri, mesela, otomatik veri işleme konusundaolabilecek “ Görüntü İşleme Sistemi Belgesi ” nde bulunan verileride rica ediyorum.1998 kanunu verilerin elden verilebileceğini söylüyor. Lütfen bunucevabımnızda göz önüne alın.İstediğim verilerin sadece sizde ya da bağlı olduğunuz oluşumdaolması gerekmez. Sizin ya da o oluşumun bu kayıtların içeriğini veverilerin nasıl kullanıldığını kontrol etmeniz yeterli. Bu yüzdenüçüncü bir grubun elindeki verilerin de kanuna göre istenme hakkıvar. Eğer istediğim veriler bu kanunun izin verdiği verilerseonların bilgisayar çıktılarını bana vermek zorundasınız.Kanun size, istediğimi yerine getirmeniz için 40 gün süre tanıyor.Kanuni olarak bu mektubu cevaplamaya ve aradığım bilgileri vermeyemecbursunuz.Bu mektubu aldıktan sonra elinizdeki verilerde silinti yapar ya dabozarsanız bu sizi, bana silinmiş ve bozulmuş verilerin detaylarınıbulmak zahmetinden kurtarmaz. Aksine bu hareket, elinizdeki verileribana vermemek amacıyla yapılırsa, bu suç teşkil edecektir.SaygılarımlaGeorge Ferguhar, Project Freedom.Project Freedom yukarıdaki mektuplara cevap bekliyor.AİLEME POLİS TACİZİ VE PSİKOTRONİC ATAKLAR YAPILIYOR9 Mayıs 1998 Avustralya, Perth’de yaşayan kardeşim Alex’e o günekadar tuttugum günlügün bir kopyasini gönderdim. O anda, hapistençiktigimdan beri polis gözetiminde/takibinde oldugumu bilen tek kişioydu. Son yaşadiklarimi ve polis hiyerarşisi tarafindan UzaktanBeyin Kontrolü deneyinde kullanildigimi bilmesini istedim. Ona birkopya göndermemin nedeni hem benim durumumu detayıyla anlaması, hemde beni belki öldürülmekten koruması ihtimali idi.13 Nisan gecesinden itibaren kesinlikle inanıyordum ki, beni her anöldürmeleri ihtimali yüksekti.Kardeşim günlügümü alir almaz ani bir şekilde benim yillardiryaşadigim işkenceyle karşilaşmiş. Şu anda sürekli polis takibinde vesik sik tepesinde dolaşan polis helikopteriyle gözdagi verilmekte.Şu anda kendisi sürekli olarak Beyin Kontrolü Polisi’nin belirlipsikolojik saldırılarılarına maruz kalmakta, bu değişken psikolojikdurumlara alışmasının ise son derece zor olduğunu söylüyor. MCP ninkardeşimi hedef almasinin nedenini biliyorum, çünkü polishiyerarşisinin geçmişte bana verdigi korkutma ve tacizlerle ilgilipek çok olayin direkt tanigi. Kesinlikle inaniyorum ki, bana geçenyil yaptiklari gibi, onu da bir uçuruma itmeye çalişiyorlar.Amaçları, eğer başarabilirlerse, polis hiyerarşisinin benikorkutmasını ve bana yaptıklarını ispatlayacak bir kişinin eksilmesi.Son zamanlarda ailemin diğer üyeleri de “ yabancı insanlar ”tarafından sürekli takip edilip gözetlendiklerinden şikayetediyorlar, fakat benim ve kardeşimin sürekli pols gözetimindeolduğumuzu bilmiyorlar. Polis Hiyerarşisi, ailemi sürekli tacizederek bana korku salmaya ( en büyük silahları ) çalışıyorlar fakatbunlar benim, onları ifşa etmekteki kararlılığımı daha da arttırıyor.İSTİHBARAT AJANLARININ YAPTIĞI UZAKTAN BEYİN KONTROLU İLE İLGİLİARAŞTIRMALARIMMCP den telepatik olarak mesajlar almaya başladiktan iki ay sonra,Ingiltere’ye yerleşip araştirmaya başlamam gerektigine karar verdim.21 Haziran 1998’de Londra’ya gelip Glastonbury’de yerleştim ve ogünden beri de zamanimin çogunu geçmişte yaşadiklarimla ilgiliolabilecek her şeyi gözden geçirerek harcamaktayım.Özellikle deSeçkin Dünya Hükümeti’nin Yeni Dünya Düzeni konusundaki planlarıüzerine yapılan araştırmalarla ilgili bilgileri analiz ettim. AyrıcaGizli Polis İstihbarat Birimlerini, onların Uzaktan Beyin KontroluSilahlarını, toplumun davranışlarını kontrol etmek ve katliamlaramacıyla insanları ve toplumu manipüle etmek için nasılkullandıklarını araştırdım.İnsanların kendilerini bu silahların saldırılarından nasılkoruyabileceklerini araştırıp bulmak niyetindeydim. Yakın zamanda,değişik araştırmacıların bulgularını rapor halinde yayınlamayıdüşünüyorum.İngiltere’ye geldikten sonra polis takibi büyük ölçüde azaldı.Helikopter takibi seyrekleşti ama hala devam ediyor. Eviminbahçesinin üzerinde dolaşan “ siyah ” helikopterin birkaçfotoğrafını çektim ( fotoğraf ilişikte ). Şu an birlikte oldugum kızarkadaşım da yalnız yürürken helikopter tarafından taciz edilmiş.Cesur Yeni Dünya’mızda bu insanlar ne kadar “ cesurlar ”!Beyin Kontrolu Polisi’nin beni direkt olarak yönetmesi İngiltere’yegeldiğimden bu yana biraz azaldı fakat hala arasıra programlıfrekanslar halinde psikotronik saldırılara maruz kalıyorum. Bufrekanslardan birini “ enkötü güç ” diye adlandırdım.Bu, anidenbütün beynimi ve vücudumu sarıp son derece rahatsız edici bir duyguveren, çok negatif ve hain bir enerji. Bu normalde, dışarıdaarkadaşlarımla eğlenirken, en iyi zamanımda oluyor. Tecrübelerimdençıkardığım sonuca göre de MCP nin saldırmak için seçtiği en iyizaman. Bu olur olmaz hemen anlıyorum ki MCP nin saldırılarına maruzkalıyorum. Bu durumda sakin kalıp bir yerde duruyorum,hissettiklerime reaksiyon göstermiyorum, sonra geçiyor.Telefonumun sürekli olarak dinlendiğinden şüphem yok. Arkadaşlarımya da ailemle yaptığım konuşmalar Yeni Dünya Düzeni, Beyin KontrolPolisi, “ Siyah ” helikopterler, v.s. ile ilgili konulara dönmeyebaşlayinca, hatlarda sürekli cizirtilar başliyor, bazen de tamamenkesiliyor. Bu da polisin bana gözdagi vermek için yaptigi işeyaramaz çabalardan biri. Ayrica bana gelen mektupların da çoğukayboluyor. Bunun da bir tesadüf olmadığına inanıyorum.Aynı dertten muzdarip olanlar birbirini bulur misali, şu anda YeniDünya Düzeni programını araştıranlardan bir sürü arkadaş edindim.Onların da telefonları dinleniyor ve uzaktan mikrodalga frekansataklarına maruz kalıyorlarmış. Yaptıkları çalışmalardan ötürübirkaç tanesi direkt olarak ölümle tehdit edilmiş.ABD ULUSAL GÜVENLİK BİRİMLERİYLE KARŞILAŞMABEYİN KONTROL ( M.C.P. ) POLİSİNİN “ KÖTÜLERİ ”Şu anda mümkün oldugunca eskiye dönüp ilk olarak nasil MCP nindeneyi oldugumu anlamaya çalişiyorum. Sanirim 15 yil kadar önceuzaktan kaydedildim ve üzerimde deneylere başlandi. Avustralya’dayaşarken 1984 yılında çok geniş bir seyahate çıkmıştım. AliceSprings’de Ayers Rock’u ziyaret ettim. Burası çölde oldukça antik vegüçlü ( ! ) bir yer.Ayers Rock’un yakınlarında ABD Ulusal Güvenlik Birimleri’nceyönetilen Avustralya’nın Uzaktan Beyin Kontrolu merkezi var, adı “Pine Gap ” . Fakat ben o zaman ( herkes gibi ) çok saf bir şekildeburanin sadece bir uydu iletişim merkezi oldugunu saniyordum. Merakederek, saf saf diş kapiya yaklaştim ve etrafa bir göz atmak içiniçeri girip giremeyeceğimi sordum. Güvenlik görevlisi “ böyle birsoruyu sormaya nasıl cesaret edersin? ” der gibi kaşlarini çatarakbana baktı. Cevap tabi ki HAYIR idi. Ben de yoluma devam ettim.Şimdiki bilgilerim işiginda şu anda inaniyorum ki, çok yüksek birihtimalle ben o anda kapıda iken uzaktan nöro-monitor yoluyla kaydageçirildim. Son derece ilerlemiş Uzaktan Beyin Kontrolu bilgisayarteknolojilerine bir kere kitlenince de artik ömür boyu onlarin “network ” lerindeyim, bu da bir ömür boyu Uzaktan Beyin Kontrolukobayı olmamı sağlamlaştırıyordu.O zamandan beri kayıtlara geçen bir gerçek; “ Pine Gap” in önündeprotesto gösterisi yapan barış faaliyetçileri mikrodalgaradyosyonlar nedeniyle yanıklar, kan kanseri ve çok hızlı ilerleyenkanser gibi değişik belirtilerle karşılaştılar.Garip ama MCP’ye “ minnettar ” olmam gereken bazı şeyler var. Bunlargibi çok zeki(!) insanların, beni Uzaktan Beyin Kontrolu deneyindekullandıkları bilgisini telepatik olarak bana sürekli göndermeklegösterdikleri küstahlıkları tersine benim için son derece verimlioldu.Eğer bunu yapmamış olsalardı, böyle bir teknolojinin varlığından hiçhaberim olmayacaktı. Takip edildiğimi, polis ya da “ siyah ”helikopter tarafından taciz edildiğimi farkettiğim her anı hayatımboyunca korku içinde geçirecektim. Her an zihinsel ve duygusalolarak tamamen kontrol edilebilen bir “ robot ” halinedönüştürülebileceğim gerçeğinin, ki, bunu geçmişte yaptılar, aslafarkında olmayacaktım.Yıllar boyu sürekli olarak korkutularak yaşadigim travmatiktecrübelerden, fiziksel ve psikolojik olarak kötü davranılmasından,sonra da telepatik olarak polis hiyerarşisinin Uzaktan BeyinKontrolu deneyinde kullanıldığımı bana söylemelerinden sonra halabugünkü kadar güçlü olamazdım.Beyin Kontrolu Polisi, en büyük silahı olan bende korku yaratmaamacının tam tersine bir sonuca ulaştı.Şu anda hayatim boyunca oldugumdan daha güçlü ve daha hürüm.Saygılarımla, barış ve sevgiye doğru, George FarquharŞunu da kaydedeyim: 43 yaşindayim, çok zinde ve saglikliyim ve çokuzun seneler yaşamak niyetindeyim.Kaybolmak, ölümcül bir kaza geçirmek, intihar etmek ya da migrodalgaradyasyonun neden olduğu hızlı ilerleyen bir kansere filanyakalanmak gibi bir niyetim hiç yok.En Son Kişisel Rapor ( 17 Eylül 1999 )Sonunda Yine Polis Takibinde6 aydan beri polis tarafından gizlice takip altında değildim.Tabii “biz seni gözetliyoruz senin de bunu bilmeni istiyoruz ” türünden,daha önce yaptıkları şekilde, belirgin bir takip değildi.17 Eylül Cuma günü, gece saat 10 civarında bir arkadaşımla dışarıçıktım. Gittiğimiz yer, sigara-içki içilmeyen, son derece rahat,dostça bir aile ortamıydı.20 dk. Sonra 6 tane gizli polis farkettim. Sudan çıkmış balıkgibidirler, çoğu ya çok sinirli ve huzursuz, ya da çok kurumlu vekurnazdır.Artık “ takipte ” olduğumu anlayacak kadar tecrübem olmuştu ve ogece boyunca sürekli takip edildigim çok kesindi.Saat 12’de eve gitmek üzere oradan ayrıldık. Binadan çıkarken anideniki polis belirdi, biri önümüzde, biri arkamızda, başka kimse yokçevrede. Bu bir tesadüf müydü? Sanmıyorum.Arkadaşimin evine dogru yürüdük. Eve gelmeden önce bana dik dikbakan iki sivil polisin önünden geçtik. Tam önlerindengeçerken,direkt olarak “ biliyorum biliyorum ” dedim. Bununla demekistedim ki, kim olduklarını, oyunlarını, biliyorum, beni artıkkorkutamayacaklar ve onları ifşa etmeme engel olamayacaklar.Yol kenarında biraz durduk. Birkaç dakika sonra, üzerinde iki mavilambası olan ön ve yan pencereleri karatılmış, yazısız beyaz birpolis kamyoneti 30 m. İlerde durdu. Ön koltukta oyuran sivil polisbana dikkatlice bakıyordu. Beş dakika kadar kaldilar, sonra gittiler.18 EylülÖğlen 4.30 da dönüşüm deposuna gittim. Arabadan inmemiştim kibirinin dikkatle bana baktığını farkettim. Ben işimi yaparken 10 dk.Boyunca beni izledi. Sonra gri bir kamyonete binip uzaklaşti.Birkaç dakika sonra, şehir merkezindeki şirkete gittim. Burasidepodan iki mil uzakta çok sakin bir yerde.Saat 4.50 de şirketinbulundugu sokaktan aşagiya inerken ayni adamin ayni kamyonetle yolunkenarina parketmiş olarak gördüm.O anda gerçekten kafam atmıştı!Kamyonetin yanından geçerken adam tekrar baktı. Arabamı durdurdum. Oarada kamyonet yavaşça ana yola doğru hareket etti. Hemen sürücücamına koşup resmini çekmek istedim ama fotoğraf makinem sıkıştı. Oanda yüzünde panik ifadesi vardı, fotoğrafının çekilmesini önlemekiçin yüzünü koluyla sakladı.Gitmek için arabayı çalıştırdı. Durması için yan cama ve kamyonetinyan tarafına vurdum. Durmadı.Ana yolda giderken, arkasından koşupdönemeçte yakalamak istedim ama çok hızlıydı ve kayboldu. Hemenarabama bindim, etrafı aramaya başladım fakat boşuna! Adam uzunboylu ve zayıf, siyah saçlı, soluk benizli, 45 yaşlarında idi.Kamyonetin plakası E57 MTC idi.--------------15/19Ayrıca ( onlara ) yakın zamanda her UK MP’ye ve tüm dünyada 500kuruluşa birer rapor gönderdiğimi ve madalyonun öbür yüzünde olupbitenlerle ilgili gerçeği herkese anlatan bir web sitemin olduğunusöyledim. Yıllar boyu askeriye ve polisin takibi altında olduğumu,mikrodalga tekniği ile radyasyona maruz kaldığımı anlattım. Kimolduklarını ispatlamaları için kimliklerini isteyince vermeyireddettiler ve yürüyüp gittiler. Kendi hiyerarşilerinin onlarasöylemediği bazı özel gerçekleri de öğrenince çok şaşırmışlardı.Peşimde dolaşanlardan çogunun benim gerçekte kim oldugum hakkindahiçbir bilgisi olmadığını biliyorum. Kendilerini kontrol edenhiyerarşinin, onlara, benim bir suçlu olduğumu, toplum için tehliketeşkil ettiğim, v.s. gibi pek çok yalan uydurduğundan eminim.Halbuki ben sadece polise, askere ve yeni dünya düzeni için seçkinhükümet yetkililerinin programlarına karşıyım. Bunlar bizlerde birkorku ve ilgisizlik hali oluşturarak hepimizi tutsak alıp ancakstatükolarını koruyabilir ve yaşayabilirler.4 Mart 2000 deki Echelon Protestosundan hemen sonra eski biristihbarat görevlisinden gelen, planlanmış bir “ kaza ” ile ilgilimektup8 Nisan 2000George,Menwith Hill’ deki NSA ( Ulusal Güvenlik Birimi )’da yapılan songösteri ile ilgili bir bilgi seni ilgilendirebilir.Bu gösteri için bir tür “ kaza ” görev olarak verilmiş.Kazaninhedefi ya NSA ya da NSA’ dan birileri imiş. İnsanın kanını dondurantaraf, duyduğuma göre, bütün konuşmalarin kaydedildiği, eğer ben deseninle gösteriye gelseydim, “ bir taşla iki kuş vurarak ” fırsatıdeğerlendirecekleri idi.Başka bir değişle, hedef BİZDİK!Ayarlanması çok kolay bir araba “ kaza”” sı, kendi deyimleriyle,iki “ boşbogaz ” ın ağzını kapatacaktı, eğer işler umdukları gibigitseydi. Şimdilik bu kadar, kendine iyi bak, en iyi dileklerimle.15/19Temmuz 1997 den Haziran 1998’e kadar süren polis takibi, tacizi vedavranış düzenlemesi ( manüpilasyon ) deneyine yönelik Nöro-Elektromanyetik işkence ve saldirilarla ilgili bütün bilgileriistemek amacıyla M15 / M16 ve ABD Ulusal Güvenlik Birimlerinegönderilen mektupBaş ( şef ) MüdürlerM15/M16Londra24 Mayıs 2000Değerli Yöneticiler;1998 Veri Korunumu ( Koruması ) Kanununun 22. bölümüne göre, ABDUlusal Güvenlik Birimleri tarafından toplanmış benimle ilgilibilgileri içeren verilerin bütün detaylarını, kanunun verdiğihaklara göre, resmi olarak rica ediyorum.Genel bir araştirma istememe ragmen, özellikle şu konulardakikayitlarinizda yogunlaşmaniz gerekecek.Hollanda, Amsterdam’a geldiğim 9 Nisan’dan, 20 Haziran 1998’deayrılışına kadar geçen süre boyunca tutulan kayıtlar.Takip edildiğim süre boyunca çekilen bütün fotoğraf, video ve seskayıtları delillerini rica ediyorum. Bu delillerin hepsi kurumunuzve kardeşlik birimleriniz beni, - güya - “ öldürücü olmayan /sessiz ” diye sınıfflandırdığınız silahlarını kullanarakmigrodalga / ELF frekanslarıyla, benim normal olan zihinsel,duygusal ve davranış kalıplarımı bozup yeniden düzenlemek amacıylaradyasyona maruz bıraktığınız sürece elde edildi.Özellikle, 9 Nisan’ dan 13 Nisan 1998 akşamina kadar olan beş günlüksüre boyunca üzerimde denediginiz zihinsel, duygusal ve davranişmanipülasyonu için, yogun olarak gönderdiginiz radyasyonsaldirilarıyla ilgili tüm delilleri rica ediyorum.Bana Konu Giriş Formu gönderebilirsiniz. Bunun için gerekli bilgiyeihtiyaciniz varsa lütfen sorularinizi bir mektupla gönderin.Ayrıca bilgisayar hard ve soft diskleri, internet, web, kaset, CDgibi bilgisayar dosyalarının elektronik kayıtlarını, görüntü ve sestanıma sistemlerini, bunların yanısıra diğer kaydedilmiş ve / ya daoluşturulmuş verileri, mesela, otomatik veri işleme konusundaolabilecek “ Görüntü İşleme Sistemi Belgesi ” nde bulunan verileride rica ediyorum.1998 kanunu verilerin elden verilebileceğini söylüyor. Lütfen bunucevabınızda göz önüne alın.İstediğim verilerin sadece sizde ya da bağlı olduğunuz oluşumdaolması gerekmez. Sizin ya da o oluşumun bu kayıtların içeriğini veverilerin nasıl kullanıldığını kontrol etmeniz yeterli. Bu yüzdenüçüncü bir grubun elindeki verilerin de kanuna göre istenme hakkıvar. Eğer istediğim veriler bu kanunun izin verdiği verilerseonların bilgisayar çıktılarını bana vermek zorundasınız.Kanun size, istediğimi yerine getirmeniz için 40 gün süre tanıyor.Kanuni olarak bu mektubu cevaplamaya ve aradığım bilgileri vermeyemecbursunuz.verilerin detaylarını bulmak zahmetinden kurtarmaz. Aksine buhareket, elinizdeki verileri bana vermemek amacıyla yapılırsa, busuç teşkil edecektir.SaygılarımlaGeorge Ferguhar, Project Freedom.Baş MüdürlerABD Ulusal Güvenlik BirimiMenwith HillHarrogateNort Yorks H63 2RF24 Mayıs 2000Değerli Yöneticiler1998 Veri Korunumu Kanununun 22. bölümü uyarınca, ABD UlusalGüvenlik Birimi’nin elinde bulunan,benimle ilgili bilgilerdenkanunun izin verdiği bütün verileri resmi olarak rica ediyorum.Genel bir araştirma istememe ragmen, özellikle şu konulardakikayitlarinizda yogunlaşmaniz gerekecek.Hollanda, Amsterdam’a geldiğim 9 Nisan’dan, 20 Haziran 1998’deayrılışıma kadar geçen süre boyunca tutulan kayıtlar.Takip edildiğim süre boyunca çekilen bütün fotoğraf, video ve seskayıtları delillerini rica ediyorum. Bu delillerin hepsi kurumunuzve kardeşlik birimleriniz beni, - güya - “ öldürücü olmayan /sessiz ” diye sınıfflandırdığınız silahlarınızı kullanarakmigrodalga / ELF frekanslarıyla, benim normal olan zihinsel,duygusal ve davranış kalıplarımı bozup yeniden düzenlemek amacıylaradyasyona maruz bıraktığınız sürece elde edildi.Özellikle, 9 Nisan’ dan 13 Nisan 1998 akşamina kadar olan beş günlüksüre boyunca üzerimde denediginiz zihinsel, duygusal ve davranişmanipülasyonu için, yogun olarak gönderdiginiz radyasyonsaldirilarıyla ilgili tüm delilleri rica ediyorum.Bana Konu Giriş Formu gönderebilirsiniz. Bunun için gerekli bilgiyeihtiyaciniz varsa lütfen sorularinizi bir mektupla gönderin.Ayrıca bilgisayar hard ve soft diskleri, internet, web, kaset, CDgibi bilgisayar dosyalarının elektronik kayıtlarını, görüntü ve sestanıma sistemlerini, bunların yanısıra diğer kaydedilmiş ve / ya daoluşturulmuş verileri, mesela, otomatik veri işleme konusundaolabilecek “ Görüntü İşleme Sistemi Belgesi ” nde bulunan verileride rica ediyorum.1998 kanunu verilerin elden verilebileceğini söylüyor. Lütfen bunucevabımnızda göz önüne alın.İstediğim verilerin sadece sizde ya da bağlı olduğunuz oluşumdaolması gerekmez. Sizin ya da o oluşumun bu kayıtların içeriğini veverilerin nasıl kullanıldığını kontrol etmeniz yeterli. Bu yüzdenüçüncü bir grubun elindeki verilerin de kanuna göre istenme hakkıvar. Eğer istediğim veriler bu kanunun izin verdiği verilerseonların bilgisayar çıktılarını bana vermek zorundasınız.Kanun size, istediğimi yerine getirmeniz için 40 gün süre tanıyor.Kanuni olarak bu mektubu cevaplamaya ve aradığım bilgileri vermeyemecbursunuz.Bu mektubu aldıktan sonra elinizdeki verilerde silinti yapar ya dabozarsanız bu sizi, bana silinmiş ve bozulmuş verilerin detaylarınıbulmak zahmetinden kurtarmaz. Aksine bu hareket, elinizdeki verileribana vermemek amacıyla yapılırsa, bu suç teşkil edecektir.SaygılarımlaGeorge Ferguhar, Project Freedom.Project Freedom yukarıdaki mektuplara cevap bekliyor.Project FreedomGeorge Farguhar Tutuklandı25 Haziran 2000Glastonburg FestivalindeBu olayın tam olarak hikayesi, tutuklanışım sırasında polisinuyguladığı şiddetin doktor raporundaki detayları ve zihinsel sağlıkdurumumla ilgili psikiyatri raporları yakın zamanda bu sayfadaverilecek.Bu hikaye ayrıca “ küçük çocuklara uyuşturucu satarak ” “ işleriniyapan ” Güvenlik Servislerine, ayrıca bu potansiyel çocukkatilleriyle direkt olarak işbirligi yapan Yeovil MetropolitanPolis Hiyerarşisine karşi kanuni işlemleri de içerecektir.Daha fazla bilgi için bu sayfayı hemen ziyaret edin!YAŞASIN DOĞRULUK VE ÖZGÜRLÜK!
Değerli Arkadaşlar,
Değerli Arkadaşlar,
Bu kadar tantanası yapılan "beyin kontrol" teknolojilerinden korunmakiçin, patenti tamamı ile elimizde olan "zihni sinir" projesinisunmaktan onur duyarım.Bu "beyin kontrol sistemleri" ile ilgili teknolojinin, yayınlanandökümanlara göre aslında ancak bir "yalan makinesi" seviyesindeteknoloji olduğu ve yapılanların da çeşitli ruhsal durumlara göre,yalan makinelerinde nabzın izlenmesi gibi, çeşitli görüntülemeteknikleri ile beynin tepkilerinin incelenmesinden ibaret olduğuortaya çıkmaktadır. Aslında anlatıldığı gibi bırakın beyninkontrolünü, beynin gerçek tepkilerinin an ve an bilinebilmesi veizlenebilmesi için, insanların kafalarında birer tomografi cihazı vebirer çanak anten ile dolaşıyor olmaları gerekir.Aslında böyle bir projede yapılmak istenen, çeşitli psikolojikdurumlarda beynin manyetik haritasının çıkarılmaya çalışılması,örneğin korkan bir insanın beynindeki elektriksel akımlara bağlıolarak ortaya çıkan elektromanyetik haritanın "şablon" halinegetirilebilmesi ve tersten giderek te, bu elektromanyetik (ya daelektriksel hareketlerin) haritanın beyne uygulanarak, örneğin; korkuanında oluşan elektromanyetik haritanın beyne yapay olarakuygulanması ile benzer insani duygunun yani korkunun hissedilmesinisağlamaya çalışmak. Yani bir bakıma şartlı refleks gibi birşey.Diyelim ki böyle bir proje var ve çalışmalar yapılıyor, sokaktakiinsan için tehlikesi nedir diye sorarsak, eğer kafanızda taşıdığınızbir tomografi cihazı, ya da ayran tasına benzer elektromanyetik alanbobinleri, beyninizdeki sinirlere fiziksel olarak tesbit edilmişelektrotlar ve beyninizden çıkan kablolar ya da beyninize monteedilmiş bir "bio-tag" yok ise, beyin kontrol için her türlüteknolojik ve "fuzzy logic" veri bankaları oluşturulmuş dahi olsa,sıradan insan için risk "sıfırdır" yani tehlike yoktur.Hadi diyelim ki teknoloji çok ilerledi de, 200 km. öteden beyninelektromanyetik haritasını anküströn seviyesinde çözünürlükte, üçboyutlu ve renkli okuyabilecek teknoloji geliştirildi (bak bak,bilimkurguya bak...:) ) de birileri de uzaydan istediği insanıntabiri caizse "beynini okuyabiliyor". Bu durumda da yani teknolojininbu konuda en üst düzeye çıktığı bu varsayım anında bile korunmanınmaliyeti kişi başı 3 karış alüminyum folyo ile 2-3 metre uzunluğundaince bir kablonun maliyeti kadardır.Yani size en vahim teknolojik beyin okuma yöntemlerine karşıönerdiğim korunma yöntemine göre, kafanızın beyin kısmını kapatacakşekilde alimünyum folyo ile kaplamanız ve bu folyonun ucunabağladığınız ince kablo ile en yakın kalorifer/su borusu tesisatınairtibat sağlamanızdır (topraklamanızdır). Bu yolla elektromanyetiktekniklerle dinlenmeye karşı, "kozmik odalarda" uygulanan "faradaykafesi" metodu ile beyninizi korumanızı öneriyoruz.Bu bilimsel korunma metodu için ne kadar araştırma-geliştirmeçalışması yaptığımızı sanırım farketmişsinizdir. Eğer imkan verilirseve destek çıkılırsa, en kısa zamanda halkımızın ve insanlığınhizmetine sunmak amacı ile çiftçiler için geliştirilmiş "faradayçiftçi şapkası", bayanlar için kardelen çiçekleri ilerenklendirilmiş "sosyetik faraday şapkası", taraftarlar için çeşitlirenk ve modellerde "faraday taraftar şapkası", kışın yağmurlu günleriiçin "faraday kış şemsiyesi" ve yazın plajları için "faraday yazşemsiyesi" projelerimizle ilgili tüm ar-ge çalışmalarımıztamamlanmış, uygun bir know-how bedeli karşılığı seri üretim yapacakyatırımcıları beklenmektedir.Bazı ülkelerin bu ve benzeri projeler için harcadıkları paralar,harcadıkları adam-saat ler ve istihdam ettikleri insanları düşünecekolursanız, bu "zihni sinir" projemizin de ilgililernezdinde "hakettiği" ilgiyi göreceğinden en küçük şüphemizbulunmamaktadır.Saygılarımla,Ş.Ö.--- In Electro-Security@yahoogroups.com, "Mustafa" wrote:> Digi-Security İleti ÖrneğiArkadaşlar,> Eğer Amerika uydudalardan falan insanların beyininiyönlendirebiliyorsa ki buna inanmıyorum, Bin ladini ayağına getirsin,Filistin konusunu(sorunu demiyorum) istediği gibi sonuçlandırsın.Arapşeylerine biz krallıkltan vaz geçtik demokrasiye geçiyoruzdedirtsin...>> bilirmisiniz; Dünyada Yahudi aleyhine siyonizm aleyhine yazılanyazıların kitapların %60 tan fazlası Yine Yahudiler ve Siyonizmehizmet edenler tarafından yazılır desteklenir.Niyemi?> Çünkü bu kitaplarda adamları öyle bir kuvvetli yüce gösterirki,tarafsız birisi ulan bu adamlar da ne kadar kudretliymiş her yerdeparmakları var bu adamlarla mücadele edilemez der.>> Bilmem anlatabiliyormuyum.Anlayana sivrisinek hesabı....
Bu kadar tantanası yapılan "beyin kontrol" teknolojilerinden korunmakiçin, patenti tamamı ile elimizde olan "zihni sinir" projesinisunmaktan onur duyarım.Bu "beyin kontrol sistemleri" ile ilgili teknolojinin, yayınlanandökümanlara göre aslında ancak bir "yalan makinesi" seviyesindeteknoloji olduğu ve yapılanların da çeşitli ruhsal durumlara göre,yalan makinelerinde nabzın izlenmesi gibi, çeşitli görüntülemeteknikleri ile beynin tepkilerinin incelenmesinden ibaret olduğuortaya çıkmaktadır. Aslında anlatıldığı gibi bırakın beyninkontrolünü, beynin gerçek tepkilerinin an ve an bilinebilmesi veizlenebilmesi için, insanların kafalarında birer tomografi cihazı vebirer çanak anten ile dolaşıyor olmaları gerekir.Aslında böyle bir projede yapılmak istenen, çeşitli psikolojikdurumlarda beynin manyetik haritasının çıkarılmaya çalışılması,örneğin korkan bir insanın beynindeki elektriksel akımlara bağlıolarak ortaya çıkan elektromanyetik haritanın "şablon" halinegetirilebilmesi ve tersten giderek te, bu elektromanyetik (ya daelektriksel hareketlerin) haritanın beyne uygulanarak, örneğin; korkuanında oluşan elektromanyetik haritanın beyne yapay olarakuygulanması ile benzer insani duygunun yani korkunun hissedilmesinisağlamaya çalışmak. Yani bir bakıma şartlı refleks gibi birşey.Diyelim ki böyle bir proje var ve çalışmalar yapılıyor, sokaktakiinsan için tehlikesi nedir diye sorarsak, eğer kafanızda taşıdığınızbir tomografi cihazı, ya da ayran tasına benzer elektromanyetik alanbobinleri, beyninizdeki sinirlere fiziksel olarak tesbit edilmişelektrotlar ve beyninizden çıkan kablolar ya da beyninize monteedilmiş bir "bio-tag" yok ise, beyin kontrol için her türlüteknolojik ve "fuzzy logic" veri bankaları oluşturulmuş dahi olsa,sıradan insan için risk "sıfırdır" yani tehlike yoktur.Hadi diyelim ki teknoloji çok ilerledi de, 200 km. öteden beyninelektromanyetik haritasını anküströn seviyesinde çözünürlükte, üçboyutlu ve renkli okuyabilecek teknoloji geliştirildi (bak bak,bilimkurguya bak...:) ) de birileri de uzaydan istediği insanıntabiri caizse "beynini okuyabiliyor". Bu durumda da yani teknolojininbu konuda en üst düzeye çıktığı bu varsayım anında bile korunmanınmaliyeti kişi başı 3 karış alüminyum folyo ile 2-3 metre uzunluğundaince bir kablonun maliyeti kadardır.Yani size en vahim teknolojik beyin okuma yöntemlerine karşıönerdiğim korunma yöntemine göre, kafanızın beyin kısmını kapatacakşekilde alimünyum folyo ile kaplamanız ve bu folyonun ucunabağladığınız ince kablo ile en yakın kalorifer/su borusu tesisatınairtibat sağlamanızdır (topraklamanızdır). Bu yolla elektromanyetiktekniklerle dinlenmeye karşı, "kozmik odalarda" uygulanan "faradaykafesi" metodu ile beyninizi korumanızı öneriyoruz.Bu bilimsel korunma metodu için ne kadar araştırma-geliştirmeçalışması yaptığımızı sanırım farketmişsinizdir. Eğer imkan verilirseve destek çıkılırsa, en kısa zamanda halkımızın ve insanlığınhizmetine sunmak amacı ile çiftçiler için geliştirilmiş "faradayçiftçi şapkası", bayanlar için kardelen çiçekleri ilerenklendirilmiş "sosyetik faraday şapkası", taraftarlar için çeşitlirenk ve modellerde "faraday taraftar şapkası", kışın yağmurlu günleriiçin "faraday kış şemsiyesi" ve yazın plajları için "faraday yazşemsiyesi" projelerimizle ilgili tüm ar-ge çalışmalarımıztamamlanmış, uygun bir know-how bedeli karşılığı seri üretim yapacakyatırımcıları beklenmektedir.Bazı ülkelerin bu ve benzeri projeler için harcadıkları paralar,harcadıkları adam-saat ler ve istihdam ettikleri insanları düşünecekolursanız, bu "zihni sinir" projemizin de ilgililernezdinde "hakettiği" ilgiyi göreceğinden en küçük şüphemizbulunmamaktadır.Saygılarımla,Ş.Ö.--- In Electro-Security@yahoogroups.com, "Mustafa"
Zihin nasıl kontrol edilir?

Zihin nasıl kontrol edilir?
İnsanları kontrol etmenin verdiği haris tamahın iç gıcıklayıcıbaskısı, eh bir de konunun "esrarengiz" yapısı "zihin kontrolünü"müthiş çekici yapmakta. Neler yok ki bu dosyada. Tek kelimeyle tetikçekenler, hayvanları silaha dönüştürenler, ezoterik bilgiler, gizliservisler ve daha neler neler!Günümüzdeki alt kolları birer ahtapot gibi yerküreyisaran "psikolojik" operasyonlar için, çok ama çok eski dipnotlarıvar. Hasan Sabbah'ın Haşhaşi Tarikatı'nda, müritlerin, haşhaşetkisiyle intihar ve suikastları kolayca yapmaları gibi. Size neifade eder bilemeyiz, ama "cennete" inandırılan Haşhaşinler,mutlulukla ölüme/öldürmeye koşuyorlardı. Bu tarihsel olayın etkileriöyle derin oldu ki, günümüzde suikast anlamına gelenİngilizce "assassination" kelimesi bile "haşhaşin"den türetildi.Amerika'nın boynuzları "ustasını" geçse de, gerçekte kötülüğünkaynağı bir zamanların "Şeytan İmparatorluğu"na gidiyor... Soğuksavaşın "Demir perde" arkasında kalan laboratuarlarında, "pissavaşlar"ın akla ziyan "zihin savaşları"na giden yolu açan etiketteyazılı dört harf var. SSCB... Yani, Sovyet Sosyalist CumhuriyetlerBirliği!Günümüzde bazı çok basit sorular sorulabilir. "İnsan zihni nasılkontrol edilebilir?" gibi, "Peki ama ne için?" gibi. Bilinen o ki,masum bilimsel meraklar, kısa sürede tehlikeli fantezilere yolaçabiliyor. "Askeri, politik ve istihbarat alanlarında "zihinkontrolü" yapılması örneklenebilir. Niyet masumdu başlangıçta. Zihinkontrolü ile hastalıklar tedavi edilebilirdi. Ancak "soğuk savaş" vedevamındaki yıllarda masumiyet yitirildi. Sonuç dramatik.Konu zihin olunca, psikoloji ve psikiyatri ivme vermiş. Hemenardından parapsikoloji, dinsel motifli uygulamalar, medyumluk, durugörü, 6. his, 7. his, 8. his (17'ye kadar gidiyor), uyuşturucular,vücuda elektronik implantlar takılması, enerjinin tahrip amacıylahedeflere yöneltilmesi, radyasyon, duyu azaltılması, hipnoz,propaganda teknikleri, beyin yıkama vb. kavramlar virüs gibiyayılmış gizli merkezlerde. Alt başlıklar böyle olunca, derinliği veçapı bilinmeyen bir alana milyonlarca dolar, yüzlerce projeayrılmasının sonuçları pek iyi olmamış. Bugün hangi tehlikeyle karşıkarşıya insanlık?" derseniz eğer...Beatiful Mind!..İlk bilgilerin izi 20. yüzyılın ilk çeyreğine, SSCB'de, Prof.Vassiliyev'in l930'larda yaptığı araştırmalara kadar sürülebiliyor.Onun ulaştığı bilgiler, "Zihin Telkini Tecrübeleri" adı altında l962yılında yayınlandı. Vassiliyev, çalışmalarını, telepati yoluyladüşüncelerin beyinler arasındaki nakline yöneltmişti. Vassiliyev,ruhen hasta olan İvanovna ve Fedorova isminde iki denek üzerindeçalışmaya başlar. Deneklere beyin dalgaları, cilt direnci ve diğerbiyolojik fonksiyonlarını ölçecek aletler bağlayıp, telkinle hipnozasokar. Önceleri ayrı ayrı odalarda, sonra da uzak mesafelerde transagiren deneklerin düşünce yoluyla birbirlerine gönderdikleri mesajlarkaydedilir.İki kadının kurşun levhalardan bile geçen telepatik zihindalgalarını izleyen Vassilyev, ruhi olayları mekanik görüşebağlayamayınca endişelenir. Çünkü tanrıyı reddeden rejim açısındangeçerli bir açıklama yapma olanağı yoktur. Önceleri deneklerin transhalini şartlı refleks olarak değerlendiren Vassiliyev, değişikinsanlarla deneyi tekrarlar. Sonuç aynıdır. Tüm deneklerde önce şuurkaybı olur, sonra transa girerler. Denekler arasındaki uzaklığı1.500 kilometreye kadar çıkaran Vassiliyev, neticenin değişmediğinigörür. Telepatik iletişim sürmektedir.Vassilyev uyuşturucu ilaçlarla da deney yapar. Meskalin verdiği birkızdan, sekiz kutunun içine yerleştirdiği pamuklara sarılı cisimleritanımlamasını ister. Denek, üzerinde Moskova Merkez Postanesi'ninbulunduğu resimli pulu; "Bu koca taştan binayı kutu içine nasılsoktunuz" olarak tanımlar.Sovyetler işe koyuluyor!SSCB'de, 1970 başlarında 20'den fazla laboratuar kurulur. SovyetBilimler Akademisi sayısız deney gerçekleştirir. ParapsikologNaumov'un o tarihlerdeki açıklamaları, masum bir bilim adamınıngörüşlerini yansıtıyor gibidir;"Biz, insanda şuur dışı gerçekleşen bir haberleşme sistemini bulmaküzereyiz. Bir insan, normal şuuru dışında başka bir insanıetkileyebilir mi? Bu telesomatik akımların yayılmasına neden olanşartlar neler? Bu telesomatik akımlar belirsiz bir boyutunbilinmezliği içindedir. İşte bu bilinmeyen enerji üzerinde yapılacakçalışmalar beşeri münasebetleri mükemmel bir ahenk içine sokabilir."Bu iyi niyetli açıklamalar, gün gelecek dünyanın en güçlü ülkeleriarasında keskin rekabet yaratacak; milyonlarca dolarlık bütçeleritüketecek, gizli belgelerin sayısı milyonları, gizli operasyonlarınsayısı da yüzleri aşacaktır. Asıl trajik ve korkutucu olan isebu "bilim dalında" ortaya çıkacak buluşlar ve dehşetengizuygulamalar olacaktır bundan böyle. Bir zamanlar "çiçeği burnunda"bir bilim dalı olarak kabul gören parapsikoloji artık askeri veistihbari alanda kullanılmaya başlayacaktır. Zihnin okunması vekontrolü çağı başlamıştır artık...Hijyenik fikirler: Beyin yıkama...Haber alma örgütleri tarafından uygulanan beyin yıkama yöntemleri,bir çeşit "zorunlu hipnotik trans. CIA tarafından yayınlanan gizlibir raporda, soğuk savaş döneminde KGB'nin beyin yıkama ve insaneğitme yöntemleri incelenmiş. Yani insanlardaki savunma sisteminasıl yıkılır, yeni model insan nasıl yaratılır.Beyin yıkama yöntemleri, SSCB'de rejim muhaliflerine uygulandığıgibi, rejimle tam bir uyum içerisinde, birer robot gibiçalışabilmeleri için gönüllülere de uygulanmış. Böylece, rejiministediği insan tipini yaratmak; insanları, gerektiğinde birterörist, bir sabotajcı gibi eğitmek amaçlanmış.CIA eski başkanlarından Richard Helms; Watergate soruşturmasındaWarren Komisyonu'na şu açıklamayı yapıyordu; "Yapılan araştırmagöstermiştir ki, SSCB kendi sisteminin isteklerine uygun politikgörüşe bağlı olacak, halkının davranışlarını düzenleyebilecek birkontrol teknolojisi geliştirmeye çalışmaktadır. Bundan böyle aynıteknoloji, bilgiler kodlanarak insan hedeflerineyöneltilebilecektir. Ve bu, insan zihinleri harbi olacaktır."CIA raporlarında, ABD'deki yeni tip bir casusluk şebekesinden de sözedilir. Buna göre; hipnoz, telapati, düşünce okuma ve düşünce nakligibi özel yeteneklere sahip ajanlar, Amerikan halkının şuuraltınıetkileyerek, düşüncelerini KGB'nin programı çerçevesindedeğiştirmeye çalışıyor. Ajanlar, çeşitli dini ve mistik topluluklaranüfuz ederek, bunları, konsantrasyon ve imajinasyon çalışmaları ileetkilemek istiyorlar.Aynı raporlarda; Sibirya'da, beton sığınaklar içinde oluşturulannükleer infilak etkisinin, bir grup yetenekli psjiko-süjetarafından, istenilen hedeflere zihinsel olarak nakledildiğinden sözediliyor. Raporda, Sovyetler'in laboratuvarda ürettikleri bakteritürlerini kullanarak, psişik süje yardımı ile ve zihin yoluyla çokuzaklarda hastalık çıkarabildikleri anlatılıyor. İnanılmaz gibi, amabu işlemler için askeri hedefin fotoğrafını kullanmak yeterliolmakta. Öyle ki, 1963 yılında kaybolan ABD Nükleer DenizaltısıTehresher'in, bu yolla batırıldığı dahi söyleniyor.Demirperde ülkelerinden Bugaristan, daha 1960Prof. Dr. Lozanovbaşkanlığında oluşturduğu "Telkinbilim ve Parapsikoloji" kurumunda;zihin kontrolü, zihinsel şifa, retina ötesi görme, süratli öğrenme(saggestoloji) çalışmaları başlatır. Çekoslavakya'da ise,psikotronik adı altında yapılan bilimsel çalışmalar; telepati,telegnosis ve psikoknesis üzerinde yoğunlaşır. Çekler işi o kadarciddi tutarlar ki, Çek Bilimler Akademisi çalışmaları destekler,Charles Üniversitesi Nörofizyoloji Bölümü deneylere yardımcı olur.Günümüzde bu tür kurumların en ünlüsü, ABD'de, direkt Beyaz Saray'ahizmet veren "Zihin Araştırmaları Merkezi"dir.Ezoterik bilgilerden parapsikolojiyeTibet Budizmi, Zen Budizmi, Sufizm ve Yoga gibi öğretileriniçerikleri, Batı da tam anlamıyla bilinmiyor. Bugün, zihnimizinnormal çalışmasının dışında, sezgiye dayanan bilince sahip olduğumuzkabul ediliyor ve insanın akıl ile sezgiye dayanan kabiliyetleriarasındaki fark inceleniyor. Dini ve mistik batıni sistemlerdekimeditasyon ve vecd ise batıda yeterince bilinmiyor.Bugün modern bilimin ortaya koyduğu madde ve enerji kanunları,medeniyetimizi oluşturuyor. Ancak bu kanunlar yalnızca maddeyeilişkin ve canlıların duyumlar dışı yeteneklerine cevap bulamıyor.Bu nedenle, bir grup bilim insanı metafizik ve mistik öğretilerdenyola çıkarak, dünya yaşantısının bir hayalden ibaret, bir rüya haliolduğundan yola çıkarak sezgileri inceliyor.Yeni bir bilim dalı olarak kabul edilen ve giderek gelişenParapsikoloji, eskinin batıni öğretileri ve bilgilerini, modern-teknolojik cihaz ve vasıtalarla inceliyor. Londra ÜniversitesiKing's College Matematik Profesörü John G. Taylor, The Shape ofMinds to Come (Zihnin Gelecekteki Şekli) adlı kitabında şöyle diyor;"Zihin ihtilalinin yarı yolunda bulunduğumuz anlaşılıyor. Dahaparlak gelişmeler olacak. Zihnin yeni anlayışı; insanın hislerini,hareket tarzlarını yahut zekasını kontrolde güçlü metotlar meydanagetirdi. Biz şimdi birçok zihin halini, hemen hemen bütünüyle,fiziki vasıtalarla kontrol edebiliyoruz."Parapsikoloji terimi ilk kez 1880 yıllarında Dessouir tarafındankullanılmış. Normal yaşantımızda karşılaştığımız, ancak mevcutmüspet bilgilerimizle açıklanamayan ruhi olayları tanımlayan birterim. Parapsikoloji bugün; beş duyumuzun dışında, bazı olaylarısezebilmek, etkileyebilmek ve geleceğe, geçmişe ait bazı şeylerianlamaya yardımcı olan bir bilim dalı haline gelmiş bulunuyor.Parapsikoloji'nin, ABD ve dünyada yayılmasındaki en etkin isimlerdenbirisi olan Dr. J.B.; bir insanın duyumlarını kullanmadan, dışdünyadan ve diğer insanların zihinlerinden bilgiler alabileceğineinanıyordu. Yani "Duyumlar Dışı Algılama".CIA devreye giriyorNew York Times Gazetesi'nin l6 Temmuz l977 tarihli sayısında şöylebir haber yayınlandı; "ABD, insanlığı esir edebilecek görünmezsilahlar geliştiriyor." Bir yıl sonra, Arizonalı gazeteci WalterBoward, "Operation Mind Control" (Zihin Kontrol Harekatı) adıylayayınladığı kitabında ciddi suçlamalarda bulunuyordu;"CIA tarafından uyuşturucu ilaçlarla yapılan deneyler, ABDhükümetinin uyguladığı çok gizli zihin kontrol projesinin yalnızcabir kısmıdır. Bu deneyler binlerce kişi üzerinde 35 yıl devametmiştir. Bu araştırmalar; hipnoz tekniği, narkotik-hipnoz,elektronik olarak beyinin uyarılması, ultrasonik mikrodalgalar vealçak ses frekanslarıyla davranışların etkilenmesi, davranışdeğişiklikleri terapisidir.CIA, psikolojik silah stoklarını, psişik silahların değişiktiplerini geliştirmeyi başarmıştır. Bu yöntemlerle, yeni tip birharbe girişmesi mümkündür. Bu savaşın görünmez muharebe sahası insanzihnidir. Parapsikoloji silahları devletler vatandaşlarını kendiideolojik ve politik sistemleri içinde tutmak için veya diğer ülkeinsanlarının zihinlerini etkileyerek değiştirmek ve kendi gayelerineuygun yönlendirmek amacıyla kullanacaklardır."En hayret edilecek konunun, milli güvenlik etiketi altında zihinkontrolünün araştırılması olduğunu vurgulayan Boward, kitabındazihin kontrolü için uygulanan "MKUTRA Projesi"ne de değiniyor;"Senato istihbarat komitesine; Amiral Turner, 'CIA uyuşturucu ilaçdeneylerini durdurdu' demiştir. Sorulmadı ve kendisi de zihinkontrol projelerinden bahsetmedi. Amiral Turner, zihin kontrolharekatının durdurulduğunu söylemedi, yalnızca deneyler durduruldu"dedi.Günümüzde insanların zihnine çeşitli araçlarla (gazete, kitap,radyo, internet ve televizyon) ulaşma imkanı sınırsız ve kontrolsüzbir halde. İnsan denilen biyolojik varlık, çok kolayprogramlanabilmekte. Okült (batıni, gizli) bir bilgi olan tekno-maji'nin (teknik büyü) sırları da son 300 yıl içinde insanlartarafından çözülmüş durumda. Bu bilgi yığını korkunç silahları daberaberinde getirdi.Teknokrat, bilim adamı ve askerlerden oluşan bir grup, bu güçlerinkontrolünü şimdi elinde bulundurmakta. Son 25 yıl, parapsikoloji vepsikotronik gibi adlar altında psikomaji'nin (ruhsal büyü) uygulamaalanına konulduğu yıllar oldu. Hedef insan zihinlerini kontroldür.Geleceğin insanının-hatta günümüzün-kaderini; psikologlar,psikiyatristler, nörologlar, nörobiyologlar, biyokimyacılar, kuantumfizikçileri çiziyor."Blue Bird!CİA; Sovyet, Çin ve Kuzey Kore'nin zihin üzerindeki çalışmalarınakarşı ilk programı 1950'de "Blue Bird" (Mavi Kuş) adıyla hayatageçirdi. Sonraki her gelişme Mavi Kuş'un kanatları altındaserpildi. Bugün ilgilenenlerin elinde, CIA'in 1953'te GüvenlikBürosu, 1962'ye değin Teknik Servisler Kadrosu eliyle yürüttüğükirli projelere ilişkin 215 bin sayfa doküman var. Ancak bunlarıntamamı, işin finansal yönüne ilişkin ipuçlarından ibaret. Özeilişkin kayıtların miktar ve içeriği bilinmiyor, nedeni bu dönemeait tüm belgelerin imha edilmiş olması. Yine de işin içinde yalnızcaCİA'nin değil; ABD Savunma Bakanlığı, askeri kurumlar, Avrupa'dakibir çok bilimsel kuruluş ve özel laboratuvarların da bulunduğuanlaşılıyor bu dokümanlardan.CIA'in başlangıç çalışmaları parlak sonuçlar verdi. İnsandavranışlarını ve dengesini kimyasal yöntemlerle zayıflatmayıamaçlayan bir ekip, "Scopaline, Barbiturates, Peyote, Mariyuhana veMescaline" türü maddeleri kullanarak "gerçek serumu" üretmeyiplanladılar. Ekip bununla da kalmayıp, "Beyinlerarası Radyo-HipnotikKontrol" projesinin ilk adımlarını da attı. İnsanların içine, onlarıkontrol edecek küçük alıcıların yerleştirilmesi idi projeningörünmez yüzü. Ve zamanla insanların kobay olarak kullanıldığıprojelerin efsaneye dönüşecek isimleri ardı ardına belirginleşmeyebaşladı; MKULTRA, MKSEARCH, MKACTION ve ARTICHOKE.MKULTRA...Sayılan projelerden MKULTRA'nın ne olduğunu bilmek, bu konuda nedenkorku duyulması gerektiğini yeteri kadar açıklıyor. MKULTRA'dayalnızca uyuşturucular üzerinde çalışılmıyor. Duyumda azaltma, dinicemaatler, mikrodalga deneyleri, psikolojik şartlanma, psiko-cerrahi, beyin nakli gibi pek çok araştırma yapılıyor projekapsamında.MKULTRA'da tamamı gizli bütçelerden finanse edilen 180'in üzerindealt proje bulunuyor. Ana proje çatısı altında kimyasal, biyolojik veradyolojik maddelerin insan hareketlerini kontrol etme amaçlı vegizli operasyonlarda kullanılmasına yönelik bir seri araştırmayapılıyor. Kâğıt üzerinde 1964'te sona eren projenin 1970'lere kadarsürdürüldüğü biliniyor. Tüm belgelerin 1973'te yok edilmesinedeniyle projenin tamamı soruşturma ve kovuşturmalardan sıyrılmayıbaşardı."Duyu Ötesi Algılama"; insanın gelecek, geçmiş veya şimdiki zamanhakkında, bilinen beş duyuyu "kullanmaksızın" bilgi edinebilmesinedeniyor. Yani "6.his"ten başlayarak! 1970'lere kadar parapsikolojikbir altyapı mevcutsa da, bu tarihten sonra "psişik" çalışmalar çokdaha kalibreli, geniş ve tehlikeli bir boyuta tırmanıyor.Örneğin, ölülerden istihbarat temini için medyumlardanfaydalanıldığı, bunlara bütçe ayrıldığı biliniyor. Bunlar ABD'deolanlar. Ya Sovyetler?1975 yılına gelindiğinde, Sovyetlerin bu alandaki faaliyetleriningideri 300 milyon Ruble'yi aşmıştı. Bu rakam tek başına işinciddiyetini gösteriyordu. Ancak ABD için buradaki problem farklıydı.CIA istihbarat alamıyordu ve kongreyi bu alana yatırım yapmaya iknaedebilecek delillerden yoksundu. Yine de konuyu NSA'ye taşıyarakgerekli desteği aldı.1971'de "duru görü" üzerine çalışmalara başlandı. Bio-insanın klasik5 fiziksel duyusunun dışındaki bilgiyi organize edebilmek için ekalgılayıcılara sahip olup olmadığı araştırılıyordu ve bu başarıldı.Uzmanlara göre, insanın tam 17 tane farklı duyusu vardı ve projeler,deneyler ardı ardına hayata geçiriliyordu.Bugün için söylenecek çok fazla şey yok ne yazık ki. Yöntem vepratiğin daha sarsıcı hale gelmesinin, ya da uygulama alanının dahatehlikeli çapa erişmesinin kaygıları artırmaktan başka bir önemiyok. Çünkü ilkel haliyle de olsa, bir grubu ya da bir ülkedeki tüminsanları topyekûn etkileyebilecek de olsa "zihin kontrolü" lanetlibir iş. "Uluslararası Af Örgütü" de tam olarak bunu söylüyor zaten:"Bireyin kendi zihin kontrolünü sağlama yetisine zarar verilmesini,düşünce kontrolü ve beyin yıkama bahsinde yer alan bir ahlaki suçolarak ele alıyoruz. Zira bir insanın zihni yetilerini bozmayı ya dayok etmeyi hedefleyen herhangi bir sorgulama ve uygulama prosedürü,yaygın olarak kabul edilen fiziksel işkence sınıflandırmaları kadarinsanlık dışıdır."Nedret Ersanelnedretersanal@superonline.com
Beynime Bir Şeyler Oluyor

Kimine göre özellikle ABD ve İsrail beyin kontrolü teknolojisinesahip, kimine göreyse bunlar tamamen safsataBeynime Bir Şeyler OluyorBeyne yerleştirilecek bir çip ve birtakım kimyasallar veya radoydalgaları ile beyin kontrol altına alınabilir mi? Bu soru, TBMM'yeverilen bir önergeyle yeniden gündeme geldi. 'Psikolojik Savaş-GriPropaganda' adlı kitap, soru işaretlerinin iyiden iyiye artmasına yoaçtı.Dünyada ve Türkiye'de bir süredir tartışmaları yapılan beyinkontrolü konusu, bu konuda Meclis’e verilen yasa teklifi ile yenidengündeme geldi. AKP Mersin Milletvekili Atilla Başoğlu, kızılötesiışınlar ve düşük frekanslı radyo dalgalarıyla sunulan reklamlarlatüketiciye gizli propaganda yapıldığını savunarak bununyasaklanmasını önerdi. Başoğlu'un iddialarına göre "subliminal"yöntemi kullanılarak kızılötesi ışın ve duyulmayan dalgalarlabilinçaltı etkileniyor ve buna maruz kalanlar hiç düşünmediği haldebir ürünü satın alabiliyor. Başoğlu, gizli beyin yıkama olarakadlandırdığı bu yöntemin yasaklanmasını istiyor.İnsan beyninin hipnoz ve kimyasallarla etki altına alınması çok eskitarihlerden beri bilinen ve kullanılan yöntemler. Gelişen teknoloji,insan beyninin "uzaktan" etki altına alınması ve kontrol edilmesiiddialarını da beraberinde getiriyor. Bu konularda araştırma yapanuzmanlar, insan beyninin ışınlar ve düşük frekanslı dalgalar ileetkilenmesine yönelik çalışmaları ortaya koyuyor.---Hüseyin ÖZALP
Bilim adamları: CIA çocuklara ritüel taciz uyguluyor!
Bilim adamları: CIA çocuklara ritüel taciz uyguluyor!
Çocuk pornosunun çokça tartışıldığı günümüzde bazı bilim adamlarıilginç bir iddia ile öne çıktı: CIA üçüncü dünya ülkeleriçocuklarına "ritüel taciz" deneyleri uyguluyor. Zihin kontrolüneyönelik bu deneylerin hedefinde Türkiye de var.Doç. Dr. Ümit Sayın'ın yazısı:Zihin kontrolü: Mançurya kobayı operasyonu başarıldı mı?Türkiye ve diğer ülkelerdeki DSM-IV sınıflaması takipçisipsikiyatristler ne derlerse desinler, Colin Ross isimli Amerikalıpsikiyatristin yazmış olduğu bazı kitaplar istihbarat örgütlerininaslında ‘Zihin Kontrolü’ projelerinde ne kadar ilerlediklerinigöstermektedir. Colin Ross’un 2006 yılında yayınlanan ‘CIA Doctors’(CIA Doktorları) isimli kitabı ve 1995’te yayınlanmış ‘SatanicRitual Abuse’ (Satanik Rituel Tacizi) isimli kitabı aslındaistihbarat örgütlerinin insan beynini kontrol etmek konusunda nekadar yol almış olduklarını kanıtlıyor.DID/MPD (Dissociative Identity Disorder ve Multiple PersonalityDisorder), yani çoğul kişilik, aslında çok az görülen birpsikiyatrik olgu olarak biliniyor. Fakat son çalışmalar ve bazıyazarların yazmış oldukları kitaplar şu ana kadar bildiklerimizinötesindeki bazı gerçekleri ele almakta. John Marks (The Search forManchurian Candidate), Colin Ross (Satanic Ritual Abuse, the CIADoctors, Dissociative İdentity Disorder) , Steven Hassan (CombattingCult Mind Control), Kathleen Taylor (Brain Washing: The Science ofThought Control), William Sargant (Battle for the Mind: A Physiologyof Conversion and Brain Washing), Denise Winn (The Manipulated Mind)gibi yazarların çalışmaları çok net olarak insan beyninin ne kadarzayıf bir psikolojiye sahip olduğunu ve yeterli koşullarsağlandığında hem bireysel zihin kontrolünün, hem de toplumsal zihinkontrolünün nasıl oluşturulabileceğini bizlere sunuyor.Colin Ross’un yapmış olduğu son 20 yıllık çalışmalarçocuklarda ‘ritüel taciz’ (ritual abuse) ile oluşturulan psikolojiktravmanın uygun koşullarda çoğul kişilik bozukluğu meydanagetirebileceğini kanıtlar nitelikte. Ross’a göre CIA bu konuda MK-Ultra projesi kapsamında çocuklarda Ritüel Taciz deneyleri yapmışdurumda, bu deneyler 1950’lerde başlamış, halen sürüyor! Budeneylerin bir kısmı üçüncü dünya ülkelerinde kurgulanmış. Buülkelerin içinde Türkiye de var! Aklımıza çoğunun taciz kurbanıolduğu, İstanbul sokaklarını dolduran kökenleri Güneydoğu olanyüzlerce tinerci çocuk geliyor tabii ki! Türkiye toplumu ve Türkler1950’lerden beri ‘CIA Zihin Kontrolü’ operasyonlarının etkisialtında! Özellikle radikal dinci bazı tarikatlarda ve cemaatlerdeciddi Zihin Kontrolü operasyonları yapıldığını biliyoruz.Psikiyatristler ise bu konuda akıl almayacak düzeyde bilgisiz veilgisizler. Bu konuda henüz bir giriş kitabı olarak yazmışolduğum ‘Derin Devletler, Gizli Projeler ve Kirli Gerçekler: ZihinKontrolünden, Psikolojik Savaşa’ isimli kitap bu konuda Türktoplumunun açlığını kanıtlarcasına 2 ay içinde üçüncü baskıyagiriyor. Bu konularda daha önce konunun uzmanları olmayan kişilertarafından yazılmış bazı kitaplar ise sadece birer dezinformasyonabidesi olarak kalmaktan öteye gidemiyor. Şu anda üzerindeçalıştığım ‘Zihin Kontrolü ve Kara Bilim’ isimli kitapta konunundetaylarına girmeye çalıştım. Eğer İstanbul Üniversitesi yönetimininhakkımda açmakta olduğu soruşturmalar ve beni Üniversiteden atmakiçin yapmış olduğu girişimlerle mücadele etmekten vakitbulabilirsem, kitaplarımı bitirebileceğim.CIA’nın çocuklarda psikolojik travma ile ilgilenmesininnedenlerinden birisi, bu çocukların bazılarında büyüyüncegelişebilecek çoğul kişilik olgularını araştırmak. Çoğul Kişilik(DID/MPD) aslında kolay kolay gelişebilecek bir psikiyatrik bozuklukdeğil. Ross’un DID hastalarının % 95’i çocukluklarında cinsel veyabaşka türlü bir tacize maruz kalmışlar. Bu da insanlarda uzun vekalıcı etkiler yapmakta. Çoğul kişilik gelişen yetişkinlerde bilinçdisosiasyona uğruyor ve birbirinden habersiz en az iki kişilik aynıbeyinde varlığını sürdürüyor. Bu kişilerde yoğun amnezi (unutkanlık)olabildiği gibi başka psikiyatrik bozukluklar da görülüyor. Bukişilerin bazıları yanlış teşhis konularak şizofreni veya psikoztedavisi gördükleri zaman, bu psikiyatrik bozukluk daha dakötüleşiyor. Psikiyatrinin aslında emekleme çağında olduğunusöylersek abartmış olmayız. Psikiyatrik bozukluklar ve bilinçkonusundaki en yetkin bilim dalı ise Nörobilim (Neuroscience). DIDvakalarında çok kolay farklı kişilik, bilinçte ilaçlarla (örn.Halüsinojenler, LSD, PCP, THC vb.) ya da diğer gizli tekniklerle çokkolay açığa çıkarılabiliyor ve bu latent kişilik programlanabiliyor.Evet! Bir film senaryosundan veya bilim kurgu romanındanbahsetmiyoruz, tüm bunların 21. yüzyılda gerçek olabildiğinigöreceğiz.DID-MPD hastalarında veya DID kökenli Mançurya Kobaylarında bellidönemlere ait unutkanlık, sürekli ambivalans (çelişkili konuşmalarve çelişkili davranışlar), paralojik (mantıkdışı) düşünceler, ağlamanöbetleri, sara krizlerine benzer krizler, depresyon, uykubozuklukları ve rüyalarda bazı sorunlar, çeşitli davranışbozuklukları görülmekte! Demiri tavında dövüp şu soruyu soralım: Bubelirtiler size hangi politikacımızı hatırlatıyor?Benzer çalışmaları Nöroloji bölümünde yapmıştım. Şu anda bu konudakibir makalemiz PNAS dergisinde yayınlanmakta, bu çalışmadahayvanlarda oluşturulan bir çeşit travma modeli olan farklı epilepsimodellerinde, hayvanlar yetişkin hale gelince, travmanın hemhippokampüsde hem de çeşitli yolaklarda kalıcı elektrofizyolojiketkiye ve uzun süreli psikolojik sorunlara veya öğrenmeproblemlerine yol açtığını kanıtlamıştık (bu konuda bir makalemizEpilepsia’da yayınlandı). Yaptığımız çalışmalar, postnatal (doğumsonrası) dönemde (P20 ve P30 arasında) oluşan travmanın veya aşırınöronal aktivitenin uzun süreli elektrofizyolojik değişikliklere veöğrenme ile ilgili sorunlara yol açtığını kanıtlamıştı. Gelişimnörolojisi çalışmaları aslında yakın bir gelecekte bu konularınsırrını çözecektir.Zihin Kontrolü konusunda 1950’lerde Amerika’da CIA, NSA ve DoD-Pentagon İngiltere’de MI6, Almanya’da BND, Rusya’da KGB tarafındanbaşlatılan çalışmalar hiç bir zaman durmadı. Bir kaç yüz milyardolar bu çalışmalara ayrıldı ve çalışmalar değişik ülkelerde vekültürlerde de sürdürüldü (Türkiye bunların içindeydi!). Bazısubaylar ve politikacıların da bu operasyonlardan geçirildiğikonusunda elimizde şüphe uyandırıcı bazı bilgiler vardır; özellikleTürkiye aleyhtarı bazı kararların alındığı ve Türk SilahlıKuvvetlerinin tasviyesi yolunda bazı adımların atılmış olmayaçalışıldığı bu dönemlerde, hangi subayların birer truva atı olarakGenelkurmaya sokulmuş olduğunun araştırılması gerekir! ZihinKontrolü Operasyonlarının detaylı olarak araştırılması Türkiye'ninUlusal Güvenliğini ilgilendiren bir konudur, bu konulardakiçalışmaları engelleyenlerin ise Türkiye yararına çalışmadıklarıaşikardır!Mançurya Kobayı (Manchurian Candidate, Mançurya Adayı), yani beyniyıkanmış, iradesi kontrol altına alınmış ve istenilen bazı eylemleriitiraz etmeden, kayıtsız şartsız gerçekleştiren bazı kişilerinyaratılması konusundaki çalışmaların tamamlandığı söyleniyor.Türkiye’deki politikacılara bakarsak her taraf Mançurya Kobaylarıile dolu zaten! Konu sadece Mançurya Kobayı meselesi değil! Aynızamanda sosyal zihin kontrolü operasyonları da pek çok ülkedeyapılıyor; örneğin Türkiye'de belli bir şeriatçı ve radikal dincigörüşe sahip oy oranı 1985’lerde % 5 iken, bu oran 20 yıl içinde %35-40’a çıkartılabiliyor; bunun sonucundaki geri dönüşümsüz çöküşü,Türkiye Cumhuriyeti'nin tam tasviyesini, Büyük Ortadoğu Projesiningerçekleştirilme çabalarını ise hep birlikte hayretler içindeizliyoruz (bkz. acikistihbarat.com'daki ABD'nin ve AB'nin TürkDüşmanlığı ve Sevr Kararlarının Kanıtları ve Türk SilahlıKuvvetlerine Karşı Psikolojik Harp: Başka Çete Operasyonları da varisimli yazılarım). Radikal dinci cemaatlerin ve tarikatların zihinkontrolü ve beyin yıkama yöntemlerini sistematik olarakkullandıklarını tüm yönleriyle biliyoruz. Beyinleriniz ve psikolojikyapınız, medyayı ya da başka yöntemleri kullanmakta olan yabancıistihbarat örgütlerine emanet! Ulusalcı bir Derin Devletimizolmadığı için de, hiç bir önlem alıp oto-kontrol mekanizmalarımızıve Anayasayı veya Ulusal Güvenliği koruyabilecek diğer mekanizmalarıdevreye sokamıyoruz
Çocuk pornosunun çokça tartışıldığı günümüzde bazı bilim adamlarıilginç bir iddia ile öne çıktı: CIA üçüncü dünya ülkeleriçocuklarına "ritüel taciz" deneyleri uyguluyor. Zihin kontrolüneyönelik bu deneylerin hedefinde Türkiye de var.Doç. Dr. Ümit Sayın'ın yazısı:Zihin kontrolü: Mançurya kobayı operasyonu başarıldı mı?Türkiye ve diğer ülkelerdeki DSM-IV sınıflaması takipçisipsikiyatristler ne derlerse desinler, Colin Ross isimli Amerikalıpsikiyatristin yazmış olduğu bazı kitaplar istihbarat örgütlerininaslında ‘Zihin Kontrolü’ projelerinde ne kadar ilerlediklerinigöstermektedir. Colin Ross’un 2006 yılında yayınlanan ‘CIA Doctors’(CIA Doktorları) isimli kitabı ve 1995’te yayınlanmış ‘SatanicRitual Abuse’ (Satanik Rituel Tacizi) isimli kitabı aslındaistihbarat örgütlerinin insan beynini kontrol etmek konusunda nekadar yol almış olduklarını kanıtlıyor.DID/MPD (Dissociative Identity Disorder ve Multiple PersonalityDisorder), yani çoğul kişilik, aslında çok az görülen birpsikiyatrik olgu olarak biliniyor. Fakat son çalışmalar ve bazıyazarların yazmış oldukları kitaplar şu ana kadar bildiklerimizinötesindeki bazı gerçekleri ele almakta. John Marks (The Search forManchurian Candidate), Colin Ross (Satanic Ritual Abuse, the CIADoctors, Dissociative İdentity Disorder) , Steven Hassan (CombattingCult Mind Control), Kathleen Taylor (Brain Washing: The Science ofThought Control), William Sargant (Battle for the Mind: A Physiologyof Conversion and Brain Washing), Denise Winn (The Manipulated Mind)gibi yazarların çalışmaları çok net olarak insan beyninin ne kadarzayıf bir psikolojiye sahip olduğunu ve yeterli koşullarsağlandığında hem bireysel zihin kontrolünün, hem de toplumsal zihinkontrolünün nasıl oluşturulabileceğini bizlere sunuyor.Colin Ross’un yapmış olduğu son 20 yıllık çalışmalarçocuklarda ‘ritüel taciz’ (ritual abuse) ile oluşturulan psikolojiktravmanın uygun koşullarda çoğul kişilik bozukluğu meydanagetirebileceğini kanıtlar nitelikte. Ross’a göre CIA bu konuda MK-Ultra projesi kapsamında çocuklarda Ritüel Taciz deneyleri yapmışdurumda, bu deneyler 1950’lerde başlamış, halen sürüyor! Budeneylerin bir kısmı üçüncü dünya ülkelerinde kurgulanmış. Buülkelerin içinde Türkiye de var! Aklımıza çoğunun taciz kurbanıolduğu, İstanbul sokaklarını dolduran kökenleri Güneydoğu olanyüzlerce tinerci çocuk geliyor tabii ki! Türkiye toplumu ve Türkler1950’lerden beri ‘CIA Zihin Kontrolü’ operasyonlarının etkisialtında! Özellikle radikal dinci bazı tarikatlarda ve cemaatlerdeciddi Zihin Kontrolü operasyonları yapıldığını biliyoruz.Psikiyatristler ise bu konuda akıl almayacak düzeyde bilgisiz veilgisizler. Bu konuda henüz bir giriş kitabı olarak yazmışolduğum ‘Derin Devletler, Gizli Projeler ve Kirli Gerçekler: ZihinKontrolünden, Psikolojik Savaşa’ isimli kitap bu konuda Türktoplumunun açlığını kanıtlarcasına 2 ay içinde üçüncü baskıyagiriyor. Bu konularda daha önce konunun uzmanları olmayan kişilertarafından yazılmış bazı kitaplar ise sadece birer dezinformasyonabidesi olarak kalmaktan öteye gidemiyor. Şu anda üzerindeçalıştığım ‘Zihin Kontrolü ve Kara Bilim’ isimli kitapta konunundetaylarına girmeye çalıştım. Eğer İstanbul Üniversitesi yönetimininhakkımda açmakta olduğu soruşturmalar ve beni Üniversiteden atmakiçin yapmış olduğu girişimlerle mücadele etmekten vakitbulabilirsem, kitaplarımı bitirebileceğim.CIA’nın çocuklarda psikolojik travma ile ilgilenmesininnedenlerinden birisi, bu çocukların bazılarında büyüyüncegelişebilecek çoğul kişilik olgularını araştırmak. Çoğul Kişilik(DID/MPD) aslında kolay kolay gelişebilecek bir psikiyatrik bozuklukdeğil. Ross’un DID hastalarının % 95’i çocukluklarında cinsel veyabaşka türlü bir tacize maruz kalmışlar. Bu da insanlarda uzun vekalıcı etkiler yapmakta. Çoğul kişilik gelişen yetişkinlerde bilinçdisosiasyona uğruyor ve birbirinden habersiz en az iki kişilik aynıbeyinde varlığını sürdürüyor. Bu kişilerde yoğun amnezi (unutkanlık)olabildiği gibi başka psikiyatrik bozukluklar da görülüyor. Bukişilerin bazıları yanlış teşhis konularak şizofreni veya psikoztedavisi gördükleri zaman, bu psikiyatrik bozukluk daha dakötüleşiyor. Psikiyatrinin aslında emekleme çağında olduğunusöylersek abartmış olmayız. Psikiyatrik bozukluklar ve bilinçkonusundaki en yetkin bilim dalı ise Nörobilim (Neuroscience). DIDvakalarında çok kolay farklı kişilik, bilinçte ilaçlarla (örn.Halüsinojenler, LSD, PCP, THC vb.) ya da diğer gizli tekniklerle çokkolay açığa çıkarılabiliyor ve bu latent kişilik programlanabiliyor.Evet! Bir film senaryosundan veya bilim kurgu romanındanbahsetmiyoruz, tüm bunların 21. yüzyılda gerçek olabildiğinigöreceğiz.DID-MPD hastalarında veya DID kökenli Mançurya Kobaylarında bellidönemlere ait unutkanlık, sürekli ambivalans (çelişkili konuşmalarve çelişkili davranışlar), paralojik (mantıkdışı) düşünceler, ağlamanöbetleri, sara krizlerine benzer krizler, depresyon, uykubozuklukları ve rüyalarda bazı sorunlar, çeşitli davranışbozuklukları görülmekte! Demiri tavında dövüp şu soruyu soralım: Bubelirtiler size hangi politikacımızı hatırlatıyor?Benzer çalışmaları Nöroloji bölümünde yapmıştım. Şu anda bu konudakibir makalemiz PNAS dergisinde yayınlanmakta, bu çalışmadahayvanlarda oluşturulan bir çeşit travma modeli olan farklı epilepsimodellerinde, hayvanlar yetişkin hale gelince, travmanın hemhippokampüsde hem de çeşitli yolaklarda kalıcı elektrofizyolojiketkiye ve uzun süreli psikolojik sorunlara veya öğrenmeproblemlerine yol açtığını kanıtlamıştık (bu konuda bir makalemizEpilepsia’da yayınlandı). Yaptığımız çalışmalar, postnatal (doğumsonrası) dönemde (P20 ve P30 arasında) oluşan travmanın veya aşırınöronal aktivitenin uzun süreli elektrofizyolojik değişikliklere veöğrenme ile ilgili sorunlara yol açtığını kanıtlamıştı. Gelişimnörolojisi çalışmaları aslında yakın bir gelecekte bu konularınsırrını çözecektir.Zihin Kontrolü konusunda 1950’lerde Amerika’da CIA, NSA ve DoD-Pentagon İngiltere’de MI6, Almanya’da BND, Rusya’da KGB tarafındanbaşlatılan çalışmalar hiç bir zaman durmadı. Bir kaç yüz milyardolar bu çalışmalara ayrıldı ve çalışmalar değişik ülkelerde vekültürlerde de sürdürüldü (Türkiye bunların içindeydi!). Bazısubaylar ve politikacıların da bu operasyonlardan geçirildiğikonusunda elimizde şüphe uyandırıcı bazı bilgiler vardır; özellikleTürkiye aleyhtarı bazı kararların alındığı ve Türk SilahlıKuvvetlerinin tasviyesi yolunda bazı adımların atılmış olmayaçalışıldığı bu dönemlerde, hangi subayların birer truva atı olarakGenelkurmaya sokulmuş olduğunun araştırılması gerekir! ZihinKontrolü Operasyonlarının detaylı olarak araştırılması Türkiye'ninUlusal Güvenliğini ilgilendiren bir konudur, bu konulardakiçalışmaları engelleyenlerin ise Türkiye yararına çalışmadıklarıaşikardır!Mançurya Kobayı (Manchurian Candidate, Mançurya Adayı), yani beyniyıkanmış, iradesi kontrol altına alınmış ve istenilen bazı eylemleriitiraz etmeden, kayıtsız şartsız gerçekleştiren bazı kişilerinyaratılması konusundaki çalışmaların tamamlandığı söyleniyor.Türkiye’deki politikacılara bakarsak her taraf Mançurya Kobaylarıile dolu zaten! Konu sadece Mançurya Kobayı meselesi değil! Aynızamanda sosyal zihin kontrolü operasyonları da pek çok ülkedeyapılıyor; örneğin Türkiye'de belli bir şeriatçı ve radikal dincigörüşe sahip oy oranı 1985’lerde % 5 iken, bu oran 20 yıl içinde %35-40’a çıkartılabiliyor; bunun sonucundaki geri dönüşümsüz çöküşü,Türkiye Cumhuriyeti'nin tam tasviyesini, Büyük Ortadoğu Projesiningerçekleştirilme çabalarını ise hep birlikte hayretler içindeizliyoruz (bkz. acikistihbarat.com'daki ABD'nin ve AB'nin TürkDüşmanlığı ve Sevr Kararlarının Kanıtları ve Türk SilahlıKuvvetlerine Karşı Psikolojik Harp: Başka Çete Operasyonları da varisimli yazılarım). Radikal dinci cemaatlerin ve tarikatların zihinkontrolü ve beyin yıkama yöntemlerini sistematik olarakkullandıklarını tüm yönleriyle biliyoruz. Beyinleriniz ve psikolojikyapınız, medyayı ya da başka yöntemleri kullanmakta olan yabancıistihbarat örgütlerine emanet! Ulusalcı bir Derin Devletimizolmadığı için de, hiç bir önlem alıp oto-kontrol mekanizmalarımızıve Anayasayı veya Ulusal Güvenliği koruyabilecek diğer mekanizmalarıdevreye sokamıyoruz
Zihin Kontrolü Dr .Sinan CANAN
Zihin Kontrolü
Bilgi (information) , insan davranışlarını yönlendiren en önemlietkenlerden bir tanesidir. İnsanoğlunun yaşam süreci içindekarşılaştığı olaylara cevap olarak üreteceği davranışlar için birhammadde sağlayan bilgi, çoğu kez bu davranışları bizzatşekillendirir. Dolayısıyla, bilginin kaynakları ve sunuluşbiçimleri, doğrudan davranış kalıplarının etkiler ve insandavranışlarına yön verir. Günümüzde teknolojideki başdöndürücüilerleme ve kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması, bilginin,belki de gelmiş geçmiş en büyük silah olarak kullanılması konusunukaçınılmaz bir şekilde önümüze getirmektedir. Bilgi yoluyla zihin vedavranış kontrolü, her birimizi bireysel olarak ilgilendirdiğ iiçin, sanıldığından çok daha büyük öneme sahiptir. Zira, bireyinbilinçlenmesi, toplumsal zihin kontrolünü güçleştiren en öenlifaktörlerden birisidir ve zihin kontrol mekanizmaları en çok da bualanda işletilmektedir.Zihin Kontrol YöntemleriKomplo teorileri ve bilim-kurgu meraklıları için zihin kontrolü,vazgeçilmez ve çekici konularda bir tanesidir. Örneğinünlü “Mançuryalı Aday” filminde, savaş gazisi askerlerin beyinlerineyapılan bir operasyonun, onları belli komutlara duyarlı robotlarhaline dönüştürmesi ve bu askerlerin bir suikast silahı olarakkullanılması anlatılır. Gerçekte bu tip zihin kontrol yöntemleriteorik olarak mümkün olmakla birlikte, pratik uygulanabilirliğ ioldukça sınırlıdır ve kitlesel kontrol için uygun yöntemlerdeğildirler. Yine son zamanlarda, özellikle elektormanyetik silahlarve elektormanyetik (EM) dalgalarla zihin kontrolü konusunda yapılanspekülasyonlarda, bilimsel verilerle safsatalar biribirine karıştığıiçin ortalıkta göz gözü görmüyor! Kaynakları okuyan sıradan birokuyucu, adeta CIA’nın merkez ofisindeki bir operatörünİstanbul’daki bir kişinin zihnini uzaktan, adeta bir oyun çubuğuylakontrol edebileceğini, insanların aslında kolaylıklarobotlaştırılabilecek yaratıklar oldukları sanrısına kapılabiliyor.EM dalgaların biyolojik dokuları, özellikle de beyni etkilediğibilinen bir gerçektir. Fakat insan davranışları çok karmaşık biryapı sergilediğinden, beynin özel bölgelerine operasyonlarla birtakım minik elektrotlar yerleştirmeden, dışarıdan insandavranışlarını kontrol etmek oldukça zordur. EM dalgalarının birçoğu, canlı bedene gönderildiğinde onu sadece biraz “ısıtır”; diğerbaşka tip EM dalgalar ise dokuda kalıcı hasarlara neden olabilir.Teorik olarak, beynin bazı zihinsel durumlarda yaydığı özeldalgaları algılayarak, buna uygun elektromanyetik sinyalleri tekrarbeyine gönderip, çalışmasını etkilemek mükün olmakla birlikte,pratikte bunun yapılabilirlik ihtimali oldukça düşüktür (teknikzorluklara bağlı olarak). Bir başka güncel teori ise, özelliklegörsel basında, hızla akan görüntüler arasına serpitirilen bilinç-altı (subliminal) mesajlarla yönlendiriliyor olduğumuz meselesidir.Bir düzeyde gerçekliği olmakla birlikte, bu tip yöntemlerin deistenen kitlesel etkiyi yaratmaktan uzak olduklarını biliyoruz.Fakat zihin kontrolü için tek yol bunlar değil. Aksine, buyöntemlerin yazılı ve görsel basında sıkça yer alması, aslındagünlük yaşamda adeta bir bombardıman halinde üzerimizde denenen birçok “günlük” zihin kontrolü yönteminin gözden kaçmasını sağlıyor veinsanların, özellikle bu tip konuları “merak etme eğilimigösterenler”in zihinler, bilim-kurgu yöntemlerle meşgul ediliyor.Özetle, “zihin kontrolü paranoyası” ile zihin kontrolü!Günlük (!) Zihin Kontrol YöntemleriAşağıda, alınan bu bilgiler ve sosyal etkileşimler sırasındakarşılaşabileceğ imiz binlerce zihin kontrol yönteminden bir kaçtanesini sıralamaya çalışacağım. Bakalım her birimiz günlükyaşamımızda bunlardan kaç tanesine maruz kalıyoruz?1.Grup baskısı: Ait olunan grubun değerleri dışında değerlerin kabuledilmemesi için yapılan telkinler, sınırlamalar bütünü.2.Eski değerlere saldırı: Yeni bir takım fikirlerin kabulünükolaylaştırmak için eski değerlere saldırarak onları gözdendüşürmeye çalışmak (Bunun örneklerini sıkça yaşıyoruz).3. Meta-iletişim: Konuşma veya yazma sırasında sürekli belli birkelimeler dizgesini yahut belli bir jargonu kullanarak ana içeriğinüstünde mesajlar verme (örneğin, konuşmalarda sürekli olarak “ultra-yeni Türkçe(!)” kelimeler ve anlaşılması zor ifadeler kullanarakverilen “ben sizden değilim/seçkinim” mesajları).4.Soru yasaklama: Otorite kullanarak, grup/cemaat/ rejim içindekihakim düşünceyi tehlikeye sokabilecek soruların önünün kapatılması,soru sormanın ayıplanması, cezalandırılması .5. Lisan suistimali: Lisanın kasıltı ve yaygın bir biçimde kötüyekullanılması ile insanların lisan yeteneklerini, dolayısıyla düşünmeve algı melekelerini sakatlamak (Televizyonları mızdaki yaygınargolaşma ve lisan bozukluğu, bir örnek olarak verilebilir) .6. Celbedilmiş Söz-yitimi (afazi): Tıbbi bir terim olan vekonuşma/anlama melekelerinin yitirilmesi anlamına gelen ‘afazi’nintoplumbilimsel türevi (isimlendirme, Sayın Alev Alatlı’ya aittir).Kelimelerin anlamlarında karmaşa yaratarak ve aslı/tanımı olmayanyeni kavramlar ortaya koyarak, insanların iletişim yeteneklerinibaltalamak ve kişileri, aynı dili konuşmalarına rağmen,birbirlerinin dilinden anlamaz hale getirmek (Ülkemizin temelsorunlarından bir tanesidir; örnek: Televizyonlardaki bütün tartışmaprogramları).7. Giyim kodları: Giysilerde belli biçim ve işaretler kullanılarakmesajlar verilmesi; giysilere, aslında olmayan mesajlar yüklenmesive bu sayede insalar arasındaki farklılıkları pekiştirme/vurgulamaçabası (örneklerini her gün görebiliriz).8. Slogan atma/Slogan Düşünce: Topluluğa ait düşünsel kalıplarınbireyler arasında bilinçsizce ve sorgusuz olarak kabul edilmesineyönelik, yüksek sesle tekrarlanan sloganların atılması, sloganvariifadelerin her fırsatta tekrarlanması (ki, bu yöntem, orijinaldüşünce karşısındaki en önemli engellerden bir tanesidir).9.Parasal bağımlılık: Mali kaynaklar üzerinen bağımlı hale getirme.Bu şekilde bağımlı hale geitirlen birey veya topluluğunyönlendirilmesi büyük ölçüde kolaylaşır.10.Sosyla yalıtım: Tehlikeli veya riskli dşünce/eylem sahibi bireyveya grupların genel topluluktan ayrılması, iletişimlerininkısıtlanması.11.Kontrollü korku/paranoya: Toplumu veya bireyi sürekli gergin,korkulu bir halde tutmak üzere senaryolar üretme (A.B.D. yönetimininkendi halkına karşı uyguladığı en yaygın kontrol yöntemlerinden birtanesidir).12.Zihin dumuru / Limbik ateşleme: Beyinde, cinsellik, iştah, zevkgibi duyularla ilişkili bölgelerin (örneğin Limbik sistemin) aşırıolarak uyarılmasını sağlayarak, üst beynin yüksek zihinselişlevlerini dumura uğratmak, bireyleri zevkperest robotlaradönüştürerek, potansiyel düşünce suçlarını ve fikri tehlikeleribertaraf etmek (Haber bültenlerinde, müzik kanallarında ve bazı özelkanalların genel yayın politikasında gözleyebileceğ imiz cinsel,hatta sapkın içerikli haberler, diziler, filmler ve görüntüler,örnek verilebilir) .Yukarıda sayılanlar, aşikar bir çok yönlendirme mekanizmasının yanısıra işleyen, biraz daha örtülü yöntemlerden sadece bir kaçtanesidir. Haber bültenlerinde haberlerin veriliş tarzının kanallaragöre nasıl farklılıklar gösterdiğini, Amerikan filmlerindekikahramanlık temalarını, gözümüze sokulan ve “izlenme rekorları”kırdırılan dizilerde bize öğütlenen yaşam tarzlarını şöyle birdüşünmek yeter aslında. Bunlara benzer daha binlerce yöntemin varolduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu yöntemlerin hiçbirisi tekbaşına bireyi veya toplumu yönlendirmede çok fazla etkili değildir.Fakat bunların birleşik halde, topyekün kullanılması, tahminlerinçok ötesinde kontrol başarısı sağlayabilir. Özellikle ülkemizdekibir çok anormal toplumsal davranışın altında bu tip nedenlerin derol oynadığına kuşku yok.Bireylerin, kitlesel yönlendirme ve zihin kontrolü konularındabilinçlenmesi, bu mekanizmaları işlevsiz kılabilecek en önemliunsurlardan bir tanesidir. Fakat çok daha önemli olan husus,değerlerine bağlı, müsbete yönlendirilebilme potansiyeli taşıyaninsanlar yetiştirmektir. Zira, belli değerleri olan insanlar, menfiyönlendirilmelerden en az etkilenen kişilerdir. Eğer bir toplum,büyük oranda hayvani ihtiyaçlarını karşılamayı birinci öncelikedinmiş fertlerden oluşuyorsa, zihin kontrolörlerinin işi hiç de zordeğil: Havucu burnuna tut, at koşmaya başlayacaktır. ..Dr .Sinan CANAN
Bilgi (information) , insan davranışlarını yönlendiren en önemlietkenlerden bir tanesidir. İnsanoğlunun yaşam süreci içindekarşılaştığı olaylara cevap olarak üreteceği davranışlar için birhammadde sağlayan bilgi, çoğu kez bu davranışları bizzatşekillendirir. Dolayısıyla, bilginin kaynakları ve sunuluşbiçimleri, doğrudan davranış kalıplarının etkiler ve insandavranışlarına yön verir. Günümüzde teknolojideki başdöndürücüilerleme ve kitle iletişim araçlarının yaygınlaşması, bilginin,belki de gelmiş geçmiş en büyük silah olarak kullanılması konusunukaçınılmaz bir şekilde önümüze getirmektedir. Bilgi yoluyla zihin vedavranış kontrolü, her birimizi bireysel olarak ilgilendirdiğ iiçin, sanıldığından çok daha büyük öneme sahiptir. Zira, bireyinbilinçlenmesi, toplumsal zihin kontrolünü güçleştiren en öenlifaktörlerden birisidir ve zihin kontrol mekanizmaları en çok da bualanda işletilmektedir.Zihin Kontrol YöntemleriKomplo teorileri ve bilim-kurgu meraklıları için zihin kontrolü,vazgeçilmez ve çekici konularda bir tanesidir. Örneğinünlü “Mançuryalı Aday” filminde, savaş gazisi askerlerin beyinlerineyapılan bir operasyonun, onları belli komutlara duyarlı robotlarhaline dönüştürmesi ve bu askerlerin bir suikast silahı olarakkullanılması anlatılır. Gerçekte bu tip zihin kontrol yöntemleriteorik olarak mümkün olmakla birlikte, pratik uygulanabilirliğ ioldukça sınırlıdır ve kitlesel kontrol için uygun yöntemlerdeğildirler. Yine son zamanlarda, özellikle elektormanyetik silahlarve elektormanyetik (EM) dalgalarla zihin kontrolü konusunda yapılanspekülasyonlarda, bilimsel verilerle safsatalar biribirine karıştığıiçin ortalıkta göz gözü görmüyor! Kaynakları okuyan sıradan birokuyucu, adeta CIA’nın merkez ofisindeki bir operatörünİstanbul’daki bir kişinin zihnini uzaktan, adeta bir oyun çubuğuylakontrol edebileceğini, insanların aslında kolaylıklarobotlaştırılabilecek yaratıklar oldukları sanrısına kapılabiliyor.EM dalgaların biyolojik dokuları, özellikle de beyni etkilediğibilinen bir gerçektir. Fakat insan davranışları çok karmaşık biryapı sergilediğinden, beynin özel bölgelerine operasyonlarla birtakım minik elektrotlar yerleştirmeden, dışarıdan insandavranışlarını kontrol etmek oldukça zordur. EM dalgalarının birçoğu, canlı bedene gönderildiğinde onu sadece biraz “ısıtır”; diğerbaşka tip EM dalgalar ise dokuda kalıcı hasarlara neden olabilir.Teorik olarak, beynin bazı zihinsel durumlarda yaydığı özeldalgaları algılayarak, buna uygun elektromanyetik sinyalleri tekrarbeyine gönderip, çalışmasını etkilemek mükün olmakla birlikte,pratikte bunun yapılabilirlik ihtimali oldukça düşüktür (teknikzorluklara bağlı olarak). Bir başka güncel teori ise, özelliklegörsel basında, hızla akan görüntüler arasına serpitirilen bilinç-altı (subliminal) mesajlarla yönlendiriliyor olduğumuz meselesidir.Bir düzeyde gerçekliği olmakla birlikte, bu tip yöntemlerin deistenen kitlesel etkiyi yaratmaktan uzak olduklarını biliyoruz.Fakat zihin kontrolü için tek yol bunlar değil. Aksine, buyöntemlerin yazılı ve görsel basında sıkça yer alması, aslındagünlük yaşamda adeta bir bombardıman halinde üzerimizde denenen birçok “günlük” zihin kontrolü yönteminin gözden kaçmasını sağlıyor veinsanların, özellikle bu tip konuları “merak etme eğilimigösterenler”in zihinler, bilim-kurgu yöntemlerle meşgul ediliyor.Özetle, “zihin kontrolü paranoyası” ile zihin kontrolü!Günlük (!) Zihin Kontrol YöntemleriAşağıda, alınan bu bilgiler ve sosyal etkileşimler sırasındakarşılaşabileceğ imiz binlerce zihin kontrol yönteminden bir kaçtanesini sıralamaya çalışacağım. Bakalım her birimiz günlükyaşamımızda bunlardan kaç tanesine maruz kalıyoruz?1.Grup baskısı: Ait olunan grubun değerleri dışında değerlerin kabuledilmemesi için yapılan telkinler, sınırlamalar bütünü.2.Eski değerlere saldırı: Yeni bir takım fikirlerin kabulünükolaylaştırmak için eski değerlere saldırarak onları gözdendüşürmeye çalışmak (Bunun örneklerini sıkça yaşıyoruz).3. Meta-iletişim: Konuşma veya yazma sırasında sürekli belli birkelimeler dizgesini yahut belli bir jargonu kullanarak ana içeriğinüstünde mesajlar verme (örneğin, konuşmalarda sürekli olarak “ultra-yeni Türkçe(!)” kelimeler ve anlaşılması zor ifadeler kullanarakverilen “ben sizden değilim/seçkinim” mesajları).4.Soru yasaklama: Otorite kullanarak, grup/cemaat/ rejim içindekihakim düşünceyi tehlikeye sokabilecek soruların önünün kapatılması,soru sormanın ayıplanması, cezalandırılması .5. Lisan suistimali: Lisanın kasıltı ve yaygın bir biçimde kötüyekullanılması ile insanların lisan yeteneklerini, dolayısıyla düşünmeve algı melekelerini sakatlamak (Televizyonları mızdaki yaygınargolaşma ve lisan bozukluğu, bir örnek olarak verilebilir) .6. Celbedilmiş Söz-yitimi (afazi): Tıbbi bir terim olan vekonuşma/anlama melekelerinin yitirilmesi anlamına gelen ‘afazi’nintoplumbilimsel türevi (isimlendirme, Sayın Alev Alatlı’ya aittir).Kelimelerin anlamlarında karmaşa yaratarak ve aslı/tanımı olmayanyeni kavramlar ortaya koyarak, insanların iletişim yeteneklerinibaltalamak ve kişileri, aynı dili konuşmalarına rağmen,birbirlerinin dilinden anlamaz hale getirmek (Ülkemizin temelsorunlarından bir tanesidir; örnek: Televizyonlardaki bütün tartışmaprogramları).7. Giyim kodları: Giysilerde belli biçim ve işaretler kullanılarakmesajlar verilmesi; giysilere, aslında olmayan mesajlar yüklenmesive bu sayede insalar arasındaki farklılıkları pekiştirme/vurgulamaçabası (örneklerini her gün görebiliriz).8. Slogan atma/Slogan Düşünce: Topluluğa ait düşünsel kalıplarınbireyler arasında bilinçsizce ve sorgusuz olarak kabul edilmesineyönelik, yüksek sesle tekrarlanan sloganların atılması, sloganvariifadelerin her fırsatta tekrarlanması (ki, bu yöntem, orijinaldüşünce karşısındaki en önemli engellerden bir tanesidir).9.Parasal bağımlılık: Mali kaynaklar üzerinen bağımlı hale getirme.Bu şekilde bağımlı hale geitirlen birey veya topluluğunyönlendirilmesi büyük ölçüde kolaylaşır.10.Sosyla yalıtım: Tehlikeli veya riskli dşünce/eylem sahibi bireyveya grupların genel topluluktan ayrılması, iletişimlerininkısıtlanması.11.Kontrollü korku/paranoya: Toplumu veya bireyi sürekli gergin,korkulu bir halde tutmak üzere senaryolar üretme (A.B.D. yönetimininkendi halkına karşı uyguladığı en yaygın kontrol yöntemlerinden birtanesidir).12.Zihin dumuru / Limbik ateşleme: Beyinde, cinsellik, iştah, zevkgibi duyularla ilişkili bölgelerin (örneğin Limbik sistemin) aşırıolarak uyarılmasını sağlayarak, üst beynin yüksek zihinselişlevlerini dumura uğratmak, bireyleri zevkperest robotlaradönüştürerek, potansiyel düşünce suçlarını ve fikri tehlikeleribertaraf etmek (Haber bültenlerinde, müzik kanallarında ve bazı özelkanalların genel yayın politikasında gözleyebileceğ imiz cinsel,hatta sapkın içerikli haberler, diziler, filmler ve görüntüler,örnek verilebilir) .Yukarıda sayılanlar, aşikar bir çok yönlendirme mekanizmasının yanısıra işleyen, biraz daha örtülü yöntemlerden sadece bir kaçtanesidir. Haber bültenlerinde haberlerin veriliş tarzının kanallaragöre nasıl farklılıklar gösterdiğini, Amerikan filmlerindekikahramanlık temalarını, gözümüze sokulan ve “izlenme rekorları”kırdırılan dizilerde bize öğütlenen yaşam tarzlarını şöyle birdüşünmek yeter aslında. Bunlara benzer daha binlerce yöntemin varolduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu yöntemlerin hiçbirisi tekbaşına bireyi veya toplumu yönlendirmede çok fazla etkili değildir.Fakat bunların birleşik halde, topyekün kullanılması, tahminlerinçok ötesinde kontrol başarısı sağlayabilir. Özellikle ülkemizdekibir çok anormal toplumsal davranışın altında bu tip nedenlerin derol oynadığına kuşku yok.Bireylerin, kitlesel yönlendirme ve zihin kontrolü konularındabilinçlenmesi, bu mekanizmaları işlevsiz kılabilecek en önemliunsurlardan bir tanesidir. Fakat çok daha önemli olan husus,değerlerine bağlı, müsbete yönlendirilebilme potansiyeli taşıyaninsanlar yetiştirmektir. Zira, belli değerleri olan insanlar, menfiyönlendirilmelerden en az etkilenen kişilerdir. Eğer bir toplum,büyük oranda hayvani ihtiyaçlarını karşılamayı birinci öncelikedinmiş fertlerden oluşuyorsa, zihin kontrolörlerinin işi hiç de zordeğil: Havucu burnuna tut, at koşmaya başlayacaktır. ..Dr .Sinan CANAN
ABD'nin insanlık dışı deneyleri
ABD'nin insanlık dışı deneyleri
Ortadoğu'yu kimyasal silah üretmekle suçlayan ABD, anayasasına göreyurttaşlar üzerinde gizli askeri deney yapılması yasal oldundanbakın ne insanlık dışı deneyler gerçekleştirdi.'Kitle imha silahları geliştirmekle' suçladığı Irak'ı işgal eden,ardından da benzer nedenlerle Suriye, İran ve Kuzey Kore'yi hedefgöstermeye başlayan ABD, yıllardır kimyasal ve biyolojik silahgeliştirmek uğruna yaptığı sayısız deneyde kendi yurttaşlarınıkullandı. Üstelik Amerikan anayasasına göre yurttaşlar üzerindegizli askeri deneyler yapılması yasaldı. 1977 yılından itibarenyirmi yıl süreyle yürürlükte kalan bu madde, Körfez Savaşı'ndansonra bazı sivil örgütlerin girişimiyle böyle bir yasadan haberdarolan halkın tepkisi üzerine 1997 yılında geri çekildi. Amerikanistihbaratı ile Savunma Bakanlığı'nın çoğu zaman ortaklaşagerçekleştirdiğ i bu deneylerin başlangıç tarihi, 1930'lara kadaruzanıyor. II. Dünya Savaşı'nın ardından Almanların ve Japonların bukonudaki deneyiminden de yararlanan ABD, Soğuk Savaş sırasındadünyanın en korkunç biyolojik silah deposu haline geldi.Nazi savaş suçluları çalıştırıldıABD'nin 34. başkanı General Dwight D. Eisenhower 'ın Nazi savaşsuçlularına çalışmalarını Amerika'da devam etmeleri karşılığındadokunulmazlık verdiği biliniyor. Almanların sayısız insan hayatı vehayal bile edilemeyecek işkenceler karşılığında elde ettikleribilgileri edinmek isteyen Eisenhower, Nazi toplama kamplarındagerçekleştirilen araştırmalardan ''yararlanılması '' emrinivermişti. Daça toplama kampında Yahudiler üzerinde gerçekleştirdiğ ikorkunç deneylerle tanınan Dr Hubertus Strughold ve onun gibi 34Nazi ''bilim adamı'' uzay tıbbı çalışmalarına Amerikan topraklarındadevam edebilmeleri için Teksas, San Antonio'daki Randolph HavaKuvvetleri Üssü'ne getirildi. Ataç Projesi kapsamında toplam 3 binkadar Nazi savaş suçlusuna ABD ve Kanada topraklarında çalışma izniverildiği tahmin ediliyor. Tarihçiler ve bilim adamları, CIAtarafından Amerikan ve Kanada (başta MKULTRA projesi olmak üzereABD'de yapılan bazı deneylerin bir ayağı da Kanada'dasürdürülmüştür) vatandaşları üzerinde gerçekleştirilen deneylerinçoğunun Nazi ölüm kamplarında yapılan insanlık dışı deneylerin birdevamı olduğunu ortaya koymuşlardır.Zihin kontrol deneyleriSoğuk Savaş'la birlikte Rusların zihnin kontrolü alanındakaydettikleri ilerlemelere karşılık CIA da zihin kontroltekniklerine olan ilgisini ve bu konudaki araştırmalarınıyoğunlaştırdı. Dehşet veren araştırmalarda, psikotropik ilaçlarkullanılarak beyin yıkama ve insan zihnini kontrol etme deneyleriyapıldı. Vietnam Savaşı sırasında sorgulanan insanları itirafazorlamak için aynı yöntemler kullanıldı. Belki de tüm bunlararasında en rahatsız edici olanı, belgelerin büyük bölümü sonradanCIA tarafından yok edildiği için ve ilgili kişilere ulaşılamadığıiçin insan kobaylar üzerinde yapılan deneylerin gerçek boyutlarınınbilinmiyor olması. Zihin kontrolü deneyleri arasında en acımasız veen geniş kapsamlı olanı 50'li yıllarda başlayıp 70'lere kadar sürenünlü MKULTRA projesiydi. Üniversitelerde, hapishanelerde, akılhastanelerinde, yetimhanelerde ve uyuşturucu bağımlılarırehabilitasyon merkezlerinde yürütülen deneylerin yanı sırakentlerin olası bir saldırıya karşı ne kadar dirençli olduğunuölçmek için kalabalık yerleşim birimleri de kimyasal ve biyolojikmaddelere maruz bırakıldı.Gizli deneyler kronolojisi1931Dr. Cornelius Rhoads , Rockefeller Tıbbi Araştırmalar Enstitüsü'nüngözetiminde insan deneklere kanser hücreleri aşıladı. Daha sonraMaryland, Utah ve Panama'da ABD Ordusu Biyolojik Silah tesislerinikurdu ve ABD Atom Enerjisi Komisyonu'na tayin edildi. Buradakigörevi sırasında Amerikan askerlerine ve hastanelerde yatan sivilhastalara radyoaktif madde verilmesini içeren bir dizi deneyebaşladı.1932Tuskegee Frengi Araştırmaları başladı. Frengi teşhisi konulmuş ancakhastalıkları kendilerine bildirilmemiş 200 siyah erkek tedaviedilmek yerine hastalığın seyrini ve belirtilerini izlemek amacıylakobay olarak kullanıldı. Sonuçta hepsi frengiden ölen bu insanlarınailelerine onların aslında tedavi edilebilecekleri asla söylenmedi.1935Pelagra Olayı: Milyonlarca insan 20 yıl içinde Pelagra'dan(vitaminsizlikten kaynaklanan bir hastalık) öldükten sonra ABD KamuSağlığı Hizmetleri Ajansı nihayet hastalığın kökenine inmek içinharekete geçti. Ajansın müdürü en az 20 yıldır Pelagra'nın niasineksikliğinden kaynaklandığını bildiklerini, ancak ölümlerin büyükkısmı yoksul siyah halk arasında gerçekleştiğinden hareketegeçmediklerini itiraf etti.1940Chicago'daki 400 tutukluya yeni ve deneysel ilaçların etkilerininaraştırılması amacıyla sıtma mikrobu enjekte edildi. Daha sonraNürmberg'de yargılanan Nazi doktorlar, Soykırım sırasında kendiyaptıklarını savunmak için bu Amerikan araştırmasını örnekgösterdiler.1943Japonya'nın tam kapsamlı biyolojik silah programına karşılık ABD deFort Detrick askeri üssünde biyolojik silahlarla ilgili araştırmalarbaşlattı.19441944 Amerikan Donanması gaz maskelerini ve koruyucu kıyafetleridenemek için insan kobaylar kullandı. Gaz odasına kapatılan budenekler hardal gazı ve levisit'e maruz bırakıldı.1945Ataç Projesi başlatıldı. Nazi bilim adamlarını işe alan ABDDışişleri Bakanlığı, Ordu İstihbarat ve CIA, onlara ABD'de çok gizlihükümet projelerinde çalışmaları karşılığında dokunulmazlık ve yenikimlikler verdi. ''Program F'' , ABD Atom Enerjisi Komisyonutarafından başlatıldı. Bu program, atom bombası üretimindeki enönemli kimyasal maddelerden biri olan 'florid' in insan sağlığıüzerindeki etkilerini araştıran en geniş kapsamlı çalışmaydı.Araştırma sırasında floridin insanoğlunun bildiği en zehirlikimyasallardan biri olduğu ve merkezi sinir sistemi üzerinde büyükhasara yol açtığı anlaşıldı; ancak elde edilen bilgilerin büyükbölümü atom bombalarının yapımının engelleneceği korkusuyla ulusalgüvenlik adına gizli tutuldu.1946Savaş gazilerine hizmet veren hastanelerdeki hastalar, tıbbideneylerde kobay olarak kullanıldı. Kuşkuları ortadan kaldırmak içinne zaman böyle bir hastanede gerçekleştirilen bir çalışmayla ilgilirapor hazırlansa, ''deney'' sözcüğü yerine ''araştırma'' yada ''inceleme'' sözcüklerinin kullanılması emredildi.19471947 ABD Atom Enerjisi Komisyonu, insan deneklere damardanradyoaktif maddelerin verileceği deneylere başlayacağını bildirengizli bir belge yayımladı. CIA, Amerikan istihbaratı tarafındansilah (zihin kontrol, beyin yıkama aracı) olarak kullanılabilmesiiçin LSD araştırmalarına başladı. Hem sivil hem asker denekler haberverilerek ya da verilmeyerek bu deneylerde kullanıldı.1950Savunma Bakanlığı, nükleer silahların çöllerde denenmesi ve bombanınetki alanı içinde kalan insanların sağlık problemlerinin ve ölümoranlarının gözlenmesi için planlar yapmaya başladı. Amerikankentlerinin bir biyolojik saldırı durumunda ne ölçüde zarargöreceğini belirlemek için ABD donanmasına bağlı gemiler SanFrancisco kentine bakteriden oluşan bir bulut püskürttü. Çok sayıdainsan zatürree benzeri belirtiler göstererek hastalandı.1951Savunma Bakanlığı hastalığa neden olan bakteri ve virüslerinkullanıldığı açık hava deneyleri başlattı. 1969 yılına kadar sürenbu deneylerde geniş kitlelerin bu bakterilere maruz kaldığındankuşkulanılıyor.Sentetik virüsle hastalık ürettiler1953ABD ordusu, kimyasal maddeleri dağıtmak konusunda ne kadar etkinolduklarını belirlemek amacıyla Fort Wayne, Minneapolis, Winnipeg,St Louis ve Leesburg, Virginia'da çinko kadmiyum sülfür gazıylayüklü bulutlar saldı.Ordu, Donanma ve CIA'nın ortaklaşa gerçekleştirdiğ i deneylerde NewYork ve San Francisco'da yaşayan on binlerce kişi solunum yoluylabulaşan mikroplara maruz bırakıldı.CIA, MKULTRA projesini başlattı. Resmi olarak 11 yıl süren buaraştırma programı, zihin kontrolünde kullanılabilecek ilaçların vebiyolojik silahların üretimi ve denenmesi için tasarlanmıştı.1955Geniş kitlelere biyolojik maddeleri bulaştırabilme yeteneğini ölçmekisteyen CIA, ordunun biyolojik silah cephaneliğinden alınmış birbakteriyi Florida'daki Tampa Körfezi'ne saldı.1956Amerikan ordusu, sıtma mikrobu taşıyan sivrisinekleri Georgia'nınSavannah ve Florida'nın Avon Park bölgelerine bıraktı. Her deneyinardından kendilerini kamu sağlığı görevlileri olarak tanıtan orduajanları mikrobun kurbanlar üzerindeki etkilerini inceledi.1960Savunma Bakanlığı, Avrupa ve Uzakdoğu'daki halklar üzerinde LSD'yleilgili saha denemeleri yapılması için onay verdi. MKULTRA kapsamındaAvrupa'da yapılan deneyin kod adı Üçüncü Şans Projesi, Asya'dakinede Derbi Şapkası Projesi denildi.1964CIA ve Savunma Bakanlığı, ortaklaşa, zihin kontrol tekniklerininaraştırıldığı MKSEARCH Projesi'ni başlattı. Aynı yıl resmen sonaerdirilmiş gözüken MKULTRA Projesi aslında MKSEARCH Projesi'ylebirleştirilmiş ti. MKSEARCH Projesi, davranış ve algı bozukluklarınayol açan kimyasallar (uyuşturucular) yoluyla insan davranışlarınıyönlendirme çalışmalarına verilen ad.1965Philadelphia' daki Holmesburg Eyalet Cezaevi'ndeki tutuklulara,ABD'nin Vietnam Savaşı'nda bitki örtüsünü ve ormanları yok etmektekullandığı yüksek oranda zehire sahip Portakal Gazı'nın kimyasalbileşeni olan dioksin verildi. Tutukluların daha sonra kansertaramasından geçirilmeleri, Portakal Gazı'nın başından berikanserojen bir madde olduğundan kuşkulanıldığını gösterdi.1966CIA, yine MKULTRA'nın devamı olan Proje MKOFTEN'ı başlattı. Bu,belli kimyasalların insanlar ve hayvanlar üzerindeki zehirleyicietkilerini araştıran bir projeydi.ABD ordusu tarafından New York kenti metrosuna Bacillus subtilismikrobu verildi. Ordu bilim adamlarının bakteriyle dolu ampullerihavalandırma ızgaralarına atmaları sonucu bir milyonun üzerindeinsan bu zehirli havayı soludu.1967CIA ve Savunma Bakanlığı, yine biyolojik ve kimyasal silahlarıdenemeyi amaçlayan MKNAOMI Projesi'ni hayata geçirdi.1969Savunma Bakanlığı'ndan Dr. Robert MacMahan , 5-10 yıliçerisinde, ''insanın bağışıklık sistemine saldıran ve hiçbir ilaçlatedavi edilemeyen sentetik bir virüs geliştirmek için'' AmerikanKongresi'nden 10 milyon dolar ödenek talep etti.1970Ödeneğin sağlanmasının ardından CIA gözlemi altında yürütülen proje,ordunun çok gizli biyolojik silah tesisi olarak bilinen FortDetrick'teki Gizli Operasyonlar Bölümü'nde başlatıldı. Burada, AIDSbenzeri virüsleri ayrıştırmak için moleküler biyoloji tekniklerikullanıldığı yolunda spekülasyonlar giderek arttı.ABD, DNA'larındaki genetik değişiklikler ve varyasyonlar nedeniylehassas olan belli etnik grupları hedef almak ve yok etmek amacıylatasarlanmış ''etnik silahları'' geliştirme çalışmalarınıyoğunlaştırdı (Military Review, Kasım 1970).1975Fort Detrick'deki Biyolojik Silah Merkezi'nin virüs bölümüneFredrick Kanser Araştırma Tesisleri adı verilerek Ulusal KanserEnstitüsü'nün (NCI) denetimine verilir. ABD Donanma sı'nın buradakansere neden olan virüsleri geliştirmek amacıyla özel bir virüskanser programı başlattığı tahmin ediliyor. Bilim adamları burada,aynı zamanda, hiçbir bağışıklığın bulunmadığı bir virüsayrıştırdılar. Bu virüse sonradan HTLV (İnsan T- hücresi LösemiVirüsü) adı verildi.1977Senato'da yapılan oturumlarda 239 yerleşim bölgesinin 1949-1969yılları arasında biyolojik maddelerle zehirlendiği doğrulandı. SanFrancisco, başkent Washington, Key West, Panama Kenti, Minneapolisve St. Louis bu bölgelerden sadece birkaçı.1978Salgın Önleme Merkezi (CDC) tarafından gerçekleştirilen deneyselHepatit B aşılama çalışmaları New York, Los Angeles ve San Franciscokentlerinde başladı. Araştırma denekleri bulmak için verilenilanlarda özellikle çok eşli eşcinsel erkekler arandığı vurgulandı.1981İlk AIDS vakalarının New York, Los Angeles ve San Francisco'dakieşcinsel erkekler arasından çıktığı doğrulandı. Bu vakaların ortayaçıkması AIDS'in Hepatit B aşısı yoluyla bulaştığı yönündespekülasyonları n da yayılmasına neden oldu.1985Öldürücü bir koyun virüsü olan VISNA HTLV'ye (İnsan T-hücresi LösemiVirüsü) çok benzediği ortaya çıktı. Bu benzerlik, iki virüsün ortakevrimsel ilişkisine işaret etmekteydi.1986Ulusal Bilimler Akademisi Tutanakları'na (83: 4007-4011) göre HIV veVISNA virüsleri, HTLV ile neredeyse aynıydı (ufak bir kısım hariçyüksek oranda benzerlik taşıyordu). Bu bilgi, HTLV ve VISNAvirüslerinin, doğada hiçbir bağışıklığı bulunmayan yeni bir virüsayrıştırmak amacıyla birleştirilmiş olabileceği spekülasyonları nıdoğurdu.Kongre'ye sunulan bir rapor, ABD hükümetinin ürettiği bu yenivirüslerin, aralarında dünyada bilinen hiçbir tedavisininbulunmayacağı şekilde genetik mühendislik yoluyla üzerlerindeoynanmış virüslerin ve kimyasal maddelerin bulunduğu gerçeğiniortaya koydu.1987Savunma Bakanlığı, biyolojik silah geliştirilmesini yasaklayanuluslararası bir sözleşme bulunmasına karşın, ülke çapında 127tesiste ve üniversitede araştırma çalışmalarını sürdürdüğünü kabuletti.1994Houston'daki MD Anderson Kanser Merkezi'nden Dr. GarthNicholson, ''gen izleme'' adı verilen bir teknikle, Çöl FırtınasıOperasyonu'ndan dönen askerlerin birçoğunda, biyolojik silahyapımında kullanılan bir mikrop olan mycoplasma incognitus'undeğiştirilmiş bir cinsini keşfetti. Moleküler yapısının yüzde 40'ınaHIV protein tabakası katılmış olması mikrobun insan yapımı olduğunugöstermektedir.Senatör John D. Rockefeller , Savunma Bakanlığı'nın en az 50 yıldıryüz binlerce askeri personeli deneylerde kobay olarak kullandığınıve bilinçli olarak tehlikeli maddelere maruz bıraktığını açıklayanbir rapor yayımladı. Bu maddelerin arasında, hardal gazı, sinirgazı, radyasyon ve Körfez Şavaşı sırasında kullanılan kimyasallarbulunuyor.1995ABD Hükümeti, insanlar üzerinde tıbbi deneyler gerçekleştirmiş Japonsavaş suçlularına ve bilim adamlarına biyolojik silaharaştırmalarıyla ilgili bilgi karşılığında maaş ve dokunulmazlıkteklif ettiğini kabul etti.Dr. Garth Nicolson , Körfez Şavaşı'nda kullanılan biyolojiksilahların Houston, Teksas ve Boca Raton Florida'da üretildiğini veTeksas Cezaevi'ndeki tutuklular üzerinde denendiğini gösterenkanıtları ortaya serdi.1996Savunma Bakanlığı, Çöl Fırtınası'na katılan askerlerin kimyasalmaddelere maruz kaldığını kabul etti.1997Seksen sekiz Kongre üyesi, biyolojik silah kullanımı ve KörfezSavaşı Sendromu ile ilgili soruşturma açılmasını talep eden birmektup imzaladı.Manhattan Projesi Nagasaki'yi yerle bir ettiAlmanya'da Adolf Hitler'in iktidara gelmesiyle Yahudi kökenlilereyapılan baskılar sonucu, aralarında dünyaca ünlü Nobel ödüllüfizikçi Albert Einstein'ın da olduğu çok sayıda değerli bilim adamıçareyi ABD'ye sığınmakta buldu. İkinci Dünya Savaşı yaklaşırken,Başkan Franklin Roosevelt'e mektup yazan ünlü fizikçi, Nazirejiminin yakında atom bombası yapabileceği uyarısında bulundu.Roosevelt, Einstein'ın uyarısını dikkate alarak, atom bombasıgeliştirilmesini öngören 'Manhattan Projesi'ni devreye soktu. Ne varki Einstein, atom bombasının yapımında rol almadığı gibi, buna açıkbir dille de karşı çıkmıştı. Ancak Almanya'nın 7 Mayıs 1945'teteslim olmasının ardından atom bombası yapma işinde korkulduğu kadarciddiyetle uğraşmadıkları ortaya çıktı. Bu proje çalışmaları sonundaABD, yaptığı atom bombalarını, Japonya'yı teslim olmaya zorlamakiçin, Hiroşima ve Nagazaki'ye attı.Kendi canavarlarından korkuyorlarABD, 10 bin kişinin katılımıyla tarihinin en büyük terörtatbikatlarından birisini düzenliyor. Beş gün sürmesi planlanantatbikatta, biyolojik ve kimyasal silahlarla düzenlenen saldırılardaneler yapılacağı gözden geçiriliyor. Tatbikatın ilk gününde NewJersey'e biyolojik saldırı, Connecticut kıyısındaki bir limana dakimyasal saldırı düzenlendi. 16 milyon dolara malolması beklenen veABD İç Güvenlik Bakanlığı'nca düzenlenen tatbikata İngiltere veKanada'dan da yetkililer katılıyor.ABD, denek olarak kullandığı insanlara LSD dahil birçok kimyasalverdiAmaç beyin kontrolüSovyetler'in geliştirdiği düşünülen biyolojik silahları ve beyinyıkama yöntemlerini örnek alan ABD, 1947 yılında CIA'nınkurulmasıyla bir dizi zihin kontrol projesinin ilkini başlattı.ABD'ye getirilen Nazi doktorlar da bu projelerde yer alacaktı.Manhattan Projesi adı altında atom bombasını geliştiren hükümetgizli projeler konusunda büyük tecrübe kazanmıştı. Zihin kontroldeneylerinde insanların kullanıldığı bu programların kodadları, ''CHATTER, BLUEBIRD, ARTICHOKE, MKULTRA, MKSEARCH veMKDELTA'' idi.Neredeyse tüm ülkeyi sarmış olmasına karşın yıllarca büyükgizlilikle sürdürülen bu deneylerde olan bitenden habersizinsanların, küçük çocukların, akıl hastalarının, tutuklularınkullanıldığı belirlendi. Deneyler sırasında ölümlerin meydanageldiği; birçok deneğin dengesini kaybettiği ve bazılarının intiharakalkıştıkları bugün artık kesin olarak biliniyor. CHATTER(gevezelik) Projesi, Sovyetler'in casusları, esirleri itirafettirmek için kullandıkları ilaçların 'başarısına' karşılık olarakgeliştirilmişti. Araştırma, casusların sorguları sırasındakullanılabilecek ilaçların belirlenmesi ve denenmesi üzerineodaklanmıştı. CHATTER Projesi, 1953 yılında resmen sonlandırıldı.Çalışmalarını insan davranışlarını kontrol yönünde genişletmekisteyen CIA, teşkilatın başı Allen Dulles 'ın onayıyla 1950 yılındaBLUEBIRD (bir tür muhabbet kuşu) Projesi'ne başladı.Bu programın hedefleri şöyle sıralanıyordu:1) Personelden izinsiz bilgi sızdırılmasını önleyecek bir yöntemgeliştirmek,2) Özel sorgulama teknikleri yoluyla bireyin kontrol edilmesininmümkün olup olmadığının araştırılması,3) Hafıza geliştirme yöntemlerinin araştırılması,4) CIA personelinin düşman kontrolüne geçmesini önlemek için savunmateknikleri geliştirmek.BLUEBIRD Projesi'nin kod adı, 1951 Ağustos'unda ARTICHOKE (enginar)Projesi olarak değiştirildi. Bu projenin hedefi de hipnoz ve çeşitlikimyasalların kullanımı yoluyla sorgulama tekniklerininaraştırılmasıydı. Bu program da 1956'da noktalandı. Ancak ARTICHOKEProjesi'nin durdurulmasından 3 yıl önce, yani 13 Nisan 1953'te CIABaşkan Yardımcısı Richard Helms 'in önerileri doğrultusunda MKULTRAProjesi başlatıldı. MK harflerinin Mind Kontrolle (zihin kontrolü,kontrolle kelimesi İngilizce 'control' ün Almanca karşılığı)kelimelerinin kısaltması olduğu tahmin ediliyor. MKULTRA Projesikapsamında insan davranışlarını kontrol etmek amacıyla kullanılanyöntemler arasında radyasyon, elektroşok, hipnoz, başta LSD olmaküzere çeşitli kimyasallar, askeri araç gereçler, işkence aletleri,psikoloji, psikiyatri, sosyoloji, antropoloji gibi sosyal bilimlervardı.MKULTRA'nın yurtdışı için geliştirilenine de MKDELTA adı verilmişti.MKULTRA şemsiyesi altında tanımlanan 150 kadar projeden en ünlüsüolan MONARCH Projesi, resmi olarak 1960'ların başlarında Amerikanordusu tarafından başlatıldı. (Gayri resmi olarak çok daha öncedenbaşladığı biliniyor.) MONARCH Projesi halen ulusal güvenliknedenlerinden ötürü 'çok gizli' olarak sınıflandırılmış durumda. Bukorkunç deneylerin gerçekleştirildiğ i yerler arasında 44üniversite, 15 bilim vakfı, 12 hastane, 3 hapishane ve ilaçşirketleri bulunuyordu. Araştırmalarda dünyaca ünlü psikiyatrlar,psikologlar ve beyin cerrahları yer alıyordu. Zihin kontrolçalışmalarında CIA ile işbirliği yapanlar arasında AmerikanPsikoloji Derneği, Amerikan Psikiyatri Deneği'nin eski başkanları,Biyolojik Psikiyatri Topluluğu ve ödüllü psikiyatrlar vardı. ABD'dezihin kontrol deneyleri sadece CIA tarafından değil ABD Ordu HaberAlma Dairesi ve Ordu Kimyasal Silahlar Ofisi tarafından dayürütüldü. Askerlere birer kâğıt imzalatarak kobay olmalarısağlandı. MKULTRA belgelerinin büyük bölümü yine programı başlatankişi olan CIA Başkanı Richard Helms'in emriyle 1972'de yok edildiğiiçin insanlar üzerinde zihin kontrol deneylerinin gerçek boyutubelki de asla bilinemeyecek.Tüyler ürperten ifadelerBiyolojik saldırı korkusuyla yaşayan ABD'de hastalalıklara karşı hertürlü önlemi alınıyor. ABD'nin işgal ettiği ülkelerde iseçocuklardahil birçok kişi kullanılan silahlardan dolayı çaresizdurumda kalıyor.MKULTRA Projesi'nin ilk olarak 1975 yılında başkanlığa bağlıRockefeller Komisyonu tarafından gün ışığına çıkartılmasınınardından Senato'nun sağlıktan sorumlu alt komitesi, CIA'nın insanlarüzerinde yaptığı deneylerle ilgili tüyler ürperten ifadeler dinledi.Günümüze kalan belgeler ve tarihçiler, bilim adamları ve gazetecilertarafından yapılan araştırmalar, CIA'nın MKULTRA kapsamındaözellikle radyasyon ve LSD'nin kullanıldığı deneylere ağırlıkverdiğini gösteriyor. Bu deneyler, CIA personeline, askerlere,casuslara, fahişelere, akıl hastalarına ve sıradan insanlaratepkilerini ölçmek için, çoğu durumda deneğin haberi olmadan LSDverilmesini içeriyordu. Bu tür deneylerde eroin, meskalin,skopolamin, marihuana, alkol ve sodyum pentatol gibi maddeler dekullanıldı. MKULTRA Projesi'nde görevli biyolojik silah uzmanı Dr.Frank Olson , 28 Kasım 1953 tarihinde, kendisinden habersiz içkisinekarıştırılan LSD'nin etkisi altındayken Manhattan'da bir otelin 13.katından atladı. Ailesi Dr. Olson'un gerçek ölüm nedenini 22 yılsonra MKULTRA ile ilgili bilgiler ilk ortaya çıkmaya başladığındaöğrendi. Harold Blauer adında bir profesyonel tenis oyuncusunun dagizli bir meskalin deneyi sırasında öldüğü sonradan ortaya çıktı.ABD Donanması'ndan emekli Wayne Ritchie , 1957'de katıldığı bir Noelpartisinde kendisine gizlice LSD vermekle suçladığı CIA aleyhinegeçen yıl 12 milyon dolarlık bir tazminat davası açtı.Biyolojik silah çalışmaları sürüyorBaşkan George W. Bush , kitle imha silahları üreterek uluslararasısözleşmeleri ihlal etmekle suçladığı Irak'a harekât emri verdiğisıralarda ABD'nin, İngiliz ordusunun da yardımıyla yeni nesilbiyolojik ve kimyasal silahlar geliştirme çalışmalarını sürdürdüğüiddia ediliyor. Bundan üç yıl önce İngiliz The Guardian gazetesinedemeç veren ABD'li mikrobiyoloji profesörü Mark Wheelis ile İngilizuluslararası savunma profesörü Malcolm Dando , ABD'nin biyolojikmisket bombaları, antraks ve kalabalık insan gruplarının söz konusuolduğu durumlarda kullanılacak öldürücü olmayan silahlar üzerindeçalıştığını iddia etmişlerdi.CIA'NIN ABD DIŞINDAKİ PROJELERİYurtdışında 'üçüncü şans'CIA projeleri arasında yurtdışında da gerçekleştirilenler vardı.Özellikle yurtdışı için tasarlanan MKDELTA programı Avrupa ve Asyaayağı olarak ayrılmış ve bunlara Üçüncü Şans ve Derbi Şapkasıprojeleri adı verilmişti. Ancak bu konuda belgeye ulaşılamamıştır.Senato'da yapılan oturumlarda da bu projeler hakkında bilgi sahibiolan tanığa rastlanmadı. Ancak Kanada'da MKULTRA kapsamında çokçeşitli deneyler yürütüldüğünü kanıtlayan belgeler bulunuyor.Bunlardan en iyi bilineni Dr. Ewen Cameron tarafından 1950-1965yılları arasında Montreal'deki Allen Memorial Enstitüsü'ndekihastalara elektroşok ve deneysel ilaçlar verilmesini kapsayandeneylerdir. 1992 yılında bu deneyler ortaya çıktığında Dr. Cameronda hastalarının çoğu da ölmüştü.ABD'Lİ PSİKİYATRİST ROSS'UN ARAŞTIRMASI:'Mançuryalı Aday' gerçektiKişilik bölünmesi konusunda uzman olan ABD'li psikiyatr Colin A.Ross , günümüze kalan belgeler üzerinde yaptığı uzun süreliaraştırmalardan sonra kaleme aldığı ''Bluebird: PsikiyatrlarTarafından Kasıtlı Olarak Yaratılan Bölünmüş Kişilik'' adlıkitabında şöyle yazıyor: ''BLUEBIRD Projesi'nde CIA, kasıtlı olarakkişilik bölünmesi yarattığı deneklerini gizli operasyonlardakullanmaya çalışmıştır. Belgelerin incelenmesi sonucu bu inanılmazdeneylerde, 11 yaşındaki çocukların beyinlerine elektrodlaryerleştirildiğ i, 7-11 yaşları arasındaki çocuklara haftalarca, hergün, günde 150 mg LSD verildiği ve elektroşok yoluyla deneklerinhafızalarının silindiği, hayvanların beyinlerine elektrodyerleştirerek kimyasal ya da biyolojik saldırılarda kullanmaçalışmaları yapıldığı biliniyor. 'Mançuryalı Aday' (orijinali 1962yılında çekilen ve beyin yıkama yöntemlerini konu alan bir film)kurgu değil gerçektir ve CIA tarafından 1950'lerde BLUEBIRD veARTICHOKE zihin kontrol programlarında yaratılmıştır.''DSS
Ortadoğu'yu kimyasal silah üretmekle suçlayan ABD, anayasasına göreyurttaşlar üzerinde gizli askeri deney yapılması yasal oldundanbakın ne insanlık dışı deneyler gerçekleştirdi.'Kitle imha silahları geliştirmekle' suçladığı Irak'ı işgal eden,ardından da benzer nedenlerle Suriye, İran ve Kuzey Kore'yi hedefgöstermeye başlayan ABD, yıllardır kimyasal ve biyolojik silahgeliştirmek uğruna yaptığı sayısız deneyde kendi yurttaşlarınıkullandı. Üstelik Amerikan anayasasına göre yurttaşlar üzerindegizli askeri deneyler yapılması yasaldı. 1977 yılından itibarenyirmi yıl süreyle yürürlükte kalan bu madde, Körfez Savaşı'ndansonra bazı sivil örgütlerin girişimiyle böyle bir yasadan haberdarolan halkın tepkisi üzerine 1997 yılında geri çekildi. Amerikanistihbaratı ile Savunma Bakanlığı'nın çoğu zaman ortaklaşagerçekleştirdiğ i bu deneylerin başlangıç tarihi, 1930'lara kadaruzanıyor. II. Dünya Savaşı'nın ardından Almanların ve Japonların bukonudaki deneyiminden de yararlanan ABD, Soğuk Savaş sırasındadünyanın en korkunç biyolojik silah deposu haline geldi.Nazi savaş suçluları çalıştırıldıABD'nin 34. başkanı General Dwight D. Eisenhower 'ın Nazi savaşsuçlularına çalışmalarını Amerika'da devam etmeleri karşılığındadokunulmazlık verdiği biliniyor. Almanların sayısız insan hayatı vehayal bile edilemeyecek işkenceler karşılığında elde ettikleribilgileri edinmek isteyen Eisenhower, Nazi toplama kamplarındagerçekleştirilen araştırmalardan ''yararlanılması '' emrinivermişti. Daça toplama kampında Yahudiler üzerinde gerçekleştirdiğ ikorkunç deneylerle tanınan Dr Hubertus Strughold ve onun gibi 34Nazi ''bilim adamı'' uzay tıbbı çalışmalarına Amerikan topraklarındadevam edebilmeleri için Teksas, San Antonio'daki Randolph HavaKuvvetleri Üssü'ne getirildi. Ataç Projesi kapsamında toplam 3 binkadar Nazi savaş suçlusuna ABD ve Kanada topraklarında çalışma izniverildiği tahmin ediliyor. Tarihçiler ve bilim adamları, CIAtarafından Amerikan ve Kanada (başta MKULTRA projesi olmak üzereABD'de yapılan bazı deneylerin bir ayağı da Kanada'dasürdürülmüştür) vatandaşları üzerinde gerçekleştirilen deneylerinçoğunun Nazi ölüm kamplarında yapılan insanlık dışı deneylerin birdevamı olduğunu ortaya koymuşlardır.Zihin kontrol deneyleriSoğuk Savaş'la birlikte Rusların zihnin kontrolü alanındakaydettikleri ilerlemelere karşılık CIA da zihin kontroltekniklerine olan ilgisini ve bu konudaki araştırmalarınıyoğunlaştırdı. Dehşet veren araştırmalarda, psikotropik ilaçlarkullanılarak beyin yıkama ve insan zihnini kontrol etme deneyleriyapıldı. Vietnam Savaşı sırasında sorgulanan insanları itirafazorlamak için aynı yöntemler kullanıldı. Belki de tüm bunlararasında en rahatsız edici olanı, belgelerin büyük bölümü sonradanCIA tarafından yok edildiği için ve ilgili kişilere ulaşılamadığıiçin insan kobaylar üzerinde yapılan deneylerin gerçek boyutlarınınbilinmiyor olması. Zihin kontrolü deneyleri arasında en acımasız veen geniş kapsamlı olanı 50'li yıllarda başlayıp 70'lere kadar sürenünlü MKULTRA projesiydi. Üniversitelerde, hapishanelerde, akılhastanelerinde, yetimhanelerde ve uyuşturucu bağımlılarırehabilitasyon merkezlerinde yürütülen deneylerin yanı sırakentlerin olası bir saldırıya karşı ne kadar dirençli olduğunuölçmek için kalabalık yerleşim birimleri de kimyasal ve biyolojikmaddelere maruz bırakıldı.Gizli deneyler kronolojisi1931Dr. Cornelius Rhoads , Rockefeller Tıbbi Araştırmalar Enstitüsü'nüngözetiminde insan deneklere kanser hücreleri aşıladı. Daha sonraMaryland, Utah ve Panama'da ABD Ordusu Biyolojik Silah tesislerinikurdu ve ABD Atom Enerjisi Komisyonu'na tayin edildi. Buradakigörevi sırasında Amerikan askerlerine ve hastanelerde yatan sivilhastalara radyoaktif madde verilmesini içeren bir dizi deneyebaşladı.1932Tuskegee Frengi Araştırmaları başladı. Frengi teşhisi konulmuş ancakhastalıkları kendilerine bildirilmemiş 200 siyah erkek tedaviedilmek yerine hastalığın seyrini ve belirtilerini izlemek amacıylakobay olarak kullanıldı. Sonuçta hepsi frengiden ölen bu insanlarınailelerine onların aslında tedavi edilebilecekleri asla söylenmedi.1935Pelagra Olayı: Milyonlarca insan 20 yıl içinde Pelagra'dan(vitaminsizlikten kaynaklanan bir hastalık) öldükten sonra ABD KamuSağlığı Hizmetleri Ajansı nihayet hastalığın kökenine inmek içinharekete geçti. Ajansın müdürü en az 20 yıldır Pelagra'nın niasineksikliğinden kaynaklandığını bildiklerini, ancak ölümlerin büyükkısmı yoksul siyah halk arasında gerçekleştiğinden hareketegeçmediklerini itiraf etti.1940Chicago'daki 400 tutukluya yeni ve deneysel ilaçların etkilerininaraştırılması amacıyla sıtma mikrobu enjekte edildi. Daha sonraNürmberg'de yargılanan Nazi doktorlar, Soykırım sırasında kendiyaptıklarını savunmak için bu Amerikan araştırmasını örnekgösterdiler.1943Japonya'nın tam kapsamlı biyolojik silah programına karşılık ABD deFort Detrick askeri üssünde biyolojik silahlarla ilgili araştırmalarbaşlattı.19441944 Amerikan Donanması gaz maskelerini ve koruyucu kıyafetleridenemek için insan kobaylar kullandı. Gaz odasına kapatılan budenekler hardal gazı ve levisit'e maruz bırakıldı.1945Ataç Projesi başlatıldı. Nazi bilim adamlarını işe alan ABDDışişleri Bakanlığı, Ordu İstihbarat ve CIA, onlara ABD'de çok gizlihükümet projelerinde çalışmaları karşılığında dokunulmazlık ve yenikimlikler verdi. ''Program F'' , ABD Atom Enerjisi Komisyonutarafından başlatıldı. Bu program, atom bombası üretimindeki enönemli kimyasal maddelerden biri olan 'florid' in insan sağlığıüzerindeki etkilerini araştıran en geniş kapsamlı çalışmaydı.Araştırma sırasında floridin insanoğlunun bildiği en zehirlikimyasallardan biri olduğu ve merkezi sinir sistemi üzerinde büyükhasara yol açtığı anlaşıldı; ancak elde edilen bilgilerin büyükbölümü atom bombalarının yapımının engelleneceği korkusuyla ulusalgüvenlik adına gizli tutuldu.1946Savaş gazilerine hizmet veren hastanelerdeki hastalar, tıbbideneylerde kobay olarak kullanıldı. Kuşkuları ortadan kaldırmak içinne zaman böyle bir hastanede gerçekleştirilen bir çalışmayla ilgilirapor hazırlansa, ''deney'' sözcüğü yerine ''araştırma'' yada ''inceleme'' sözcüklerinin kullanılması emredildi.19471947 ABD Atom Enerjisi Komisyonu, insan deneklere damardanradyoaktif maddelerin verileceği deneylere başlayacağını bildirengizli bir belge yayımladı. CIA, Amerikan istihbaratı tarafındansilah (zihin kontrol, beyin yıkama aracı) olarak kullanılabilmesiiçin LSD araştırmalarına başladı. Hem sivil hem asker denekler haberverilerek ya da verilmeyerek bu deneylerde kullanıldı.1950Savunma Bakanlığı, nükleer silahların çöllerde denenmesi ve bombanınetki alanı içinde kalan insanların sağlık problemlerinin ve ölümoranlarının gözlenmesi için planlar yapmaya başladı. Amerikankentlerinin bir biyolojik saldırı durumunda ne ölçüde zarargöreceğini belirlemek için ABD donanmasına bağlı gemiler SanFrancisco kentine bakteriden oluşan bir bulut püskürttü. Çok sayıdainsan zatürree benzeri belirtiler göstererek hastalandı.1951Savunma Bakanlığı hastalığa neden olan bakteri ve virüslerinkullanıldığı açık hava deneyleri başlattı. 1969 yılına kadar sürenbu deneylerde geniş kitlelerin bu bakterilere maruz kaldığındankuşkulanılıyor.Sentetik virüsle hastalık ürettiler1953ABD ordusu, kimyasal maddeleri dağıtmak konusunda ne kadar etkinolduklarını belirlemek amacıyla Fort Wayne, Minneapolis, Winnipeg,St Louis ve Leesburg, Virginia'da çinko kadmiyum sülfür gazıylayüklü bulutlar saldı.Ordu, Donanma ve CIA'nın ortaklaşa gerçekleştirdiğ i deneylerde NewYork ve San Francisco'da yaşayan on binlerce kişi solunum yoluylabulaşan mikroplara maruz bırakıldı.CIA, MKULTRA projesini başlattı. Resmi olarak 11 yıl süren buaraştırma programı, zihin kontrolünde kullanılabilecek ilaçların vebiyolojik silahların üretimi ve denenmesi için tasarlanmıştı.1955Geniş kitlelere biyolojik maddeleri bulaştırabilme yeteneğini ölçmekisteyen CIA, ordunun biyolojik silah cephaneliğinden alınmış birbakteriyi Florida'daki Tampa Körfezi'ne saldı.1956Amerikan ordusu, sıtma mikrobu taşıyan sivrisinekleri Georgia'nınSavannah ve Florida'nın Avon Park bölgelerine bıraktı. Her deneyinardından kendilerini kamu sağlığı görevlileri olarak tanıtan orduajanları mikrobun kurbanlar üzerindeki etkilerini inceledi.1960Savunma Bakanlığı, Avrupa ve Uzakdoğu'daki halklar üzerinde LSD'yleilgili saha denemeleri yapılması için onay verdi. MKULTRA kapsamındaAvrupa'da yapılan deneyin kod adı Üçüncü Şans Projesi, Asya'dakinede Derbi Şapkası Projesi denildi.1964CIA ve Savunma Bakanlığı, ortaklaşa, zihin kontrol tekniklerininaraştırıldığı MKSEARCH Projesi'ni başlattı. Aynı yıl resmen sonaerdirilmiş gözüken MKULTRA Projesi aslında MKSEARCH Projesi'ylebirleştirilmiş ti. MKSEARCH Projesi, davranış ve algı bozukluklarınayol açan kimyasallar (uyuşturucular) yoluyla insan davranışlarınıyönlendirme çalışmalarına verilen ad.1965Philadelphia' daki Holmesburg Eyalet Cezaevi'ndeki tutuklulara,ABD'nin Vietnam Savaşı'nda bitki örtüsünü ve ormanları yok etmektekullandığı yüksek oranda zehire sahip Portakal Gazı'nın kimyasalbileşeni olan dioksin verildi. Tutukluların daha sonra kansertaramasından geçirilmeleri, Portakal Gazı'nın başından berikanserojen bir madde olduğundan kuşkulanıldığını gösterdi.1966CIA, yine MKULTRA'nın devamı olan Proje MKOFTEN'ı başlattı. Bu,belli kimyasalların insanlar ve hayvanlar üzerindeki zehirleyicietkilerini araştıran bir projeydi.ABD ordusu tarafından New York kenti metrosuna Bacillus subtilismikrobu verildi. Ordu bilim adamlarının bakteriyle dolu ampullerihavalandırma ızgaralarına atmaları sonucu bir milyonun üzerindeinsan bu zehirli havayı soludu.1967CIA ve Savunma Bakanlığı, yine biyolojik ve kimyasal silahlarıdenemeyi amaçlayan MKNAOMI Projesi'ni hayata geçirdi.1969Savunma Bakanlığı'ndan Dr. Robert MacMahan , 5-10 yıliçerisinde, ''insanın bağışıklık sistemine saldıran ve hiçbir ilaçlatedavi edilemeyen sentetik bir virüs geliştirmek için'' AmerikanKongresi'nden 10 milyon dolar ödenek talep etti.1970Ödeneğin sağlanmasının ardından CIA gözlemi altında yürütülen proje,ordunun çok gizli biyolojik silah tesisi olarak bilinen FortDetrick'teki Gizli Operasyonlar Bölümü'nde başlatıldı. Burada, AIDSbenzeri virüsleri ayrıştırmak için moleküler biyoloji tekniklerikullanıldığı yolunda spekülasyonlar giderek arttı.ABD, DNA'larındaki genetik değişiklikler ve varyasyonlar nedeniylehassas olan belli etnik grupları hedef almak ve yok etmek amacıylatasarlanmış ''etnik silahları'' geliştirme çalışmalarınıyoğunlaştırdı (Military Review, Kasım 1970).1975Fort Detrick'deki Biyolojik Silah Merkezi'nin virüs bölümüneFredrick Kanser Araştırma Tesisleri adı verilerek Ulusal KanserEnstitüsü'nün (NCI) denetimine verilir. ABD Donanma sı'nın buradakansere neden olan virüsleri geliştirmek amacıyla özel bir virüskanser programı başlattığı tahmin ediliyor. Bilim adamları burada,aynı zamanda, hiçbir bağışıklığın bulunmadığı bir virüsayrıştırdılar. Bu virüse sonradan HTLV (İnsan T- hücresi LösemiVirüsü) adı verildi.1977Senato'da yapılan oturumlarda 239 yerleşim bölgesinin 1949-1969yılları arasında biyolojik maddelerle zehirlendiği doğrulandı. SanFrancisco, başkent Washington, Key West, Panama Kenti, Minneapolisve St. Louis bu bölgelerden sadece birkaçı.1978Salgın Önleme Merkezi (CDC) tarafından gerçekleştirilen deneyselHepatit B aşılama çalışmaları New York, Los Angeles ve San Franciscokentlerinde başladı. Araştırma denekleri bulmak için verilenilanlarda özellikle çok eşli eşcinsel erkekler arandığı vurgulandı.1981İlk AIDS vakalarının New York, Los Angeles ve San Francisco'dakieşcinsel erkekler arasından çıktığı doğrulandı. Bu vakaların ortayaçıkması AIDS'in Hepatit B aşısı yoluyla bulaştığı yönündespekülasyonları n da yayılmasına neden oldu.1985Öldürücü bir koyun virüsü olan VISNA HTLV'ye (İnsan T-hücresi LösemiVirüsü) çok benzediği ortaya çıktı. Bu benzerlik, iki virüsün ortakevrimsel ilişkisine işaret etmekteydi.1986Ulusal Bilimler Akademisi Tutanakları'na (83: 4007-4011) göre HIV veVISNA virüsleri, HTLV ile neredeyse aynıydı (ufak bir kısım hariçyüksek oranda benzerlik taşıyordu). Bu bilgi, HTLV ve VISNAvirüslerinin, doğada hiçbir bağışıklığı bulunmayan yeni bir virüsayrıştırmak amacıyla birleştirilmiş olabileceği spekülasyonları nıdoğurdu.Kongre'ye sunulan bir rapor, ABD hükümetinin ürettiği bu yenivirüslerin, aralarında dünyada bilinen hiçbir tedavisininbulunmayacağı şekilde genetik mühendislik yoluyla üzerlerindeoynanmış virüslerin ve kimyasal maddelerin bulunduğu gerçeğiniortaya koydu.1987Savunma Bakanlığı, biyolojik silah geliştirilmesini yasaklayanuluslararası bir sözleşme bulunmasına karşın, ülke çapında 127tesiste ve üniversitede araştırma çalışmalarını sürdürdüğünü kabuletti.1994Houston'daki MD Anderson Kanser Merkezi'nden Dr. GarthNicholson, ''gen izleme'' adı verilen bir teknikle, Çöl FırtınasıOperasyonu'ndan dönen askerlerin birçoğunda, biyolojik silahyapımında kullanılan bir mikrop olan mycoplasma incognitus'undeğiştirilmiş bir cinsini keşfetti. Moleküler yapısının yüzde 40'ınaHIV protein tabakası katılmış olması mikrobun insan yapımı olduğunugöstermektedir.Senatör John D. Rockefeller , Savunma Bakanlığı'nın en az 50 yıldıryüz binlerce askeri personeli deneylerde kobay olarak kullandığınıve bilinçli olarak tehlikeli maddelere maruz bıraktığını açıklayanbir rapor yayımladı. Bu maddelerin arasında, hardal gazı, sinirgazı, radyasyon ve Körfez Şavaşı sırasında kullanılan kimyasallarbulunuyor.1995ABD Hükümeti, insanlar üzerinde tıbbi deneyler gerçekleştirmiş Japonsavaş suçlularına ve bilim adamlarına biyolojik silaharaştırmalarıyla ilgili bilgi karşılığında maaş ve dokunulmazlıkteklif ettiğini kabul etti.Dr. Garth Nicolson , Körfez Şavaşı'nda kullanılan biyolojiksilahların Houston, Teksas ve Boca Raton Florida'da üretildiğini veTeksas Cezaevi'ndeki tutuklular üzerinde denendiğini gösterenkanıtları ortaya serdi.1996Savunma Bakanlığı, Çöl Fırtınası'na katılan askerlerin kimyasalmaddelere maruz kaldığını kabul etti.1997Seksen sekiz Kongre üyesi, biyolojik silah kullanımı ve KörfezSavaşı Sendromu ile ilgili soruşturma açılmasını talep eden birmektup imzaladı.Manhattan Projesi Nagasaki'yi yerle bir ettiAlmanya'da Adolf Hitler'in iktidara gelmesiyle Yahudi kökenlilereyapılan baskılar sonucu, aralarında dünyaca ünlü Nobel ödüllüfizikçi Albert Einstein'ın da olduğu çok sayıda değerli bilim adamıçareyi ABD'ye sığınmakta buldu. İkinci Dünya Savaşı yaklaşırken,Başkan Franklin Roosevelt'e mektup yazan ünlü fizikçi, Nazirejiminin yakında atom bombası yapabileceği uyarısında bulundu.Roosevelt, Einstein'ın uyarısını dikkate alarak, atom bombasıgeliştirilmesini öngören 'Manhattan Projesi'ni devreye soktu. Ne varki Einstein, atom bombasının yapımında rol almadığı gibi, buna açıkbir dille de karşı çıkmıştı. Ancak Almanya'nın 7 Mayıs 1945'teteslim olmasının ardından atom bombası yapma işinde korkulduğu kadarciddiyetle uğraşmadıkları ortaya çıktı. Bu proje çalışmaları sonundaABD, yaptığı atom bombalarını, Japonya'yı teslim olmaya zorlamakiçin, Hiroşima ve Nagazaki'ye attı.Kendi canavarlarından korkuyorlarABD, 10 bin kişinin katılımıyla tarihinin en büyük terörtatbikatlarından birisini düzenliyor. Beş gün sürmesi planlanantatbikatta, biyolojik ve kimyasal silahlarla düzenlenen saldırılardaneler yapılacağı gözden geçiriliyor. Tatbikatın ilk gününde NewJersey'e biyolojik saldırı, Connecticut kıyısındaki bir limana dakimyasal saldırı düzenlendi. 16 milyon dolara malolması beklenen veABD İç Güvenlik Bakanlığı'nca düzenlenen tatbikata İngiltere veKanada'dan da yetkililer katılıyor.ABD, denek olarak kullandığı insanlara LSD dahil birçok kimyasalverdiAmaç beyin kontrolüSovyetler'in geliştirdiği düşünülen biyolojik silahları ve beyinyıkama yöntemlerini örnek alan ABD, 1947 yılında CIA'nınkurulmasıyla bir dizi zihin kontrol projesinin ilkini başlattı.ABD'ye getirilen Nazi doktorlar da bu projelerde yer alacaktı.Manhattan Projesi adı altında atom bombasını geliştiren hükümetgizli projeler konusunda büyük tecrübe kazanmıştı. Zihin kontroldeneylerinde insanların kullanıldığı bu programların kodadları, ''CHATTER, BLUEBIRD, ARTICHOKE, MKULTRA, MKSEARCH veMKDELTA'' idi.Neredeyse tüm ülkeyi sarmış olmasına karşın yıllarca büyükgizlilikle sürdürülen bu deneylerde olan bitenden habersizinsanların, küçük çocukların, akıl hastalarının, tutuklularınkullanıldığı belirlendi. Deneyler sırasında ölümlerin meydanageldiği; birçok deneğin dengesini kaybettiği ve bazılarının intiharakalkıştıkları bugün artık kesin olarak biliniyor. CHATTER(gevezelik) Projesi, Sovyetler'in casusları, esirleri itirafettirmek için kullandıkları ilaçların 'başarısına' karşılık olarakgeliştirilmişti. Araştırma, casusların sorguları sırasındakullanılabilecek ilaçların belirlenmesi ve denenmesi üzerineodaklanmıştı. CHATTER Projesi, 1953 yılında resmen sonlandırıldı.Çalışmalarını insan davranışlarını kontrol yönünde genişletmekisteyen CIA, teşkilatın başı Allen Dulles 'ın onayıyla 1950 yılındaBLUEBIRD (bir tür muhabbet kuşu) Projesi'ne başladı.Bu programın hedefleri şöyle sıralanıyordu:1) Personelden izinsiz bilgi sızdırılmasını önleyecek bir yöntemgeliştirmek,2) Özel sorgulama teknikleri yoluyla bireyin kontrol edilmesininmümkün olup olmadığının araştırılması,3) Hafıza geliştirme yöntemlerinin araştırılması,4) CIA personelinin düşman kontrolüne geçmesini önlemek için savunmateknikleri geliştirmek.BLUEBIRD Projesi'nin kod adı, 1951 Ağustos'unda ARTICHOKE (enginar)Projesi olarak değiştirildi. Bu projenin hedefi de hipnoz ve çeşitlikimyasalların kullanımı yoluyla sorgulama tekniklerininaraştırılmasıydı. Bu program da 1956'da noktalandı. Ancak ARTICHOKEProjesi'nin durdurulmasından 3 yıl önce, yani 13 Nisan 1953'te CIABaşkan Yardımcısı Richard Helms 'in önerileri doğrultusunda MKULTRAProjesi başlatıldı. MK harflerinin Mind Kontrolle (zihin kontrolü,kontrolle kelimesi İngilizce 'control' ün Almanca karşılığı)kelimelerinin kısaltması olduğu tahmin ediliyor. MKULTRA Projesikapsamında insan davranışlarını kontrol etmek amacıyla kullanılanyöntemler arasında radyasyon, elektroşok, hipnoz, başta LSD olmaküzere çeşitli kimyasallar, askeri araç gereçler, işkence aletleri,psikoloji, psikiyatri, sosyoloji, antropoloji gibi sosyal bilimlervardı.MKULTRA'nın yurtdışı için geliştirilenine de MKDELTA adı verilmişti.MKULTRA şemsiyesi altında tanımlanan 150 kadar projeden en ünlüsüolan MONARCH Projesi, resmi olarak 1960'ların başlarında Amerikanordusu tarafından başlatıldı. (Gayri resmi olarak çok daha öncedenbaşladığı biliniyor.) MONARCH Projesi halen ulusal güvenliknedenlerinden ötürü 'çok gizli' olarak sınıflandırılmış durumda. Bukorkunç deneylerin gerçekleştirildiğ i yerler arasında 44üniversite, 15 bilim vakfı, 12 hastane, 3 hapishane ve ilaçşirketleri bulunuyordu. Araştırmalarda dünyaca ünlü psikiyatrlar,psikologlar ve beyin cerrahları yer alıyordu. Zihin kontrolçalışmalarında CIA ile işbirliği yapanlar arasında AmerikanPsikoloji Derneği, Amerikan Psikiyatri Deneği'nin eski başkanları,Biyolojik Psikiyatri Topluluğu ve ödüllü psikiyatrlar vardı. ABD'dezihin kontrol deneyleri sadece CIA tarafından değil ABD Ordu HaberAlma Dairesi ve Ordu Kimyasal Silahlar Ofisi tarafından dayürütüldü. Askerlere birer kâğıt imzalatarak kobay olmalarısağlandı. MKULTRA belgelerinin büyük bölümü yine programı başlatankişi olan CIA Başkanı Richard Helms'in emriyle 1972'de yok edildiğiiçin insanlar üzerinde zihin kontrol deneylerinin gerçek boyutubelki de asla bilinemeyecek.Tüyler ürperten ifadelerBiyolojik saldırı korkusuyla yaşayan ABD'de hastalalıklara karşı hertürlü önlemi alınıyor. ABD'nin işgal ettiği ülkelerde iseçocuklardahil birçok kişi kullanılan silahlardan dolayı çaresizdurumda kalıyor.MKULTRA Projesi'nin ilk olarak 1975 yılında başkanlığa bağlıRockefeller Komisyonu tarafından gün ışığına çıkartılmasınınardından Senato'nun sağlıktan sorumlu alt komitesi, CIA'nın insanlarüzerinde yaptığı deneylerle ilgili tüyler ürperten ifadeler dinledi.Günümüze kalan belgeler ve tarihçiler, bilim adamları ve gazetecilertarafından yapılan araştırmalar, CIA'nın MKULTRA kapsamındaözellikle radyasyon ve LSD'nin kullanıldığı deneylere ağırlıkverdiğini gösteriyor. Bu deneyler, CIA personeline, askerlere,casuslara, fahişelere, akıl hastalarına ve sıradan insanlaratepkilerini ölçmek için, çoğu durumda deneğin haberi olmadan LSDverilmesini içeriyordu. Bu tür deneylerde eroin, meskalin,skopolamin, marihuana, alkol ve sodyum pentatol gibi maddeler dekullanıldı. MKULTRA Projesi'nde görevli biyolojik silah uzmanı Dr.Frank Olson , 28 Kasım 1953 tarihinde, kendisinden habersiz içkisinekarıştırılan LSD'nin etkisi altındayken Manhattan'da bir otelin 13.katından atladı. Ailesi Dr. Olson'un gerçek ölüm nedenini 22 yılsonra MKULTRA ile ilgili bilgiler ilk ortaya çıkmaya başladığındaöğrendi. Harold Blauer adında bir profesyonel tenis oyuncusunun dagizli bir meskalin deneyi sırasında öldüğü sonradan ortaya çıktı.ABD Donanması'ndan emekli Wayne Ritchie , 1957'de katıldığı bir Noelpartisinde kendisine gizlice LSD vermekle suçladığı CIA aleyhinegeçen yıl 12 milyon dolarlık bir tazminat davası açtı.Biyolojik silah çalışmaları sürüyorBaşkan George W. Bush , kitle imha silahları üreterek uluslararasısözleşmeleri ihlal etmekle suçladığı Irak'a harekât emri verdiğisıralarda ABD'nin, İngiliz ordusunun da yardımıyla yeni nesilbiyolojik ve kimyasal silahlar geliştirme çalışmalarını sürdürdüğüiddia ediliyor. Bundan üç yıl önce İngiliz The Guardian gazetesinedemeç veren ABD'li mikrobiyoloji profesörü Mark Wheelis ile İngilizuluslararası savunma profesörü Malcolm Dando , ABD'nin biyolojikmisket bombaları, antraks ve kalabalık insan gruplarının söz konusuolduğu durumlarda kullanılacak öldürücü olmayan silahlar üzerindeçalıştığını iddia etmişlerdi.CIA'NIN ABD DIŞINDAKİ PROJELERİYurtdışında 'üçüncü şans'CIA projeleri arasında yurtdışında da gerçekleştirilenler vardı.Özellikle yurtdışı için tasarlanan MKDELTA programı Avrupa ve Asyaayağı olarak ayrılmış ve bunlara Üçüncü Şans ve Derbi Şapkasıprojeleri adı verilmişti. Ancak bu konuda belgeye ulaşılamamıştır.Senato'da yapılan oturumlarda da bu projeler hakkında bilgi sahibiolan tanığa rastlanmadı. Ancak Kanada'da MKULTRA kapsamında çokçeşitli deneyler yürütüldüğünü kanıtlayan belgeler bulunuyor.Bunlardan en iyi bilineni Dr. Ewen Cameron tarafından 1950-1965yılları arasında Montreal'deki Allen Memorial Enstitüsü'ndekihastalara elektroşok ve deneysel ilaçlar verilmesini kapsayandeneylerdir. 1992 yılında bu deneyler ortaya çıktığında Dr. Cameronda hastalarının çoğu da ölmüştü.ABD'Lİ PSİKİYATRİST ROSS'UN ARAŞTIRMASI:'Mançuryalı Aday' gerçektiKişilik bölünmesi konusunda uzman olan ABD'li psikiyatr Colin A.Ross , günümüze kalan belgeler üzerinde yaptığı uzun süreliaraştırmalardan sonra kaleme aldığı ''Bluebird: PsikiyatrlarTarafından Kasıtlı Olarak Yaratılan Bölünmüş Kişilik'' adlıkitabında şöyle yazıyor: ''BLUEBIRD Projesi'nde CIA, kasıtlı olarakkişilik bölünmesi yarattığı deneklerini gizli operasyonlardakullanmaya çalışmıştır. Belgelerin incelenmesi sonucu bu inanılmazdeneylerde, 11 yaşındaki çocukların beyinlerine elektrodlaryerleştirildiğ i, 7-11 yaşları arasındaki çocuklara haftalarca, hergün, günde 150 mg LSD verildiği ve elektroşok yoluyla deneklerinhafızalarının silindiği, hayvanların beyinlerine elektrodyerleştirerek kimyasal ya da biyolojik saldırılarda kullanmaçalışmaları yapıldığı biliniyor. 'Mançuryalı Aday' (orijinali 1962yılında çekilen ve beyin yıkama yöntemlerini konu alan bir film)kurgu değil gerçektir ve CIA tarafından 1950'lerde BLUEBIRD veARTICHOKE zihin kontrol programlarında yaratılmıştır.''DSS
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)